Kaygı bozuklukları son yıllarda en sık karşılaşılan, en çok konuşulan, en çok araştırılan ve hastaların da en sık merak ettiği hastalıkların başında gelmeye başladı.

Panik Bozukluk; psikiyatrik sınıflandırmalarda kaygı bozuklukları içinde yer alır.

Kaygı ya da kaygının yoğun ve ani yaşanan bir türü olan panik duygusu hemen hepimiz için tanıdıktır. Pek çok duygu da olduğu gibi kaygı da yaşamın varlığı için gerekli olan, insanı olası tehlikelere hazırlayan bir duygudur. Tehlikeli bir durum karşısında uyarana karşı koyma, onunla başa çıkma gibi davranışları düzenlememize yardımcı olur. Her sağlıklı insanda görülen bu duygu, fizyolojik veya biyolojik düzeneklerin bozulması sonucunda uzun süren, tahammül edilemeyen, sonlandırılamayan veya yanlış yorumlanabilen bir duygu ve davranış örüntüsü halini alabilir.

Sağlıklı insan tehlikeli uyaran karşısında zihinsel olarak o uyaranla başedip edemeyeceğini, nasıl başedebileceğini düşünürken bedensel olarakta daha sık nefes alma, kalp atışlarında hızlanma, terleme, kaslarda gerilme, ağız kuruluğu gibi adrenerjik belirtiler gösterir. Duygusal olarak da korku, endişe, üzüntü hissedebilir. Panik bozukluğu olan birey ise tehlikeli olarak algıladığı uyaran olsun olmasın aynı bedensel belirtileri artmış şiddette yaşar ve bunları kontrol edemez. Bilişsel olarak durumla başedemeyeceğini düşünür; aşırı kaygılanır. Bu belirtilerin daha şiddetlenmesine neden olur ve bayılacak gibi olma, kontrolünü kaybedecek gibi olma hatta ölecek gibi olma haline varabilir. Bu yüzden panik duygusu, olaylara barındırdığı tehlikeden orantısız, uygunsuz ve abartılı yanıtlar verilmesine de neden olabilmektedir. Telikeli durum ortadan kalktığında dahi kişinin uygunsuz tutum veya kaçınmacı davranışları görülebilmektedir. Uzun süren kaygı kişinin kendini yetersiz, güvensiz hissetmesine neden olabilir.

Pek çok insan kaygı sebebiyle yaşadığı; çarpıntı, taşikardi, tansiyon değişiklikleri, bayılma, yüz kızarması, solunumun sıklaşması, nefes darlığı, hava açlığı, kesik soluma, yutkunma güçlüğü, kas gerginliği ve kramp, yorgunluk hissi, ağrı, titreme, seyirme, uykusuzluk, karın ağrısı, bulantı-kusma, ishal, aşırı gazlanma ve geğirti, sık idrara çıkma, cinsel isteksizlik ve güçsüzlük, terleme, kaşınma, ateş basması gibi belirtilerin bir kısmını veya tamamını yaşayabilir.

Bu şikayetlerle başvuran kişinin var olan bedensel belirtilerinin nedenini araştırmak ve doğru yönlendirmek gereklidir. Her bedensel belirti biyolojik bir hastalığın, her kaygı da rusal sıkıntını göstergesi değildir.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!