Yeni bir heyecan , belirsizlik, acabalar …

Evet gebesiniz!

Sabah bulantıları , halsizlik, yorgunluk , baş dönmeleri. Daha mı hassasınız artık ?

Daha mı ağlamaklı?

Kalp atışını duydunuz ilk defa, eşi olmayan o ses, o rahatlama paha biçilmez.

Derken Allah’ım düşük tehlikesi .. Şükür atlattınız.

Kontroller, tarama testleri, ultrasonografi takipleri , şeker yükleme testinide sorunsuz atlattınız. Sonrasında bebek hazırlıkları .. Adı ne olacak ?, odası, giysileri …

Oh dediniz hazırlıklar bitti.

Ama oda ne final nasıl olacak ? Nasıl doğuracağım ?

İşte şimdi belkide uykularınız kaçacak .

-----------------------

Ebeveynleri dokuz aylık yolculuk boyunca endişelendiren konuların başında doğum şeklinin nasıl olacağı gelmektedir. Çiftler doğum şekline , doktorları ile görüşerek , gebenin ve bebeğin mevcut durumunu göz önüne alarak karar vermelidirler. Doktorun doğumun nasıl olması gerektiğine dair öneride bulunabilmesi için gebeliğin miada gelmesi gerekir.

Gelişmiş ülkelerde sezaryen oranı yüzde onbeş-yirmibeş civarındayken, malesef ülkemizde sezaryen oranının yüzde elliyi aştığı görülmektedir. Bu durumdan tıbbı gereklilik yaratan riskli gebeliklerin daha sık görülmesi, ileri anne yaşı ve yardımcı üreme teknikleri gibi faktörler nedeniyle ortaya çıkan ek hastalıklar, ek kondisyonlar ayrıca tüm bunların yanında anne adayının korkuları, doğumu ve doğum sancılarını algılayışı, ailenin diğer bireylerinin beklentileri gibi sosyokültürel pek çok etkenin rol oynadığı açıktır.

Normal mi, sezaryen mi nasıl doğurmalıyım ? sorusunun yanıtını vermek için belki de her iki yöntemin getirdiklerine bakmak lazım. Ama öncelikle belirtmek gerekir ki doğum yöntemlerini ; fizyolojik olarak vajinal doğum ve vaginal doğum mümkün olmadığında gereklilik halinde başvurduğumuz , bir nevi kurtarma operasyonu olan sezeryan olarak tanımlamak daha doğru olacaktır.

Normal vaginal yolla doğum temelde 3 aşamadan oluşur ;

Birinci aşamada ; düzensiz sancılarla başlayan, halk arasında nişan adı verilen rahim ağzı sıvısının geldiği, kimi zaman bebeğin su gelişinin izlendiği, zaman içinde sıklığı şiddeti ve düzeni artan , rahim ağzında açılmaya neden olan sancıların olduğu ve son olarak tam açıklık dediğimiz rahim ağrının 10 cm’ e ulaştığı ilk dönemdir . ilk gebeliklerde bu süreç yaklaşık 12 saat kadar sürerken daha önce doğum yapmış kadınlarda yaklaşık yarı sürede- 6 saat kadardır. Açıklık 4 cm ulaştığında anne adayı uygun ve istekli ise epidural anestezi bu aşamada uygulanabilir .

İkinci aşama ; tam açıklık olduktan sonra bebeğin doğumu ile sonlanan dönemdir. Anne adayı burada aktif rol oynar, ıkınarak bebeğinin doğumunu sağlar. Bu süreç yarım saat ile bir saat arasında sürer. Kimi zaman doğuma yardımcı olması için bebeğin çıkımını kolaylaştıran epizyotomi dediğimiz vajinal kesi bu aşamada açılır ve onarılır.

Üçüncü aşama ; bebeği dokuz ay boyunca besleyen plasenta dediğimiz bebeğin eşinin doğduğu dönemdir. Takriben 10-30 dk arasında sürer.

Doğum sancıları en çok birinci dönemde hissedilir ve üçüncü dönem nispeten ağrısız dönemdir. Ek bir durum olmadıkça bebek doğar doğmaz anne kucağına verilir, ten teması sağlanır, ilk anne kokusunu hisseder, ilk bakımı anne kucağında yapılır, bir süre bekleyip kordonu kesilir, anne hemen emzirmeye başlar. Doğum sonrası anne bir kaç saat içinde normal hayatına döner, yemek yer , rahatça gezer ve kendi işlerini görebilir. Hastanede 24 saat takip edilir, düzenli aralıklarla kanama kontrolü yapılır, bebek bakımı ve emzirme hakkında eğitilir. Bir nevi 24 saatlik bir acemi ocağı eğitimi verilir. Vaginal doğumda bebek ile anne arasındaki duygusal bağ daha kısa sürede kurulmaktadır.

Normal vaginal doğumda da bazı riskli durumlarla karşılaşılabilir. Bu dejavantajları sıralarsak ;

Eylem kendi başlayacağı için doğum zamanı belirlenemez, bu ailede stres yaratır, son haftalarda sık hastane ziyareti gerekebilir,

Bazen doğumun birinci aşaması uzayabilir, duraksayabilir yada ilerlemeyebilir, sezeryan ihtiyacı doğabilir,

Kimi zaman bebek doğum sancılarını tolere edemeyebilir ve strese girer, kakasını yapabilir acil sezeryan ihtiyacı duyulabilir,

Bebeğin pozisyonu sancı ile değişebilir ve normal doğum mümkün olmayabilir,

Anne ikinci aşamada yeterli ıkınamayabilir ve bebeği çıkarmak için vakum, forceps gibi kurtarıcı yöntemler ve doğum manevraları uygulanmak zorunda kalabiliriz,

Doğum yolu yırtıkları oluşabilir, nadiren bu yırtıklar önce idrar yolu arkada makatı içine alabilir ve onarımı tedavi süresi uzayabilir.

Nadiren epizyotomi hattı dikişleri iltahaplanıp açılabilir.

Sezeryan doğum; karın alt duvarında iç çamaşırı sınırında, tıbbi olarak suprapubik alan dediğimiz yere paralel yaklaşık 10 cmlik bir kesi yapılarak rahme ulaşılıp bebeğin doğurtulması ameliyatıdır. Bu ameliyat bölgesel olarak spinal, spinal+epidural anestezi veya genel anestezi ile yapılır. Ameliyat çoğu zaman 30-45 dk sürer, bebek bölgesel anestezi uygulandıysa anne ile ten teması ve ilk karşılaşma sağlandıktan sonra diğer aile bireylerine teslim edilir. Ameliyat sonrası anne yaklaşık 1 saat gözlemde tutulur ve sonrasında odasına alınır. Genel anestezi altında yapılan sezeryanda ten teması ve ilk karşılaşma genelde anne odasına alındıkdan sonra ancak sağlanır.

Sezeryan ile doğumun avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Sezeryanın avantajı bebek açısından mevcut riskleri azaltması ve doktor kontrolünde yapılmasıdır,

Acil durumda sezeryan anne ve bebek hayatını kurtarır,

Sezeryanla doğan bebeklerde bir süre solunum sıkıntısı görülmesi ve sık nefes alma daha sık karşılaşılır,

Anne bebek ilişkisi vajinal doğuma göre daha geç oluşur,

Anne 48 saat hastanede takip edilir,

Vaginal doğuma göre kan kaybı miktarı daha fazladır, kimi zaman kan takılması ihtiyacı vaginal doğuma göre daha sık görülür

Annenin normal yaşantısına dönmesi daha geç olur, yaklaşık 1 haftayı bulabilir

Doğum sonrası dönem vaginal doğuma göre daha ağrılıdır,

Cerrahi risklerle ve anesteziye bağlı komplikasyonlarla karşılaşılabilir ,

Sezeryan yerinde nadirende olsa iltihaplanma görülebilir.

Doğum yöntemi tercihinde kriter var mıdır diyecek olursak ;

Bebeğin doğum kanalındaki pozisyonu, bebeğin beklenen ağırlığı, bebeğin eşinin yeri ve durumu, bebeğin rahim içindeki iyilik hali, annenin kemik ve yumuşak dokularının vaginal doğuma izin verip vermemesi , annenin vaginal doğuma karşı bakış açısı ve annenin korkuları doğum şeklini belirlemekte esas alınır. Ayrıca dokuz aylık yolculuğunuzda sizinle beraber olan hekiminiz size yol gösterici olacaktır. Çünkü her gebelik ve her anne adayı kendine özgüdür. Hepsinin ayrı ve kendilerine has içsel dinamikleri vardır ve bunlar sürekli bir olgunlaşma halindedir.

Kimi zaman dış etmenler, komşular, arkadaşlar, önceki doğumdan kalma kötü yada iyi deneyimler, aile bireyleri ve eşlerin yorumları ve katkılarıyla anne adayını zenginleştirdikleri gibi kafa karışıklığınada neden olurlar.

En sağlıklı doğum şekli kararı tüm bu değişkenler anne baba ve hekim üçgeninde her vizitte konuşularak, kaygılar karşılıklı olarak paylaşılarak karara bağlanır.

Nihayi amaç sağlıklı bir anne ve sağlıklı bir bebekle sonlanan, kişiye en uygun yöntem seçimidir. Son karar anne adayınındır.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!