Doktorsitesi.com

Pterjium

Doç. Dr. Selim Genç
Doç. Dr. Selim Genç
2 Ağustos 20118738 görüntülenme
Randevu Al
  • Pterijium, gözün beyaz kısmından kornea tabakasına doğru ilerleyen et benzeri bir doku oluşumudur ve kızarıklık, yanma ile görme bozukluğu gibi belirtilere yol açar.
  • Temel tedavisi cerrahi müdahale olan bu rahatsızlıkta, dokunun tekrarlamasını önlemek amacıyla greft nakli veya amnion zarı uygulaması gibi çeşitli teknikler kullanılır.
  • Tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybına ve gözde beyaz leke oluşumuna neden olabilen hastalık, cerrahi sonrası nüks etme veya enfeksiyon gibi riskler barındırır.
Pterjium
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Pterijium (Kuş Kanadı) Nedir?

Halk arasında “Kuş Kanadı” olarak bilinen pterijium, gözün beyaz kısmından (sklera) renkli kısmına (kornea) doğru ilerleyen et benzeri bir doku oluşumudur. Bu durum, gözün beyaz kısmını örten konjonktiva tabakasının, göz bebeğinin üzerindeki şeffaf kornea tabakasına doğru uzanmasıyla meydana gelir. Pterijium, sadece estetik bir sorun değil, aynı zamanda göz sağlığını doğrudan etkileyen bir rahatsızlıktır.

Pterijium Belirtileri Nelerdir?

Pterijium oluşumu, hastada hem fiziksel rahatsızlıklara hem de görsel bozukluklara yol açabilir. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Gözde sürekli kızarıklık ve yanma hissi,
  • Batma ve sulanma şikayetleri,
  • İlerleyen vakalarda belirgin görme bozukluğu.

Pterijium Ameliyatı Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

Pterijiumun temel tedavisi cerrahi müdahale ile gerçekleştirilir. Ameliyat kararı, dokunun göz bebeğine doğru ilerleyerek görmeyi tehlikeye düşürdüğü veya hastada ciddi estetik kaygılar oluşturduğu durumlarda verilir. Ayrıca şiddetli kızarıklık, batma ve diğer tıbbi zorunluluk hallerinde cerrahi işlem kaçınılmaz hale gelir.

Cerrahi Uygulama Yöntemleri:

Operasyon sırasında pterijium dokusu kornea üzerinden titizlikle kesilerek alınır. Konjonktiva zarının kalan kısmı dikişle kapatılır. Hastalığın nüks etmesini (tekrarlamasını) önlemek amacıyla şu teknikler uygulanabilir:

  • Konjonktivanın kendi altına kıvrılması veya yönünün değiştirilmesi,
  • Sklera (beyaz kısım) bölgesinin açık bırakılması,
  • Vücudun başka bir bölgesinden alınan parçanın (greft) nakledilmesi,
  • Amnion zarı nakli veya çeşitli antimetabolit ilaçların kullanımı.

Tedavi Sürecinde Oluşabilecek Komplikasyonlar ve Riskler

Pterijium ameliyatları genellikle lokal anestezi altında, sadece ilgili bölge uyuşturularak yapılır. Ancak her cerrahi işlemde olduğu gibi bu operasyonda da belirli riskler mevcuttur.

Anestezi Kaynaklı Riskler

  1. İğne ile göz veya arkasındaki damarların zedelenmesi,
  2. Anestezik maddeye bağlı olarak görme siniri hasarı,
  3. İlaçlara karşı gelişebilecek alerjik reaksiyonlar,
  4. Göz arkasında kanama oluşumu,
  5. Genel anestezi veya kan transfüzyonu gerektiren durumlarda oluşabilecek sistemik sorunlar.

Ameliyat Sonrası Gelişebilecek Durumlar

Cerrahi müdahale sonrasında hastaların dikkat etmesi gereken bazı komplikasyon riskleri bulunmaktadır:

Risk KategorisiOlası Komplikasyonlar
Görme DurumuKornea merkezini geçen vakalarda görme bulanıklığının sürmesi, gözlük veya lens ihtiyacı.
TekrarlamaPterijiumun yeniden oluşması ve tekrar ameliyat gerekliliği.
EnfeksiyonGörme kaybına yol açabilecek ciddi enfeksiyon gelişimi.
Doku HasarıYara iyileşmesinde gecikme, ülserasyon, skleromalasi (göz beyazının erimesi) veya piyojenik granülom oluşumu.

Tedavinin Kabul Edilmemesi Durumunda Karşılaşılabilecek Riskler

Pterijium tedavisi ihmal edildiği takdirde, doku ilerlemeye devam ederek kornea tabakasını tamamen kaplayabilir. Bu durum ileri derecede görme kaybına neden olur. Hastalık çok ileri evreye ulaştıktan sonra tedavi edilse bile, gözde kalıcı bir beyaz leke kalma riski oldukça yüksektir.

Etiketler

KızarıklıkBatmaPterjiumGöz bebeğiKuş kanadıPterjium ameliyatıPterjium ilaç tedavisiGözdeki etin alınmasıPterjiyum hastalığıPterjium hastalığı nedir

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Selim Genç

Doç. Dr. Selim Genç

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.