Doktorsitesi.com

Polikistik Over Sendromu (PCOS) nedir, ne değildir?

Prof. Dr. Kutay Biberoglu
Prof. Dr. Kutay Biberoglu
5 Haziran 2017869 görüntülenme
Randevu Al
Polikistik Over Sendromu (PCOS) nedir, ne değildir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Polikistik Over Sendromu (PCOS) ve Tanı Süreçlerindeki Hatalar

Polikistik Over Sendromu (PCOS), dünya genelinde 100 milyondan fazla kadını etkileyen ve en sık rastlanan hormonal bozukluktur. Türkiye'de ise bu hastalık, klinik tabloların ve laboratuvar bulgularının yeterince titiz değerlendirilmemesi nedeniyle en çok yanlış tanı konulan sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Hekimlerin hastayı yeterince dinlememesi ve sadece görüntüleme yöntemlerine odaklanması, pek çok kadının yanlış tedavi süreçlerine dahil edilmesine yol açmaktadır.

Tanı Koyarken Sadece Ultrason Yeterli mi?

Günümüzde sadece ultrason (USG) ile yumurtalıklarda çok sayıda yumurta gören her kadına PCOS tanısı konulması, tıbbi bir hata haline gelmiştir. Oysa gerçek bir tanı için hastanın fiziksel muayenesi, şikayetlerinin dinlenmesi ve kapsamlı hormon testlerinin yapılması zorunludur. Sadece görüntüleme yöntemlerine (MR, CT, USG) güvenmek, hastanın asıl sorununu gözden kaçırabildiği gibi, önemsiz bir bulgu için gereksiz cerrahi müdahalelere de zemin hazırlayabilmektedir.

PCOS Belirtileri ve Hormonal Değişimler

Polikistik Over Sendromu, sadece yumurtalık görüntüsünden ibaret değildir; bu durum sistemik bir hormonal bozukluktur. Hastalığın teşhisinde aşağıdaki klinik belirtiler ve hormonal düzensizlikler bir arada değerlendirilmelidir:

  • Adet düzensizliği ile birlikte seyreden klinik tablo.
  • Yüz, meme bölgesi, göbek altı ve bacakların üst iç kısımlarında aşırı kıllanma (hirsutizm).
  • Erkek tipi saç dökülmesi, ciltte aşırı yağlanma ve akne (sivilce) problemleri.
  • Yumurtalıklardan veya böbrek üstü bezlerinden fazla miktarda erkeklik hormonu salgılanması.
  • İnsülin direnci, şeker hastalığına eğilim ve genellikle fazla kilo sorunu.

PCOS Teşhisi İçin Yapılması Gereken Laboratuvar Testleri

Kesin tanı koyulmadan önce hastanın kan örnekleri üzerinden belirli değerlerin mutlaka ölçülmesi gerekir. Özellikle ergenlikten itibaren artan şikayetlerde bu testler hayati önem taşır:

Ölçülmesi Gereken Değerlerİlgili Durum
TestosteronErkeklik hormonu seviyesi
Prolaktin & TSHHormonal dengenin kontrolü
Açlık Kan Şekeri & İnsülinİnsülin direnci ve diyabet riski
17 Hidroksi ProjesteronBöbrek üstü bezi kaynaklı sorunlar

Yanlış Tanının Psikolojik ve Fiziksel Etkileri

Türkiye’de gerçek PCOS sıklığı %6-10 arasındayken, yanlış tanı yöntemleri nedeniyle her 5 kadından biri bu hastalıkla damgalanmaktadır. İnternet üzerinden ulaşılan eksik bilgiler; hastaların metabolik sendrom, kalp hastalıkları ve kanser riski gibi konularda büyük bir psikolojik travma yaşamasına neden olmaktadır. Özellikle ergenlik dönemindeki fizyolojik süreçlerin hastalık olarak yorumlanması, genç kızlar üzerinde gereksiz bir baskı oluşturmaktadır.

Tedavi Sürecinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Yanlış tanı alan hastalar; doğum kontrol hapları, Metformin gibi insülin duyarlaştırıcı ilaçlar veya gereksiz cerrahi operasyonlara maruz kalmaktadır. Hatta gebe kalmak isteyen kadınlara doğrudan tüp bebek tedavisi veya yumurtalıkların yakılması (drilling) gibi işlemler önerilebilmektedir. Oysa doğru yaklaşım, yüksek erkeklik hormonunu baskılamak ve yumurtlamayı uyarmaktır; bu yöntemle gebelik başarısı oldukça yüksektir.

Etiketler

Yumurtlama tedavisiTüylenmeİnsülin rezistansıPolikistik over sendromuİnfertiliteAdet düzensizliğiPolikistik over

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Kutay Biberoglu

Prof. Dr. Kutay Biberoglu

Prof.Dr Kutay BİBEROĞLU, T.E.D Ankara Kolejini bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini (HÜTF) üstün başarı ile tamamladı ve Tıp Doktoru oldu. HÜTF Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'nda (Kadın Doğum AD) Araştırma Görevliliği yaparak 1977 de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığını aldı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.