Osteoporoz nedir

Osteoporoz nedir

Halk arasında kemik erimesi olarak da bilinen osteoporozun kelime anlamı; Latincede, ‘os’ kemik ve ‘por’da delik demektir yani delikli kemik anlamına gelir. Mikroskop altında kemiklerimize baktığımızda bal peteği gibi delikli bir görünümü vardır.  Eğer osteoporozunuz varsa, bu bal peteği görünümü sağlıklı olanlara göre daha geniş boşluklar halinde görünecektir. Bu kemik dokunuzdaki yoğunluğun veya kitlenin azalması anlamına gelir ki böylece kemikleriniz daha zayıf ve kırılgan olur. 1994 yılında dünya sağlık örgütü (DSÖ), osteoporozu, kırık riskinde artış ile sonuçlanan kemiğin mikromimarisinde bozulma ve azalmış kemik kitlesi ile karakterize, yaygın kemik hastalığı olarak tanımlamıştır.

Osteoporoz çok yaygın bir hastalıktır. Kafkas ırkında, 50 yaş üzeri her iki kadından birinde ve her dört erkeğin birinde kemik yoğunluğunun düşük olduğu görülmüştür. Erkeklerin 70 yaş üstü, kadınların 50 yaş üstü %20-25’inin, osteoporozu vardır.

Osteoporoz önemli bir hastalıktır. En önemli komplikasyonu, kırıktır; özellikle ileri yaşlarda daha önemli hatta ölümcül sonuçlara neden olabilir. Osteoporoza bağlı kırık sıklıkla, kalça, omurga ve el bileğinde olur. Kırığa bağlı ciddi/ inatçı ağrılar gelişebilir. Osteoporozlu kişilerde omurgada gelişen volüm kaybı ve çökme kırıklarına bağlı boy kısalır. Bu da kişide kamburluk gibi duruş bozukluğuna neden olur. Kalça kırığına bağlı cerrahi müdahale yapılsa bile %20 yaşlıda ölüme neden olmakta ve bir çoğu ise bakıma muhtaç hale gelmektedir.

Osteoporoz sizi gizlice yakalar; çok sessiz gelişir ve kemiklerin giderek güçsüzleşmesi hissedilmez. Kişi boyunun kısalması, sırtında bükülme / kamburlaşma ve ağrıdan şikayet edebilir.

Bazı insanlar kemiği sert ve cansız olduğunu düşünür; fakat kemiklerimiz de tıpkı cildimiz veya kaslarımız gibi canlı ve büyüyen dokulardır. Kemiklerimiz ona esneklik ve güç veren üç önemli yapıdan oluşur. Bunlar:

-Kalojen: kemiğe esnek bir çatı oluşturan bir protein,

-Kalsiyum-fosfat mineral kompleksi, kemiği güçlü ve sert yapar,

-Canlı hücreler: kemiğin yenilenmesini sağlar.

Çocuk ve gençlerde, kemik yapımı, yıkımdan daha fazladır. Kemik yoğunluğu bu dönemde giderek artar ve 18-25 yaşlarında en üst seviyeye gelir. 25-50 yaşları arasında kemik yapımı ve yıkımı arasında denge korunurken; daha sonraki yıllarda kadınlarda menapozla birlikte östrojen seviyesinde azalmaya bağlı, menapozdan 5-7 yıl sonra kemik yoğunluğunun %20’sini kaybederler.

Kemiklerinizi korumak için her yaşta adımlar atabilirsiniz; asla çok geç değil.

Osteoporoza yatkınlık sağlayan bazı risk faktörleri vardır. Bunların bazıları kontrol edebileceğimiz bazıları ise kontrol edemeyeceğimiz risklerdir.

-Kadın cinsiyet, 50 yaş üzerinde olmak, etnik köken (Asyalı, Kafkas ve Latin ırkında, Afrikalı ve Hispaniklere göre daha fazladır), ailede osteoporoz geçmişi olmak, ince ve zayıf yapılı olamak, kırık geçirmek; kontrol edemeyeceğimiz faktörlerken,

-Yeterince kalsiyum ve D vitamini almamak, meyve ve sebze tüketmemek, aşırı protein, kafein ve sodyum almak, sigara, aşırı alkol ve aşırı zayıf olmak (Vücut Kitle Indexi ≤19); ise kontrol edebileceğimiz risklerdendir.

Osteoporoz kendiliğinden altta yatan bir sebep olmadan gelişebileceği gibi bazen çok erken yaşlarda altta yatan bir nedene ikincil olarak da gelişebilir. Bu ikincil nedenler kişinin altta yatan bir hastalığına bağlı veya kişinin kullandığı ilaçlara bağlı gelişebilir. Hastalıklardan:

-İltihaplı romatizmal hastalıklar (Romatoid artrit, lupus, ankilozan spondilit), sindirim ve barsak problemleri (Çöliak hastalığı, İltihabı barsak hastalığı, gastrik bypass  ameliyatı, gibi), hormonal nedenler (şeker hastalığı, paratiroidizm ve tiroid bezinin aşırı çalışması, cushing sendromu, erken menapoz, erkekte testeteron seviyesinde düşme), kan hastalıkları (lösemi, lenfoma, multiple miyeloma, orak hücreli anemi, talasemi, kan ve kemik iliği hastalıkları gibi), nörolojik nedenler (felç, parkinson, omurilik yaralanması gibi), mental hastalıklar (depresyon ve anorexia-yeme bozukluğu gibi), kanser ve diğer nedenlere bağlı (kronik tıkayıcı akciğer hastalığı, kadın atletler-menstrual bozukluk, yeme bozukluğu, aşırı egzersiz, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları, aşırı kilo kaybı gibi) gelişebilir.

İlaçlara bağlı: Kortizon kullanımı, tiroid replasman tedavisi, mide koruyucu ilaçlar (Proton pompa inhibitörleri), depresyon tedavisi (seratonin reseptör  üzerine etki edenler), heparin, anti-androjenik tedavi, alimunyum içeren antiasitler, siklosporin A, takrolimus, kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, metotrexat, epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar gibi.

Bu makale 19 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Prof. Dr. Nuran Türkçapar, 19 Nisan 1967 tarihinde Sivas’ta doğmuştur. 1990 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Enfeksiyon Hastalıkları ihtisasını, 2000 yılında ise SB. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde İç Hastalıkları ihtisasını tamamlayarak uzmanlığını almıştır. 2004 yılında ise Ankara Üniversitesi Tıp Fakültes’inde Romatoloji alanında yan dal uzmanlığını almıştır. Prof. Dr. Nuran Türkçapar, 17.03.2006 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları (Romatoloji) Anabilim Dalı’nda Doçent unvanı ve 20.09.2011 tarihinde ise yine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları (Romatoloji) Anabilim Dalı’nda Profesör unvanı almıştır. Tıpta Uzmanlık Tezleri; ...

Etiketler
Osteoporoz tanısı
Prof. Dr. Nuran Türkçapar
Prof. Dr. Nuran Türkçapar
İstanbul - Dahiliye - İç Hastalıkları
Facebook Twitter Instagram Youtube