Obezite ve şişmanlığın tanımı ve nedenleri

Obezite ve şişmanlığın tanımı ve nedenleri

Obezite ‘Adipoz dokuda yağ miktarının sağlığı bozacak ölçüde aşırı miktarda artışı’ dır. Obezite kalp-damar, sindirim, hormonal ve solunum sistemi gibi vücutta bir çok organ ve sistemi etkileyerek hipertansiyon, Tip II diyabet, kalp-damar, osteoartrit, safra kesesi hastalıkları, kanser ( meme, prostat, kolon vb), gastroözafagial reflü, uyku apnesi ve solunum yetmezliği vb hastalıklara neden olur.

Fiziksel aktivitede azalma, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet, doğum sayısı, psikolojik problemler, genetik faktörler ve eğitim düzeyi obezite oluşmasına neden olan faktörlerdir.

Yetişkin bir insanın obez veya fazla kilolu oluşunun tanımlanabilmesi için boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının, vücut bileşiminin ve vücuttaki yağın dağılımının değerlendirilmesi gerekir.

Şişmanlığın değerlendirilmesinde en geçerli yöntem vücutta yağ miktarının saptanmasıdır. Vücut yağ miktarının erkeklerde %25, kadınlarda %35’in üzerinde olması, çocuk ve adolesanlarda ise erkeklerde %25, kızlarda %30’un üzerinde olması şişmanlık olarak değerlendirilir.

Pratikte sıklıkla kullanılan diğer bir yöntemde beden kütle indeksi (BKI)’dir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen BKI değerlerinin yetişkinlerde  25-30  kg/m² olması hafif şişmanlık ve ≥30 kg/m² olması şişmanlık olarak tanımlanmaktadır.

OBEZİTE VE ŞİŞMANLIĞIN DİYET TEDAVİSİ

Obezitenin tedavisi ve yönteminde amaç, vücut yağını azaltmak için yaşam tarzında değişiklikler yapmaktır. Kişiye sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırılarak sporu da yaşam tarzı haline getirebilmesi amaçlanır. Obez bireylerde başlangıçtaki ağırlığın %5-10’u arasında kilo kaybı kısa dönemde sağlığın geliştirilmesine olumlu etki sağlar. Hastalıkların etkilerini azaltır. 

Başarılı bir diyet programını planlamak için ilk aşama nutrisyonel anamnezin alınmasıdır. Anamnezde bireyin yediklerinin miktarı, kaç öğün beslendiği, öğünlerinin süresi, sıklıkla tercih ettiği ve sevmediği besinler, hangi duygu ve düşünce ile yemek yediği, kiminle ve nerede yediği, uyguladığı pişirme ve hazırlama yöntemleri bulunmalıdır. Beslenmenin yanında bireyin fiziksel aktivite düzeyi de sorgulanmalıdır. Obeziteye neden olan faktörlerin saptanması ve çözümüne yönelik kişiye özgü önerilerin geliştirilmesinde birebir görüşmelerin yanısıra, grup çalışmaları da yararlı olmaktadır. Odaklanılan konu, 8-10 kişiden oluşturulan küçük gruplarla 1.5-2 saat olacak şekilde tartışılmalıdır. Bu grup tartışmaları çok fazla sayıda hastaya hizmet verilmesi gereken durumlarda kolaylık sağlar. Eğitimde yapılması planlanan değişikliklerin ilk basamağı hastanın mevcut durumunu anlamak ve ortak bir bilinç ortamı oluşturmaktır. Yeni beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ile ilgili eğitime başlamak için kişinin eski alışkanlıklarının doğru ve yanlış olduğunun bilincinde olması gerekir. Diyet alışkanlıklarının değerlendirilmesi için 7 günlük besin tüketim kaydının alınması gerekmektedir. Besin tüketim kaydı, temelde bildirilen besin alımı ve beslenme davranışı ile ilgili kayıt sağlamanın yanısıra, uygulanacak olan tedavinin gözden geçirilmesi ve geleceğe yönelik tedavinin planlanması amacıyla kullanılır. Aynı zamanda besin tüketim kaydı, hastayı tedavide aktif rol alma, motivasyonunu arttırma ve diğer davranış değişikliklerini gerçekleştirme doğrultusunda cesaretlendirir.

Sağlık ve obezite konusunda öneriler yapan uluslararası kuruluşlar obezite tedavisinde çeşitli besinlerden oluşan yeterli protein, vitamin, mineral ve posa içeren, enerjinin makro besin ögelerine dağılımı dengeli, düşük kalorili bir diyetle birlikte, egzersiz ve davranış değişikli tedavisini de içeren, maliyeti çok yüksek olmayan zayıflama programlarını önermektedir.

Obezitenin diyet tedavisinde besin çeşitliliğini sağlayarak yeterli protein, vitamin, mineral ve posa alımı gerekmektedir. Enerjinin makro besin ögelerine dağılımı dengeli olmalıdır. Kişinin metabolizmasına uygun kalorili bir diyetle birlikte, egzersiz ve davranış değişikliği hedeflenir.

Enerji

Obezite tedavisinde diyetin enerjisi haftalık 0.5-1 kg ağırlık kaybını sağlayacak şekilde ayarlanmalıdır. Bu durum yağsız vücut kütlesinden daha az, yağ kütlesinden daha çok kaybetmeyi sağlar. Sağlıklı zayıflama programlarında bireyin bazal metabolizmasının altında enerji verilmemelidir. Bireyin metabolizmasının azalmasına neden olur.

Enerjinin dağılımı % 55-60’ının karbonhidratlar % 25-30’unun yağlar ve % 15-20’si proteinler şeklinde olmalıdır.

Karbonhidrat

Diyetin karbonhidrat içeriği hesaplanırken beyaz şeker gibi basit karbonhidratlar azaltılmalıdır. İşlenmemiş tam tahıl ürünlerine yeteri kadar yer verilmelidir. Posa mide boşalmasını geciktirerek tokluk hissini sağladığından enerji alımını kontrol amacıyla diyet programlarında önemlidir. Çeşitli posa türlerinin özellikle de suda eriyebilen posanın kalp hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunma ve tedavisinde olumlu etkisinin olduğu bilinmektedir. Pek çok araştırmada posa tüketiminin değişik yaş gruplarında eksikliği bilinmektedir. Diyet posası alımı günde 25-35 g olmalıdır.

Protein

Diyetin protein içeriği RDA (Recommended Dietary Allowances)’nın önerilerine göre enerjinin %15-20’si olmalıdır. Hayvansal kaynaklı bu proteinin % 40-70’i yağsız süt ve ürünlerinden, %20-30’u ise yağı az et, balık ve yumurtadan gelmelidir. Toplam proteinin kalan kısmının % 25’inin ise kuru baklagiller, sebze ve yağlı tohumlardan gelmelidir.

Yağ

Sağlıklı kilo vermede enerjinin %25-30’u yağlardan gelmelidir. Yağların ˂% 10’unun doymuş, % 7-10 çoklu doymamış, geri kalanının tekli doymamış yağlardan sağlanması gerekir. Yağlar, yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) kullanımı ve protein biyosentezinde enerjiye katkısı açısından önemlidir. Düşük yağ içerikli besinler kilo vermek isteyen bireyler için daha uygundur. Düşük yağ/ yüksek posayla beslenen bireylerde düzenli kilo kaybı oluşmaktadır.

Vitamin ve Mineraller

Sağlıklı zayıflama programlarında vitamin ve mineraller yeterli olmalıdır. Çok düşük kalorili diyetlerde enerjinin azlığına paralel olarak özellikle B grubu vitaminleri, demir ve kalsiyum eksikliği görülebilir. Günlük 1200 kcal’den az enerji alan bireylerde ve bazı besinlere karşı intoleransı ve alerjisi olanlarda vitamin ve mineral takviyesi gerekebilir.

Bu makale 18 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Dyt. Meltem Yaman
Dyt. Meltem Yaman
İzmir - Diyetisyen
Facebook Twitter Instagram Youtube