Doktorsitesi.com

Safra kesesi ve taşları

Prof. Dr. Nurkan Törer
Prof. Dr. Nurkan Törer
15 Ocak 2020119 görüntülenme
Randevu Al
Safra kesesi ve taşları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Safra Kesesi Nedir ve Vücuttaki Görevi Nelerdir?

Safra kesesi, karaciğerin alt yüzeyine yapışık halde bulunan, yaklaşık 5-6 cm çapında ve armut biçiminde bir organdır. Yaygın kanının aksine bu organ safrayı üreten değil, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan bir merkez işlevi görür. Karaciğerde üretilen safra sıvısı, kanallar aracılığıyla bağırsağa aktarılırken, bu sistemin bir parçası olan safra kesesi ihtiyaç anı için safrayı bünyesinde tutar.

Özellikle yağlı gıdaların tüketilmesiyle birlikte, sindirim sisteminin safraya olan ihtiyacı artış gösterir. Bu durumda safra kesesi kasılarak içinde depoladığı sıvıyı kanallar aracılığıyla bağırsağa gönderir. Bu süreç, besinlerin sağlıklı bir şekilde sindirilmesi için kritik bir öneme sahiptir.

Safra Kesesi Taşları Neden Oluşur?

Safra kesesinde depolanan sıvının içeriğinin kimyasal olarak değişmesi veya bazı mikroorganizmaların etkisiyle safra yoğunlaşarak taşlaşma eğilimi gösterebilir. Bu durumun oluşmasında beslenme alışkanlıkları ve genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Özellikle Doğu Akdeniz bölgesinde sık görülen bazı kan hastalıkları, bölgemizde safra kesesi taşlarının görülme sıklığını artıran temel unsurlar arasındadır.

Safra Kesesi Taşı Saptanan Hastalar Nasıl Bir Yol İzlemelidir?

Günümüzde ultrasonografi kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, safra kesesi taşları çok daha kolay teşhis edilebilmektedir. Ancak, safra kesesinde taş saptanan her hastanın mutlaka cerrahi operasyon geçirmesi gerektiğine dair genel bir kural bulunmamaktadır. Semptomsuz (hiçbir şikayeti olmayan) ve tesadüfen saptanan taşlarda rutin olarak ameliyat önerilmez.

Bu süreçte hastanın durumu değerlendirilirken şu kriterler göz önünde bulundurulur:

  • Hastanın yaşı ve genel sağlık durumu,
  • Ameliyata engel teşkil edebilecek ek hastalıklar,
  • Daha önce geçirilmiş karın cerrahileri.

Hiçbir şikayeti olmayan hastalarda bile ciddi problem yaşama riski düşük olsa da bu riskin sıfır olmadığı unutulmamalıdır. Bu nedenle, hastaların bir uzman tarafından değerlendirilmesi, detaylı hikaye alımı ve karaciğer enzimlerinin tetkik edilmesi hayati önem taşır.

Safra Kesesi Taşı Tedavisinde Tek Çözüm Ameliyat mıdır?

Safra kesesi taşlarının tedavisinde günümüzdeki en etkin ve kesin yöntem, kesenin içindeki taşlarla birlikte cerrahi olarak alınmasıdır. Böbrek taşlarının aksine, safra taşlarında taş kırma, düşürme veya eritme gibi etkili tedavi yöntemleri bulunmamaktadır. Günümüzde bu operasyonlar çoğunlukla laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirilse de nadir durumlarda açık ameliyat gerekebilmektedir.

Bazı özel durumlarda uygulanan alternatif yaklaşımlar ise şunlardır:

YöntemUygulama AmacıKalıcılık Durumu
İlaç TedavisiSafra çamuru veya yoğunlaşması durumundaUzun süreli önerilmez
ERCP (Endoskopik)Safra kanalına düşen taşların çıkarılmasıKesenin içindeki taşları çözmez
Perkütan DrenajAmeliyatı kaldıramayacak ağır hastalarda apse boşaltımıGeçici ve acil bir çözümdür

Ne Zaman Ameliyat Olmak Gerekir?

Safra kesesi taşları iki temel nedenden dolayı klinik olarak ciddiye alınmalıdır. Birincisi; yemeklerden sonra artan şişkinlik, karın ağrısı, midede yanma ve bulantı gibi hastanın yaşam kalitesini düşüren şikayetlerdir. İkincisi ve daha riskli olanı ise taşların safra sistemini tıkaması sonucu oluşan komplikasyonlardır.

Bu komplikasyonlar arasında safra kesesi iltihabı, pankreas iltihabı (pankreatit), safra yolları iltihabı ve sarılık gibi hayati tehlike arz edebilecek tablolar yer alır. Şikayetler henüz başlangıç aşamasındayken yapılan ameliyatlar düşük riskli ve kolaydır. Ancak iltihaplanma arttıkça operasyonun riskleri artmakta ve kapalı ameliyat şansı azalmaktadır.

Kapalı Ameliyat mı Yoksa Açık Ameliyat mı Daha Güvenlidir?

Ameliyatın güvenliği, yöntemin kendisinden ziyade cerrahın tecrübesi ile doğrudan ilişkilidir. Her şeyin normal seyrettiği vakalarda kapalı ameliyat, hastaya sağladığı konfor ve hızlı iyileşme süreci nedeniyle açık ameliyata göre çok daha avantajlıdır. Ancak cerrahın, operasyon sırasında bir risk gördüğünde tereddüt etmeden açık ameliyata dönme kararı alması hayati bir yetkinliktir.

Safra Kesesinin Alınması Vücutta Eksiklik Yaratır mı?

Safra kesesi safrayı üreten değil, sadece depolayan bir organ olduğu için alınması durumunda sindirim sistemi işlevini sürdürmeye devam eder. Safra, karaciğerden doğrudan bağırsağa akmaya devam ettiği için hastaların büyük çoğunluğunda hissedilir bir eksiklik oluşmaz. Aksine, mevcut ağrı ve şikayetlerinden kurtulan hastaların yaşam kalitesi artar. Çok nadir vakalarda görülen geçici adaptasyon sorunları ise birkaç ay içinde vücudun yeni düzene alışmasıyla ortadan kalkar.

Etiketler

Safra kesesiSafra taşıKolesistektomi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Nurkan Törer

Prof. Dr. Nurkan Törer

Prof. Dr. Nurkan Törer Adana’da Genel Cerrahi uzmanı olarak çalışmaktadır. 25 yılı aşkın süredir Genel Cerrahi alanında, özellikle de gastrointestinal (mide-kalın bağırsak) hastalıklar ve kanserler üzerine yoğun çalışmaları bulunmaktadır.  Mesleğinin ilk 5 yılında Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde Genel Cerrahi Kliniğinde uzmanlık eğitimini tamamlayan Dr. Nurkan Törer son 20 yıldır da Adana’da mesleğini sürdürmektedir. Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi’nde 15 yıllık akademik hayatı boyunca çalışmalarını mide kanserleri, karaciğer, safra kesesi ve pankreas kanserleri, ileri laparoskopik cerrahi girişimler, kalın bağırsak kanserleri ve obezite ve metabolik cerrahi üzerine yoğunlaştırmıştır. Son 5 yıldır Özel Medline Adana Hastanesinde çalışmakta olan Prof. Dr. Nurkan Törer, 2023 yılı itibari ile kendi özel kliniğinde hastalarını görmeye başlamıştır.

Evli ve 2 çocuk babası olan Nurkan Törer lisans öncesi öğrenimlerini İskenderun Demir- Çelikte tamamladıktan sonra 1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1997 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, yine Hacettepe Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında tamamlayarak 2003 yılında Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur. 2002 yılında Yeterlilik (board) Sınavını başarıyla veren Dr. Nurkan Törer Türk Cerrahi Yeterlilik Belgesi almaya da hak kazanmıştır. 2003-2018 yılları arasında Başkent Üniversitesi Adana Hastanesinde görev yapmıştır. Bu süre içerisinde Ocak 2011 yılında girdiği Doçentlik sınavını başarı ile vererek Doçent unvanı kazanan Dr. Nurkan Törer, 2016 yılında yine Başkent Üniversitesinde Profesör unvanını almıştır. 2008-2009 yılları arasında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Acil Tıp Biriminde vatani görevini yapmıştır. Akademik faaliyetlerine burada da devam eden Dr Nurkan Törer GATA ekibi ile yerli ve yabancı tıp yazınına katkı sunmaya devam etmiştir. 2009 yılında Cleveland Clinic Center’da hepatobiliyer ve üst gastrointestinal ileri laparoskopik cerrahi işlemler konusunda gözlemci olarak bulunmuş ve Robotik Cerrahi eğitimi almıştır. Dr Nurkan Törer burada aldığı deneyimleri Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezinde ekip arkadaşları ile de sürdürerek Çukurova Bölgesinde ileri laparoskopik cerrahi işlemler konusunda farkındalık oluşmasına katkı sağlamıştır. Başkent Üniversitesi Adana Hastanesinde uzun yıllar  ‘Hastane Mortalite Komitesi’ başkanlığı görevini yürütmüştür. 2018-2023 yılları arasında Özel Adana Medline Hastanesinde birçok hastaya dokunan Prof. Dr.Nurkan TÖRER 2023 yılı itibarı ile mesleki çalışmalarına özel muayenehanesinde devam etmektedir. Dr. Nurkan Törer Adana Tabip Odası, Türk Cerrahi Derneği, Hepatobiliyer Cerrahi Derneği ve Çukurova Cerrahi Derneği üyesidir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.