Romatoloji halk arasında romatizmal hastalıklarla ilgilenen bilim dalı olarak da bilinir. Bu bilim dalının ilgilendiği hastalıkların çoğu daha çok kas iskelet sistemi tutulumu ile gider ancak bazı romatolojik hastalıklar sık sık böbrek, karaciğer, akciğer, kalp, beyin gibi hayati organları etkileyebilir.

Romatolojik hastalıklar, günümüzde önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Son yıllarda romatolojik hastalıkların tedavisindeki yenilikler ve farkındalığın artması ile romatoloji doktorlarına olan talep her geçen gün artmaktadır. Pek çok romatolojik hastalığın kronik olması, bazısının yaşamı tehdit etmesi ve bir çoğunun iş gücü kaybına yol açması etkin tedavi ve takibini zorunlu kılmaktadır.

Romatizma, kemikler, kaslar, eklemler, tendonlar, ligamanlar veya eklemler ile çevrelerindeki dokulardaki herhangi bir ağrı ve sızıları tanımlamak için kullanılan genel bir terimdir. Romatolojide kas iskelet sistemini etkileyen hastalıklar iki grupta ele alınır. Bunlar, inflamatuar (iltihablı) romatizmal hastalıklar ve noninflamatuar (iltihabsız) romatizmal hastalıklardır. Noninflamatuar romatizmal hastalıklarda genellikle sistemik bir inflamasyon tablosu bulunmaz. Kanda vücuttaki inflamasyon varlığını gösteren değerler (sedimentasyon gibi) genellikle normaldir. Bunlara örnek olarak lomber disk hernisi (bel fıtığı), servikal disk hernisi (boyun fıtığı), osteoartrit (kireçlenmeler), osteoporoz (kemik erimesi), fibromiyalji ( yumuşak doku romatizması) hastalıklar gösterilebilir.

İnflamatuar romatizmal hastalıklar ise genellikle sistemik inflamasyon bulguları ile seyreder. Kanda sedimentasyon gibi inlamasyon varlığını gösteren değerleri yüksektir. Daha uzun süreli takip ve tedavi gerektirirler. Hastalarda kas iskelet sistemi ve diğer organlarda (kalp, akciğer, böbrek, beyin gibi) kalıcı hasar bırakma riskleri fazladır. Bu hastalıklara örnek olarak romatoid artrit, ankilozan spondilit, sistemik lupus eritematozus, skleroderma, mikst bağ dokusu hastalığı, Sjögren sendromu, dermatomiyozit, polimiyozit, Behçet hastalığı, Ailevi Akdeniz Ateşi, damar İltihapları(sistemik vaskülitler) gösterilebilir.

Erken dönemde tanısı konulmuş ve uygun bir şekilde tedavi edilmiş bir çok romatizmal hastalığın ilerlemesini geciktirmek hatta önleyebilmek mümkün olabilmektedir. Romatizmal hastalıkların başlangıcında doğru tanı konması ve uygun tedavi başlanması önemlidir. Başlangıçta yapılan uygun tedavi hastanın sonraki yaşamı için çok önemlidir. Erken tanı ve uygun tedavi ile sakatlık gelişimini, çalışma ile ilgili kısıtlılıkları, hastalığa bağlı tıbbi ve ekonomik maliyetleri azaltmak mümkün olabilmektedir.

Romatologların temel hedefi romatolojik hastalıkların tanısını erken koymak, takiplerini düzenli bir şekilde yapmaktır. Romatizmal hastalıkların bir çoğu kronik (süregen) hastalıklardır. Bu nedenle belirli aralıklarla takipleri gereklidir. Takipler sırasında hem hastalığın seyri, hem de verilen tedavinin etkinliği değerlendirilir. Takipte hastanın tedavisinde yapılacak değişikliklerin yanısıra tedavi ile ilişkili bir yan etki olup olmadığı da kontrol edilmektedir.

Hastalıkların tedavisinde gerekli görüldüğü takdirde Nefroloji, Kardiyoloji, Göğüs Hastalıkları ve Enfeksiyon Hastalıkları gibi kliniklerden destek alınmaktadır.


İstanbul Dahiliye uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!