Doktorsitesi.com

Panik Bozukluğu ve Hipnoterapi

Doç. Dr. Hakan Balıbey
Doç. Dr. Hakan Balıbey
16 Ağustos 2018156 görüntülenme
Randevu Al
Panik Bozukluğu ve Hipnoterapi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Panik Bozukluk Nedir? Belirtileri ve Yaşanan Korkular

Panik bozukluk, görünürde hiçbir neden yokken aniden başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma ve nefes darlığı gibi fiziksel belirtilerle karakterize bir durumdur. Bu belirtileri yaşayan bireyler, genellikle kalp krizi geçirdiklerini, beyin kanaması yaşadıklarını veya felç geçirmekte olduklarını düşünerek yoğun bir ölüm korkusu hissederler.

Bazı durumlarda ise baş dönmesi, sersemlik, kendisini veya çevresini farklı hissetme (depersonalizasyon/derealizasyon) gibi duygular ön plana çıkar. Bu anlarda kişi, kontrolünü kaybetmeye veya delirmeye başladığını düşünerek kendisine ya da çevresine zarar vermekten endişe duyar.

Panik Atak Sırasında Hissedilen Temel Korkular

  • Kalp krizi geçirip ölme korkusu
  • Felç olma veya sakat kalma endişesi
  • Kontrolü kaybedip çıldırma düşüncesi
  • Rezil olma veya garip davranışlarda bulunma korkusu

Panik Bozukluğun Nedenleri ve Bilişsel Çarpıtmalar

Panik bozukluk, aslında doğal ve zararsız olan bedensel duyumların, zihin tarafından felaketleştirilerek yanlış yorumlanmasıdır. Kişi, normal bir çarpıntıyı "ölüyorum" şeklinde etiketlediğinde, bu bir zihin çarpıtmasına ve "kendi kendini korkutma" döngüsüne dönüşür.

Bu durumun temelinde genellikle bilinçdışında yer alan ve kişiyi derinden etkilemiş olan travmalar veya çözülmemiş çatışmalar yatar. Bu nedenle, sadece semptomları baskılayan ilaç tedavileri çoğu zaman tek başına yeterli olmaz. İlaçlar bırakıldığında atakların tekrarlamasının nedeni, altta yatan bilişsel çarpıtmaların ve travmatik nedenlerin ortadan kaldırılmamış olmasıdır.

Beklenti Kaygısı ve Agorafobi

Ataklar tekrarladıkça hasta, ataklar arasındaki dönemde her an yeni bir kriz geleceği endişesiyle yaşar. Bu duruma beklenti kaygısı denir. Zamanla bireyler, atak geçireceklerini düşündükleri yerlerden kaçınmaya başlarlar. Bu kaçınma davranışı agorafobi olarak adlandırılır.

Agorafobik tutumlar sergileyen hastalar şu zorlukları yaşarlar:

  • Evde tek başına kalamama
  • Sokağa yalnız çıkamama
  • Otobüs, vapur, asansör gibi kapalı veya kalabalık alanlara binememe
  • Yanında sürekli ilaç, su veya tansiyon aleti taşıma ihtiyacı

Yanlış Tanılar ve Yaşam Kalitesi

Panik bozukluğu olan hastalar, fiziksel bir hastalık arayışıyla doktor doktor dolaşarak çok sayıda tetkik (EKG, MRI, Tomografi, Anjiyo) yaptırırlar. Ancak bedensel bir bulguya rastlanmaz. Bu süreçte hastalar bazen yanlış teşhislerle yıllarca gereksiz tedaviler alabilirler:

Yanlış Teşhis Edilen DurumlarYaşanan Sorunlar
VertigoYıllarca süren sonuçsuz baş dönmesi tedavileri
Esansiyel HipertansiyonGereksiz yere kullanılan tansiyon ilaçları
Kolit / Gluten AlerjisiKısıtlayıcı diyetler ve hayat kalitesinin düşmesi
AstımYanlış ilaç kullanımıyla semptomların kötüleşmesi

Panik Bozukluk Tedavisinde Hipnoz ve Psikoterapi

Panik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. En etkili yöntem, ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte yürütülmesidir. Özellikle hipnoz altında yapılan psikoterapi, bilinçdışındaki korkulara ve travmalara doğrudan ulaşılmasını sağlar.

Hipnoterapi ile Tedavi Süreci

  1. Eğitim ve Farkındalık: Paniğin ne olduğu ve bedensel reaksiyonların (çarpıntı, nefes darlığı) zararsız olduğu öğretilir.
  2. Duyarsızlaştırma (Desensitizasyon): İmajine etme (canlandırma) yöntemiyle hastanın korktuğu durumlara karşı direnci artırılır.
  3. Bilişsel Yeniden Yapılandırma: Yanlış inanışlar ve felaketleştirme düşünceleri düzeltilir.
  4. Özgüven İnşası: Kişinin bu belirtileri kendi gücüyle yenebileceği inancı pekiştirilir.

Kongnitif hipnoterapi ile ortalama 5-8 seansta %90 oranında başarı sağlanabilmektedir. Bu yöntem, uzun süreli ilaç kullanımının getirdiği cinsel isteksizlik, kilo alımı ve yaşam kalitesinin düşmesi gibi yan etkilerden de hastayı korumayı amaçlar.

Panik Bozukluğu Hakkında İstatistikler

  • Görülme Sıklığı: Toplumdaki her 100 kişiden yaklaşık 3-4'ü bu hastalığı yaşamaktadır.
  • Başlangıç Yaşı: En sık 20-35 yaşları arasında görülür.
  • Cinsiyet Dağılımı: Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla rastlanır.

Etiketler

PanikPanik bozukluğun tedavisiPanik bozuklukPanik bozukluk sıklığı

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Hakan Balıbey

Doç. Dr. Hakan Balıbey

1996 yılında GATA Tıp Fakültesini bitirdi. Psikiyatri alanında uzmanlığını 2003 yılında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde tamamladı. 2003-2012 yılları arasında Samsun ve Ankara da Psikiyatri Klinik Şefi olarak görev yaptı. 2012 yılından itibaren İstanbul GATA Haydarpaşa Eğitim hastanesinde öğ retim üyesi olarak çalıştı. Başlıca Depresyon, Anksiyete, Travma ve ilişkili Bozukluklar, Disosiasyon, Çoğul Kişilik, Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite, rTMS, Hipnoz, EMDR, Psikotik Bozukluklar ve Bipolar Affektif Bozukluklarla ilgilendi. 2014 de Doçent oldu. 2015 te Poster bildiri dalında " Gebe ve Emziren Depresif Bayanların (ilaçsız) rTMS ile Tedavisi" başlıklı bildiriyle Dünya Psikiyatri Birliği Kongresinde Genç araştırmacı ödülü almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.