Doktorsitesi.com

OBSESSİF – KOMPULSİF BOZUKLUKLAR

Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çelik
Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çelik
30 Kasım 2017175 görüntülenme
Randevu Al
OBSESSİF – KOMPULSİF BOZUKLUKLAR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obsesyon (Takıntı) Nedir?

Obsesyon, kişinin iradesi dışında, istemediği halde zihnine gelen ve uygunsuz olarak deneyimlenen, belirgin bir kaygı ya da sıkıntıya yol açan tekrarlayıcı ve sürekli düşünce veya dürtülerdir. Birey, genellikle bu rahatsız edici düşünceleri bastırmaya, yok saymaya ya da çeşitli eylemlerle etkisiz hale getirmeye çalışır. Ancak bu çabalar çoğu zaman gerilimi azaltmaz; aksine, baş edilmeye çalışılan düşünceler zamanla şiddetini artırarak daha baskın hale gelebilir.

Kompülsiyon (Zorlantı) Nedir?

Kompülsiyonlar, obsesyona bir tepki olarak geliştirilen ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallara göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı tekrarlayıcı davranışlar veya zihinsel eylemlerdir. Kişi, zihnindeki huzursuzluğu dindirmek adına bu ritüelleri gerçekleştirmek zorunda hisseder.

Yaygın Obsesyon ve Kompülsiyon Örnekleri

Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan tekrarlayıcı davranışlar ve zihinsel eylemler şu şekilde kategorize edilebilir:

Davranış TürüÖrnek Eylemler
Temizlik ve HijyenSık sık el yıkama, abdestin bozulduğu düşüncesiyle sürekli abdest alma.
Kontrol EtmeKapı, pencere, elektrik fişleri ve gaz ocağını defalarca kontrol etme.
Düzen ve SimetriEşyaları sürekli belirli bir düzene koyma ihtiyacı.
Zihinsel EylemlerSayı sayma, belirli sözcükleri tekrar etme, namazın geçerli olmadığını düşünerek yeniden kılma.
İstemsiz DüşüncelerBaşkalarına zarar verme, küfretme veya kontrolü kaybetme korkusu.

Takıntıların Psikolojik Temelleri ve Suçluluk Duygusu

Kişi, sergilediği davranışların ve zihnindeki düşüncelerin saçma veya abartılı olduğunun bilincindedir. Buna rağmen, bu eylemleri gerçekleştirmediği takdirde kötü bir şeyler olacağına dair yoğun bir inanç besler ya da derin bir suçluluk hissi yaşar. Ne var ki, bu davranışların yerine getirilmesi de kişiyi söz konusu olumsuz hislerden tamamen kurtarmaya yetmez.

Bunun temel nedeni, obsesyon ve kompülsiyonların kaynağının bilinçaltında yatan çatışmalar olmasıdır. Rahatsızlığın ortadan kalkması, ancak bu çatışmaların çözümlenmesi ve kişinin obsesyonunun gerçek anlamını kavramasıyla mümkün olmaktadır.

Obsesif Kişiliğin Kökeni: Çocukluk ve Otorite İlişkisi

Obsesif kişiliğin temelinde, bireyin geçmişte anne, baba veya diğer önemli otorite figürleriyle kurduğu ilişkinin niteliği yatar. Bu ilişki tarzı genellikle şu özelliklere sahiptir:

  • Aşırı cezalandırıcı ve tehditkâr tutumlar
  • Kısıtlayıcı ve aşırı kurallı bir ortam
  • Fiziksel ve psikolojik sınırların zorlanması

Çocuk, bu baskıcı ortamda henüz yeterli olgunluğa erişmediği için tepkilerini dışa vuramaz ve otoriteye karşı içsel bir öfke geliştirir. Ancak ceza korkusu veya otoriteye duyulan sevgi nedeniyle bu öfke bastırılır. Sonuç olarak kişi, bir yandan korkuyla kurallara sıkı sıkıya uyarken, diğer yandan kurallara tam uymadığını düşünerek bilinçsizce bu öfkeyi boşaltmaya çalışır.

Mükemmeliyetçilik ve Cezalandırılma Korkusu

Obsesif bireylerdeki mükemmeliyetçi karakterin altında aslında bastırılmış bir öfke ve kurallara uymama eğilimi yatar. Kişiyi titiz, düzenli ve mükemmeliyetçi yapan temel unsur, otoriteye karşı duyulan suçluluk duygusu ve korkudur. Obsesiflerin "bir şeyi tam yapmazsam kötü bir şey olacak" şeklindeki kaygıları, aslında geçmişteki cezalandırılma korkusunun günümüze yansımasıdır.

Etiketler

Obsesif kompülsifObsesifObsesif kompulsif nedir

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çelik

Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çelik

20 yıllık uzmanlık, 15 yıllık muayenehanecilik tecrübesi ile aynı yerde hizmetinizdeyiz . Hem psikoterapi hem de gerektiğinde ilaç tedavisi aynı seans da yapabiliyoruz.
 
Gri psikiyatri 2001 yılında psikiyatr&psikoterapist Yrd.Doç.Dr. Orhan Çelik tarafından kuruldu. Selçuk Üniversitesi Konya tıp Fakültesini 1991 yılında bitirdi.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.