Relationship Between Lacrimal Bone Thickness and Lacrimal Sac in Chronic Dacryocystitis

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
EDCR Hastalarında Lakrimal Kemik Kalınlığı ve Pürülan Sekresyon Analizi
Lakrimal kesede meydana gelen kronik inflamasyon, çevredeki kemik dokularının kalınlaşmasına neden olabilen önemli bir klinik tablodur. Bu bilimsel çalışma, Endoskopik Dakriyosistorinostomi (EDCR) uygulanan hastalarda, lakrimal kesedeki pürülan sekresyon varlığının lakrimal kemik ve maksilla kalınlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Araştırmanın Metodolojisi ve Hasta Grupları
Çalışma kapsamında, EDCR operasyonu geçiren ve yaş ortalaması 49,07 olan 70 hasta titizlikle incelenmiştir. Hastaların paranazal sinüs BT (Bilgisayarlı Tomografi) görüntüleri kullanılarak; üst, orta ve alt olmak üzere üç farklı düzlemde lakrimal kemik kalınlığı ile maksimum ve orta nokta maksiller kemik kalınlıkları ölçülmüştür.
Değerlendirme sürecinde hastalar şu iki ana gruba ayrılmıştır:
- Grup 1: İntraoperatif dönemde lakrimal kesesinde pürülan sekresyon tespit edilenler.
- Grup 2: Lakrimal kesesinde pürülan sekresyon bulunmayanlar.
Araştırma Bulguları ve İstatistiksel Veriler
Yapılan analizler sonucunda, her iki grup arasında maksimum ve orta nokta maksiller kemik kalınlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ancak, Grup 1'deki hastaların lakrimal kemik kalınlıklarının, her üç düzlemde de Grup 2'ye oranla anlamlı derecede yüksek olduğu verilerle kanıtlanmıştır.
Çalışmada lakrimal kemik kalınlığı için belirlenen kritik eşik (cutoff) değerleri şu şekildedir:
| Ölçüm Düzlemi | Cutoff Değeri (mm) |
|---|---|
| Üst Düzlem | 0.710 mm |
| Orta Düzlem | 0.685 mm |
| Alt Düzlem | 0.675 mm |
Klinik Sonuç ve Değerlendirme
Araştırma sonuçları, lakrimal kesedeki pürülan sekresyon varlığının lakrimal kemik kalınlığındaki artışla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. BT üzerinden yapılan bu kemik kalınlığı ölçümleri, cerrahi müdahale öncesinde lakrimal kesenin durumu hakkında cerrahlara kritik ve öngörücü bilgiler sunmaktadır. Bu veriler, operasyon planlamasında kemik yapısının önceden analiz edilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.




