Prostat kanseri için 40 yaş üzeri erkeklerin en önemli sağlık problemlerinden biridir. Prostat kanseri için bilinen risk faktörleri yaş, ırk ve aile öyküsüdür. Çevresel ve genetik bazı ek faktörlerin de etkili olabileceği düşünülmektedir.

Prostat kanseri teşhisinde ilk adım parmakla rektal muayene ve kanda ölçülen PSA testidir. Rektal muayenede anormallik saptanan kişiler (nodül varlığı, dokunun sert kıvamda olması) ya da kanda ölçülen PSA değeri belirlenen yaş aralığına göre yüksek olanlar (40 yaşında yapılan PSA değeri 1 ng/ml den daha düşük olması beklenmektedir) prostat kanseri şüphesi taşırlar. Prostat kanserinin kesin tanısı prostat biyopsisi ile konulur. Biyopside temel amaç hastada kanser bulunup bulunmadığının ortaya konmasıdır.

Prostat biyopsisi son yıllarda teknolojik gelişmelere paralel olarak kanserin karakteristik özelliklerinin yani agresif özellik içerip içermediğinin değerlendirildiği ve bu bilgiler doğrultusunda tedavi yaklaşımının belirlendiği bir işlev de görmektedir. Son yıllarda gelişen ve yaygınlaşan Multiparametrik MR inceleme (mpMR) tekniği ile, prostatın detaylı yapısını değerlendirme olanağı sağlanmıştır. Tecrübeli bir ekip tarafından gerçekleştirilen ve yorumlanan mpMR ile bugün prostatta kanser olup olmadığını, varsa yerleşimini, boyutunu ve belki en önemlisi kanserin agresif olup olmadığını anlayabilmek mümkündür.

Standart Prostat Biyopsisi ve Yetersiz Kaldığı Durumlar: Prostat kanserinin tanısında kullanılan standart yöntem, transrektal ultrason rehberliğinde yapılan prostat biyopsisidir. Bu yöntemde rasgele örnekleme yapılarak prostatın belirli bölgelerinden sistematik olarak ortalama 12 adet örnekleme yapılmaktadır. Transrektal ultrason olası kanser odaklarını göstermez sadece iğnenin prostat içerisindeki gidişini yönlendirir. Standart biyopsi tekniği ile %30-40 hastada prostat kanseri saptanabilmektedir.

Kanser saptanamayan hastalarda klinik şüphe devam ediyorsa tekrar biyopsi yapmak gerekir. Bu nedenle klinik şüphenin devamı durumundaki kişilere 2., 3., 4. kez biyopsiler yapmak gerekebilmektedir. Standart biyopsinin önemli bir kanseri atlayabilme riski olduğu kadar, hastaya hiçbir problem yaratmayacak önemsiz kanser olarak adlandırılan kanserleri de saptama riski vardır. Bu durum hastaya gereğinden fazla işlem yapılmasına da yol açabilmektedir.

MR Füzyon Biyopsi

Prostat kanseri tanısında en yenilikçi, en güvenilir yöntem füzyon biyopsi yöntemidir. Füzyon biyopsi yöntemi ile hem gereksiz biyopsiler sona ermekte hem de kanser odaklarının saptanamaması sorunu bitmektedir.

Bu yöntemde prostata ait mpMR görüntüleri özel bir bilgisayar programında işlenerek 3 boyutlu bir prostat oluşturulmakta ve kanser açısından şüpheli odaklar işaretlenmektedir. Bu bulgular özel bir biyopsi platformu ve yazılım kullanılarak, biyopsi yapılacak transrektal ultrason (TRUS) cihazına aktarılmaktadır. Biyopsi esnasında TRUS cihazından elde edilen prostat görüntüleri, eş zamanlı olarak bilgisayar sisteminde 3 boyutlu hale getirilmekte ve daha sonra MR ve TRUS görüntüleri üst üste getirilmek suretiyle füzyon işlemi gerçekleştirilmektedir. Füzyon biyopsi yönteminde hem ultrason görüntüsü hem de MR görüntüsü gerçek zamanlıdır, eş zamanlıdır. Dolayısıyla lezyonun ultrason ve MR da eşleşmesi daha büyük doğruluk oranı ile gerçekleşmektedir.

Bundan sonra biyopsi iğnesi robotik bir kol yardımıyla işaretlenmiş şüpheli MR bölgelerine yönlendirilerek sadece milimetrik sapmalarla biyopsi işlemi gerçekleştirilmektedir. Robotik kol, işaretlenen bölgeye bir navigasyon sistemi gibi bilgisayar programı tarafından yönlendirilmektedir. Bilimsel verilere göre füzyon teknolojisiyle yapılan biyopsiler ile standart biyopsiler karşılaştırıldığında, % 30 oranda daha fazla kanser yakalanmaktadır. Belki daha önemlisi, bu kanserlerin çoğu klinik önemli, yani hastaya zarar verebilecek kanserlerdir. Klinik önemsiz kanser saptama oranı ise füzyon teknolojisi ile standart biyopsiye oranla daha düşüktür.

Füzyon Biyopsi işlem Basamakları

Füzyon biyopsi yapılacak olan hastalara öncesinde mpMR yapılır.

mpMR’de yüksek tümör riski taşıyan alanlar bilgisayarda işaretlenir.

mpMR görüntüleri ile transrektal ultrasonografi rehberliğinde alınan görüntüler üst üste getirilerek prostatın 3 boyutlu modeli oluşturulur.

Füzyon biyopsi robotu ile prostat bezinin sınırları ve büyüklüğü belirlenir.

Biyopsi işlemi genel ya da lokal anestezi ile yapılır.

İşlem öncesi enfeksiyon riskini azaltmak için antibiyotik verilir.

Biyopsi iğnesi robotik bir kol yardımıyla işaretlenmiş şüpheli alanlara yönlendirilerek, hedeflenen alandan doku örneklemesi yapılır.

Aynı gün hasta taburcu edilir

Füzyon Biyopsi Avantajları

Tümör riski taşıyan alanlardan minimal sapma ve hata payı ile örnekleme yapılır.

Tekrarlayan biyopsi gereksinimi azalır.

Standart biyopsinin aksine, mpMR’de kanser şüphesi taşıyan lezyonlardan doğrudan hedefe yönelik biyopsi yapılabilir.

Klinik olarak saldırgan tümörlere daha hızlı tanı konulmasını sağlar.

Ultrason ile görüntülenemeyen teknik olarak örnek alınması zor bölgelerden biyopsi almak daha kolaydır.


İzmir Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!