Doktorsitesi.com

Rahim ağzı (Serviks biopsi neden yapılır?

Op. Dr. İlter Güvendik
Op. Dr. İlter Güvendik
11 Haziran 2013941 görüntülenme
Randevu Al
Rahim ağzı (Serviks  biopsi neden yapılır?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Rahim Ağzı Kanseri ve HPV İlişkisi

Rahim ağzı kanseri (serviks kanseri), dünya genelinde kadınlar arasında en sık görülen ikinci kanser türüdür. Afrika ülkelerinde ve gelişmekte olan bölgelerde üst sıralarda yer alırken, Türkiye'de en sık görülen dokuzuncu kanser türü olarak kaydedilmiştir. Türkiye'de yılda yaklaşık 1400 yeni rahim ağzı kanseri vakası beklenmekte ve maalesef 700 civarında hasta bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Bilimsel veriler, serviks kanserinin %99 oranında HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonu sonucunda geliştiğini göstermektedir. HPV'nin sayısal olarak tanımlanan pek çok tipi bulunmakla birlikte, kansere en sık yol açan yüksek riskli tipler 16, 18, 31 ve 45 numaralı virüslerdir.

Tanı Yöntemleri: Smear Testi ve Serviks Biopsisi

Rahim ağzı kanserini henüz gelişim aşamasındayken, yani kanserleşme tamamlanmadan tespit etmek mümkündür. Bu amaçla smear testi, kolposkopi ve biopsi gibi hayati öneme sahip yöntemler uygulanır.

Serviks (rahim ağzı) biopsisi, smear taramalarında şüpheli bir durumla karşılaşıldığında tanıyı kesinleştirmek amacıyla gerçekleştirilir. Smear testinde hücreler tek tek değerlendirilirken, biopside doku bütünlüğü incelenir. Dokuda oluşan tümöral değişiklikler her zaman smear testinde görülmeyebileceği için, kesin tanı için biopsi kritik bir adımdır.

Serviks Biopsisi Uygulama Yöntemleri

Rahim ağzından doku örneği almak (biopsi) için farklı cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Bu yöntemler şunlardır:

  • Punch biopsi
  • LEEP
  • Konizasyon

Bu işlemler sırasında serviks hücrelerindeki anormal değişimler (displazi) detaylı olarak araştırılır.

CIN Sınıflandırması ve Patolojik Teşhisler

Biopsi sonucunda hücrelerin yapısal bozulmalarına göre belirli evrelemeler yapılır. Bu evreler, hastalığın ilerleme riskini belirler:

  • CIN I (Hafif Displazi): Hücrelerin normal yapısını kaybederek mikroskop altında anormal bulgular (koyu boyanan çekirdekler, nükleer aneuploidi, mitotik aktivite artışı) göstermesidir. Anormal hücreler epitelin 2/3 üst yüzeyinde sınırlıdır. Tedavi gerektirmeden 1 yıl içinde %70, 2 yıl içinde ise %90 oranında kendiliğinden iyileşme gösterir.
  • CIN II (Orta Derecede Displazi): Anormal yapıda olan hücreler epitelyum tabakasının 2/3 alt kısmında yer alır. Bu evrede kendiliğinden iyileşme oranı 2 yıl içinde %50 civarındadır.
  • CIN III: Anormal yapıdaki hücrelerin epitelyum tabakasının tamamını işgal ettiği evredir.
  • CIS (Karsinoma İn Situ): Hücresel anormalliklerin ileri derecede olduğu ve artık kanser hücresi olarak tanımlandığı aşamadır. Ancak kanser henüz yüzeysel tabakada (epitel) sınırlıdır ve basal membranı aşmamıştır.

Önemli Not: Kanser hücreleri basal membran katmanını geçtiği takdirde invaziv kanser süreci başlar ve hastalık hızlı bir ilerleme gösterir.

Dönüşüm ve İlerleme Riskleri

Hücresel bozulmaların (CIN) daha ileri evrelere veya kansere dönüşme oranları ve süreleri değişkenlik göstermektedir. Bu süreç genellikle 3 ila 40 yıl arasında bir zaman dilimini kapsar.

Başlangıç EvresiCIS'e Dönüşme Oranıİnvaziv Kansere Dönüşme Oranı
CIN I%11%1
CIN II%22%5
CIN III-%12

Etiketler

Rahim ağzı kanseri belirtileriRahim ağzı kanseriRahim ağzi biopsi neden yapılır?Serviksden doku örneği almaServiks(rahim ağzı) biopsisi neden yapılırServiks(rahim ağzı) biopsisi nasıl yapılırServiks(rahim ağzı) biopsisi ne zaman yapılır

Yazar Hakkında

Op. Dr. İlter Güvendik

Op. Dr. İlter Güvendik

Op.Dr İlter Güvendik,lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Ankara Dr.Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Hastanesi'nde tamamlayarak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.