Doktorsitesi.com

PROSTAT KANSERİ hakkında bilmeniz gerekenler

Prof. Dr. Doğan Erden
Prof. Dr. Doğan Erden
12 Aralık 20155205 görüntülenme
Randevu Al
  • Prostat kanseri genellikle 55 yaş üzeri erkeklerde görülür ve erken evrelerde hiçbir belirti göstermeyebilir.
  • Tanı sürecinde PSA kan testi ve fiziksel muayene önemli rol oynarken, kesin teşhis için prostat biyopsisi yapılması zorunludur.
  • Tedavi yöntemleri hastalığın evresine göre izlem, cerrahi müdahale, radyoterapi veya hormon tedavisi gibi seçenekleri kapsamaktadır.
PROSTAT KANSERİ    hakkında bilmeniz gerekenler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Prostat Kanseri Hakkında Temel Bilgiler

Prostat kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık rastlanan dördüncü kanser türüdür. Erken evre prostat kanserinde hastaların genellikle asemptomatik (belirtisiz) olduğu unutulmamalıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar, bu hastalığın en fazla 55 yaş üzeri erkeklerde görüldüğünü ve tanı alan hastaların ortalama yaşının 72 olduğunu göstermektedir.

Prostat Nedir ve İşlevi Nelerdir?

Prostat, erkeklerde meninin bir kısmını oluşturan koyu bir salgı üreten aksesuar bir bezdir. Mesanenin hemen altında yer alan bu organ, idrarın boşalmasını sağlayan kanalın (üretra) ilk kısmını çepeçevre sarar. Prostatın sağlıklı bir şekilde işlevini sürdürebilmesi için başta testislerden salgılanan testosteron olmak üzere erkeklik hormonlarına ihtiyacı vardır.

Kanser ve Tümör Yapıları: Selim ve Habis Farkı

Vücudumuzdaki hücreler normal şartlarda ölen hücrelerin yenilenmesi ve doku onarımı için bölünürler. Ancak kanser hücreleri bu kontrol mekanizmasını kaybederek kontrolsüzce çoğalır ve tümörleri oluşturur. Prostat dokusundaki büyümeler iki ana grupta incelenir:

  • Benign (Selim) Doku: Kanser değildir, yavaş büyür ve diğer organlara yayılmaz. Benign Prostat Hiperplazisi (BPH), normal hücrelerin büyümesiyle oluşur ve idrar kanalına baskı yaparak şikayetlere yol açabilir.
  • Malign (Habis) Doku: Kanserdir. Hücreler kontrolsüz çoğalarak komşu dokuları tahrip eder. Kan veya lenf yoluyla başka bölgelere yayılmasına metastaz denir.
DurumÖzellikleriYayılım
Benign (BPH)İyi huylu büyüme, yavaş gelişimSadece prostat içinde kalır
Malign (Kanser)Kötü huylu, kontrolsüz çoğalmaUzak organlara (kemik, lenf vb.) yayılabilir

Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Erken dönemde genellikle şikayete yol açmayan prostat kanseri, bazen iyi huylu büyüme belirtileriyle maskelenebilir. Aşağıdaki şikayetlerin varlığında mutlaka bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır:

  • Geceleri artan sık idrar yapma ihtiyacı ve işeyememe,
  • Zayıf veya kesik kesik idrar akışı,
  • İdrar yaparken yanma, ağrı veya ağrılı boşalma,
  • İdrarda veya menide kan görülmesi,
  • Sırt, kalça ve bacak bölgelerinde geçmeyen ağrılar.

Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Doktorunuz, şikayetlerinizi dinledikten sonra fizik muayene ve laboratuvar testleri isteyebilir. Tanı sürecinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:

  1. Parmakla Rektal Muayene: Prostatın büyüklüğü, kıvamı ve nodül varlığı kontrol edilir.
  2. PSA Kan Testi: Kandaki Prostat Spesifik Antijen düzeyi ölçülür. PSA yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmez; iltihap veya büyüme de bu değeri artırabilir.
  3. Transrektal Ultrasonografi: Makattan yerleştirilen bir prob ile prostatın detaylı görüntüsü alınır.
  4. Prostat Biyopsisi: Kanser tanısını kesinleştirmek için tek yoldur. İnce bir iğne ile alınan doku örnekleri patoloji uzmanı tarafından incelenir.

Gleason Skoru ve Evreleme

Biyopsi sonucunda kanser saptanırsa, tümörün saldırganlığını belirlemek için Gleason Skorlaması kullanılır. Bu skor 2 ile 10 arasında değişir; 10 en saldırgan formu temsil eder. Ayrıca hastalığın yayılımını belirlemek için bilgisayarlı tomografi, MR veya kemik sintigrafisi gibi yöntemlerle evreleme yapılır.

Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri

Tedavi seçeneği; hastalığın evresine, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre belirlenir. Başlıca yöntemler şunlardır:

İzlem ve Cerrahi Müdahale

  • İzlem: Düşük riskli veya beklenen yaşam süresi kısa olan hastalarda, tedavi yan etkilerinden kaçınmak için hasta yakından takip edilir.
  • Radikal Prostatektomi: Prostatın cerrahi olarak tamamen çıkarılmasıdır. Özellikle yaşam süresi 10 yılın üzerinde olan ve kanserin prostatla sınırlı olduğu hastalarda tercih edilir.

Radyasyon ve Kriyoterapi

  • Radyoterapi: Yüksek enerjili ışınlarla kanser hücrelerinin yok edilmesidir. Harici (dıştan) veya brakiterapi (içten çekirdek yerleştirme) şeklinde uygulanabilir.
  • Kriyoterapi: Prostat dokusunun özel iğnelerle dondurularak kanserli hücrelerin öldürülmesi işlemidir.

Hormon Tedavisi ve Kemoterapi

  • Hormon Tedavisi: Testosteron seviyesini düşürerek kanserin büyümesini durdurmayı amaçlayan sistemik bir tedavidir. Cerrahi (testislerin alınması) veya ilaç (enjeksiyon) yoluyla uygulanabilir.
  • Kemoterapi: Genellikle hormon tedavisine yanıt vermeyen, ilerlemiş vakalarda tercih edilen bir yöntemdir.

Hastalığın Nedenleri ve Korunma Yolları

Prostat kanserinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, aile öyküsü (genetik yatkınlık) önemli bir risk faktörüdür. Beslenme alışkanlıklarının da risk üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Yağlı beslenme riski artırırken; sebze, meyve ve özellikle pişmiş domates tüketiminin riski azaltabileceği öngörülmektedir. Ayrıca kadmiyum gibi metallere veya tarım ilaçlarına maruz kalmak da risk faktörleri arasında sayılmaktadır.

Etiketler

Prostat kanseri degerlendirmeProstat kanserinin sebepleriHormon tedavisinin riskleri nelerdir?Benign prostat hiperplazisi (selim prostat büyümesi)Malign (habis) doku kanserProstat biyopsisi nasıl yapılır?Prostat biyopsisi neden gerekir?

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Doğan Erden

Prof. Dr. Doğan Erden

Prof. Dr. Doğan ERDEN, 1945 yılında Eskişehir'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde yapmış ve Üroloji Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.