Adet kanamaları cinsel yönden olgun bayanlarda tekrarlayan düzenli kanamalar olarak tanımlanır. Adet kanamalı dışındaki en sık rastlanan vajinal kanalar yine adet düzensizliğine bağlı yaşanan kanamalardır. İlk adet kanaması bir bayanın artık cinsel yönden olgunlaştığının sinyalidir ve tıpta bu ilk kanamaya menarş denilir.

Menarş yaşı ortalama 12. yaştır (10.-14. yaş arası normal). Her kadın cinsel olgunluğu süresince yaklaşık 400 defa adet kanaması görür. İlk yıllarda meydana gelen kanamalar düzensizdir ve genellikle yumurtlama olmaz. En son adet kanaması yaklaşık 50. yaş civarındadır ve buna menopoz denilir.

Siklus uzunluğu ve adetin başlaması:

Siklus zamanı iki adet kanamasının arasında geçen zamandır ve ilk kanama gününden başlar diğer kanamanın başladığı güne kadar devam eder. Adet kanaması normalde 4 ile 6 gün sürer; şiddeti kişiden kişiye değişir. Her kadın adet kanamaları esnasında ortalama 60-80 ml kan kaybeder. Kanamanın en yoğun olduğu gün adetin ikinci günüdür. Adet kanı pıhtılaşmaz çünkü içeriğinde kanı sıvı halde tutan fibrinolitik enzimler vardır. Kan dolaşımın diğer kısmı bu durumdan etkilenmez.

Hamilelik

Adet kanamaları her siklusta ancak ortada hamilelik yoksa devam eder. Yani adet kanamasının olmaması ortada bir hamilelik olduğunu işaret edebilir. Akan adet kanı vajinanın fizyolojik düzenini bozar. İltihaplara ve enfeksiyonlara neden olan mikroplar vajinadan rahatlıkla geçebilirler. Bu sebeple adet kanamaları boyunca temizlikte daha özenli olunması ve cinsel ilişkiden kaçınılması tavsiye edilir.

Hormonlar

Bir kadının vücudunda adet kanamalarına sebep olan hormonların işleyiş mekanizması oldukça kompleks bir konudur. Bu düzene beyin, hipothalamus denilen beynin bir bölümü, hipofiz denilen yine beyinde bulunan bir hormon bezi, yumurtalıklar ve uterus (rahim) dahildir.

Hipothalamus’ta Relaesin (yani salgılamayı sağlayan) hormonları (GNRH= Gonadotropin relaesing hormonları) üretilir. Bu hormon normal bir adet kanaması siklusu için en önemli hormonlardan biridir. Bu relaesing-hormonları hipofizde Gonadotropin hormonlarının oluşmasını sağlarlar. Gonadotropin hormonları: FSH yani follikel stimüle edici hormon, LH yani Luteinize edici hormon ve Prolaktin’ dir. (Hamilelikte süt prodüksiyonunu ve doğum sonrası sütün gelmesini sağlayan hormon)

Yumurtalıklarda FSH etkisiyle yumurta hücresinin içerisinde bulunduğu folikül yumurtlama gerçekleşinceye kadar olgunlaşır. Bu olay için östrojen üretimi de artar. Miktarı artan östrojen hormonu içerisinde yumurta hücresinin bulunduğu folliküllerin daha da olgunlaşmasını büyümesini ve yapısının değişmesini sağlar. Bu olgunlaşma süresi 28 günlük normal bir siklusta 1. günden 12. veya 14. güne kadar olan süreçtir.

LH (Luteinize edici hormon) yumurtlamadan hemen önce yüksek değerlerine ulaşır ve 12, 14. günler yumurtlama gerçekleşir. Olgun follikül patlar, yumurta hücresi dışarı çıkar ve yumurta kanalı (tüpler) tarafından yakalanır. Yumurtlama olayı bazı kadınlar tarafından batımda hafif bir ağrı şeklinde hissedilir. Normal şartlarda her ay bir tane yumurta döllenme için serbest kalır. Yumurtlama olayından hemen sonra follikül kapanır.

Yumurta hücresinin bıraktığı boş alanda sarımsı pigment hücreleri birikir. Bu nedenle oluşan bu folliküle sarı nesne (Corpus luteum) denir. Corpus luteum’un oluşumundan diğer adet kanamasının başlangıcına kadar olan süreç luteal faz olarak adlandırılır. Yumurtlama olayından başlar 28. siklus gününe kadar devam eder. Corpus luteum’da progesteron hormonu üretilir. Bu hormon vücut ısısının 0,3-0,6 derece artmasına neden olur. (Korunma yöntemi olarak vücut ısısının ölçülmesi buna dayanır) Progesteron’un en önemli görevi hamileliğin korunması ve sürdürülmesidir.

Gebeliğin olmadığı durumlarda corpus luteum dağılır ve progesteron üretimi de durur. Bu da rahimde kanamaya sebep olur. Olası bir gebelik için hazırlanan rahim duvarının mukozal tabakası kanama ile dışarı atılır. Bu da adet kanamasının son fazıdır. Rahim duvarındaki kanamanın bitimi ve yaranın iyileşmesinden sonra proliferasyon fazı başlar ve rahim kendini tekrar olası bir gebeliğe hazırlar. Döllenme olmazsa bu tabaka tekrar kanama şeklinde dışarı atılır ve bu böyle devam eder.

Nokta Şeklinde Kirli Kanama

Bu tür bir kanama kahverengi renktedir ve genelde adet kanaması başlangıcından hemen evvel, siklus ortasında veya yumurtlama zamanında oluşur. Bu kanamanın bir çok sebebi olabilir. Örneğin: mukozal tabakada bir yaralanma ve kısa luteal faz gibi. Doktor tarafından ayrıntılı anamnez yapılır.

Bu tür kanamaların sıklığı çocuk istenip istenmediğinde sorulur. Jinekolojik muayenede anatomik sebepler araştırılır. Hormonal bir bozukluğuna dair şüphe olduğunda kan veya idrarda hormonlara bakılır. Hastaların birkaç ay boyunca kanamaların sıklığını, şiddeti ağrıların olup olmadığını, ara kanamaların olup-olmadığını ve yumurtlama zamanlarının not etmesi istenebilir.

Ara Kanamalar

Ara kanamalar, adet zamanları dışında vajinadan gelen her tür kanamaya veriler addır. Ara kanamalar genelde kahverengidir. Bunun bir çok nedeni olabilir:

. Siklus sorunları : hormonal nedenler

. Ovulasyon (Yumurtlama) kanaması: Bu kanama çok hafiftir ve zararsızdır, ovulasyon zamanında oluşur. Normal bir siklus döneminde yumurtlamadan hemen evvel östrojenler birden düşüş gösterir. Hormonlardaki bu ani değişim kanamaya sebep olabilir.

. Korunma haplarının alınması sırasında yaşanan kanamalar: Östrojen miktarı oldukça az olan korunma haplarının kullanımı sırasında sık yaşanır.

. Hasar görmüş bir damar: Yaralanmış bir damardan gelen kan genelde açık kırmızı renktedir. Bu tür kanamalar örneğin cinsel ilişki sonrasında oluşabilir. Bu tür bir kanamada doktora başvurmakta fayda vardır.

. Menopozdan sonraki kanamalar: Menopozdaki kadınlar her türlü vajinal kanamayı ciddiye almalıdırlar. Doktora başvurmalı ve kanamanın sebebi açıklanmalıdır.

. Implantasyon kanaması: Embryonun rahim mukozasına yerleşmesi esnasında da ufak bir kanama olabilir.Normal şartlarda bu fark edilmeyecek kadar hafiftir.

Adet Kanamalarındaki Düzensizlikler

Adet kanamalarında düzensizlikleri, kanamanın uzunluğunda, şiddetinde veya sıklığında düzensizlikler olarak ortaya çıkabilirler.

Şiddetli, uzun süren kanamalar

Tıp dilinde menoragi denilen şiddetli ve uzun süren adet kanamalarında günde 80 ml’den fazla kan kaybedilir. Adet kanamaları sadece şiddetli değil uzun sürelidir de. 8-10 gün sürer. Menoragi’de anemi gibi ciddi rahatsızlıklar oluşabilir. Sebepler genelde organ kaynaklıdır. Örneğin Myomlar, Polipler, Karsinomlar veya ovariyel tümörler gibi.

Sadece % 10’unda hormonel problemler, kan üreten organlarda sorunlar veya yüksek kan basıncı sebep olur. Organik sorunlar jinekolojik muayenede anlaşılabilir. Ayrıca hemoglobin, demir seviyesi ve trombositler gibi kan tetkikleri de yapılır. Hormonel sorunlar varsa kan veya idrarda hormon tahlilleri yapılır.

Hastanın son aylarda yaşadığı adet kanamalarının sıklığı, şiddeti, uzunluğu, varsa ağrıları, ara kanamalar ve yumurtlama zamanı not edilmelidir. Tedavi sebebe göre uygulanır. Operatif tedavi çoğu zaman kaçınılmazdır. Myomlar ve polipler yer ve büyüklüğüne bakılmadan ameliyatla veya ilaçla tedavi edilir. Rahmin kasılmasını arttıran ilaçlar kanamanın azaltılmasını destekler.

Organik bir sorun yoksa hormonel tedavi uygulanır ve genelde gestagen denilen hormon ilaçları kullanılır. Çocuk düşünülmüyorsa kontraseptif denilen korunma ilaçları kullanılır.

Tüm terapötik denemeler başarısız kalırsa ve kanamalar sonucunda ağır anemilere sebep oluyorsa rahmin alınması da düşünülebilir.

Çok Şiddetli Kanamalar

Tıp dilinde hipermenore de denilir. Şiddetli ama uzun sürmeyen kanamalardır. Günde 15 pedden fazla kullanılır ve genelde büyük kan pıhtıları atılır. Bu kan pıhtıları ağrılara sebep olabilir. Bu ağrılı adet kanamasının sebebi normalde kanın pıhtılaşmasını engelleyen fibrinolitik potansın burada yetersiz kalmasıdır. Vakaların %80'inde rahim veya adnekslerdeki organik sorunlar vardır.

Temel sebepler myomlar, polipler, yumurtalık tümörleri ve karsinomları, sık aralıklarla yapılan doğumlar sonucunda rahim kaslarındaki zayıflık, rahimde bükülme, rahim kaslarında zayıflık ve elastisiyetini yitirme sayılabilir. %15'inde sorun hormonel olabilir. Hormonel olarak sebep genelde follikel persistansı veya corpus luteum’un zamanında yok olmamasına bağlı gelişen rahim mukozasının geciken atılması. Kan pıhtılaşma sorunları (hemorajik diatezler), Thrombosit sayısında azalma, Fibrinolizler veya yüksek kan basıncı gibi sebeplere daha ender rastlanır.

Doktor tarafından yapılan anamnez (tıbbi sorgulama) çok önemlidir. Özellikle bedensel gelişim, ergenlik dönemi, sikluslar, aile anamnezi, genetik yatkınlık ve metabolik diğer hastalıklar iyice sorgulanmalıdır. Jinekolojik muayenede olası anatomik sebepler araştırılır. Kilo, bedensel orantılar, vücutta kıllanma, seksüel belirtilerin gelişimi, zihinsel gelişim, ve fiziki faktörler de araştırılması gereken önemli ayrıntılardır. Hormonel sorunların olduğundan şüphe duyulduğunda kan veya idrarda hormon tahlilleri yapılır. Tam kan sayı, kan pıhtılaşma değerleri, kan basıncının ölçülmesi de yapılması gereken tahlillerdendir.

İlk olarak sebep tedavi edilir. Sebep anatomikse operatif olarak düzeltilir. Kan ile ilgili sorunlarda konuyla ilgili uzmanlara danışılır. Rahim kaslarının kasılmalarını destekleyici ilaçlar kullanılır, dinlenmek ve batın bölgesine uygulanan soğuk kompresler de faydalı olabilir. Organik bir sebep yoksa ve çocuk istenmiyorsa kontraseptif korunma ilaçları faydalı olabilir. Organik sorun olmadığı durumlarda kanama şiddeti hormon preparatları ile de azaltılabilir.

Normalden Az Adet Kanamaları

Tıp dilinde hipomenore olarak adlandırılır. Adet kanaması 2-3 gün sürer ve lekelenme şeklindedir. Bu tür düzensizlikler genelde menopoz öncesi dönemde veya kilolu bayanlarda ortaya çıkar. Sebep genelde yumurtalık fonksiyonlarındaki aksaklıklardır. Hormon üretimi azalmış ve yavaşlamıştır. Bu durum rahim mukozasının daha ince bir tabaka olarak oluşturmasına sebep olur. Sonuç olarak adet kanaması da az miktarda olur.

Diğer sebepler lokal damar etkileri (açılan damarların hızla daralması), yüksek doz Gestagenler de kanamanın daha az olmasına sebep olabilir.

Teşhis ayrıntılı anamnez ve jinekolojik muayene ile konulur. Hormon analizleri de teşhis de yardımcı olacaktır. Bazı durumlarda rahim duvarının endoskopik incelemesi istenebilir. Genelde tedavi gerektirmeyen bir durumdur. Yalnız eğer çocuk isteniyorsa hormon tedavisine başlanır.

Normalden Sık Adet Kanamaları

Tıp dilinde adı polimenore’dir. Adet kanaması 25 günden daha kısa süre sonra oluşur ve genelde diğer adet şikayetleri olmaz. Siklus süresince hormonel dengesizlik mevcuttur. Folikülün olgunlaşma evresi kısalmıştır. Yumurtanın olgunlaşması normalde 2 hafta sürer, burada bu süre kısalmıştır.

Corpus luteum fazı kısalmıştır. Normalde yumurtlama sonrasında geri kalan folikül corpus luteuma dönüşür ve 2 hafta Progesteron hormonu üretir. Döllenme gerçekleşmemişse corpus luteum yok olur. Corpus luteum zamanından önce yok olursa daha az progesteron oluşur ve adet kanaması daha erken başlar. İki faz da kısalmıştır. Yumurtlama olmamıştır.

Polimenore genelde ergenlik döneminin başında veya menopoz döneminin başında görülebilir. Ama aşırı stresli durumlar da polimenore’ye sebep olabilir.

Bazal vücut ısısının ölçümüyle teşhise başlanabilir. Bu sayede corpus luteum’un zamanından önce yok olup olmadığı anlaşılabilir. Kandaki depo demir olan Ferritin ölçümü de mutlak yapılmalıdır. Sık ve şiddetli yaşanan kanamalar çoğu kadında demir eksikliği anemisine sebep olur. Tedavi için çocuk sahibi olmak planlanmıyorsa doğum kontrol hapı kullanılır. Luteal faz kısalmışsa siklusun 12. gününden itibaren kullanılır. Gestagenler siklusu uzatabilirler. Bu düzensizlik sıkça kendiliğinden düzelebilir, özellikle oluşum sebepleri ortadan kalktığında. Sağlıklı yaşam koşullarının sağlanması iyileşmede önemli rol oynar.

Ender Yaşanan Adet Kanamaları

Tıp dilinde oligomenore olarak adlandırılır. Adet kanamasının süresi ve şiddeti normal fakat iki adet arası zaman uzamıştır. Bu ara 35–45 gün sürebilir. Bu ara her seferinde farklı uzunlukta olabilir, bazen amenore’den ayırt etmek zordur. Oligomenore’nin sebebi genelde hormonel sorunlara dayanan yumurtalıklardaki fonksiyon kaybıdır. Luteal faz uzamıştır: ergenlik dönemi başlangıcında ve menopoz başlangıcında olduğu gibi yumurtlama gerçekleşmezse oligomenore görülebilir.

Veya yumurtalıklar santral impulslara yani FSH ve LH-hormonlarına cevap vermez. Diğer sebepler tiroid bezi hastalıkları (hipo- veya hipertreoz), Prplaktin hormonunun fazlaca üretilmesi veya androjen hormonlarının fazlalığı da oligomenore’ye sebep olabilir. Seyrek adet kanamalarında daha evvelden sık sık yaşanmış düşük öyküsü var mı? Bu da araştırılmalıdır. Çocuk istenmiyorsa genelde tedavi gerektirmeyen bir durumdur. Eğer çocuk yapma planlanıyorsa siklusu etkileyecek hormon preparatları kanamalrın normal ritmine dönmesine fayda sağlayabilir.

Adet Kanamalarının Tamamen Kesilmesi

Tıp dilinde amenore olarak adlandırılır. En sık rastlanan adet sorunudur. İki türlü amenore vardır:

. Primer amenore: 15. yaş bittiği halde halen adet kanaması görülmemişse primer amenoreden söz edilir.

. Sekonder amenore: adet kanamaları ergenlik döneminde normal olarak başlamıştır; üç aydan uzun süredir adet görülmüyorsa sekonder amenoreden söz edilir.

Amenore’de ayrı bir form olarak “post kontraseptif-amenore”si de vardır. Doğum kontrol hapı kullanan kadınların yaklaşık % 1-2’sinde doğum kontrol hapları bırakıldığında en az 3 aylık bir süre adet kanaması gerçekleşmez.

Primer amenore: Sebepleri çok çeşitli ve ciddi sorunlardır. En sık rastlanan sebep (% 30) genetik hatalar ve kromozom anomalileridir.

Primer amenore de %20 oranında sebep genital organlardaki kusurdur: yumurtalıklar veya vajina eksikliği, rahim eksikliği veya atretik rahim varlığı sebep olabilir. Çoğu zaman kızlık zarı tamamen kapalı olup kanamanın dışa doğru olmasını engeller. % 15 oranında hipofizde veya yumurtalıklarda hormonal sorun olabilir. %10 oranında ekstra genital endokrin organlarda sorun vardır. (Örneğin, böbrek üstü bezleri, tiroid bezi gibi) 16. yaşa kadar adet kanaması gerçekleşmemişse durumun acilen araştırılması gerekir.

Sekonder amenore: Cinsel olgunluğa ulaşmış bayanlarda adet kanamaları kesildiğinde ilk akla gelen şey gebeliktir. Bu testlerle kolayca anlaşılabilir. Ayrıca emzirme döneminde ve menopoz dönemlerinde de adet kanamaları fizyolojik olarak kesilir. Diğer durumlarda ortaya çıkan amenore’de adet kanamasında ilişkili tüm organlar akla gelmeli. Günümüzde eskisinden daha sık rastlanan bu durum yoğun fiziksel-psikolojik stres durumlarında rastlanabilir, ayrıca aşırı spor aktiviteleri,yapılan yanlış diyetler sonrası aşırı zayıflama veya anorexia nervosa denilen beslenme bozukluğu hastalıklarında da amenore görülebilir. Bütün bu sebepler sekonder amenore’de %60’ında rastlanır.

Hormonal Sorunlar

Sekonder amenorelerin sadece %30’unda rastlanan sorunlardır. Fazla Prolaktin üretimi ve yumurtalık fonksiyonlarında sorunlar: Polikistik over sendromu, tümörler, erken zamanlı yaşlanma durumu veya ışın tedavisi veya kemoterapi sonrası yumurtalıkların zarar görmesi gibi. Sadece %k7 durumda sorun diğer endokrin organlarda olabilir. Sekonder amenore’de % 5 durumda sebep rahimde olabilir. (Örneğin, yanlış kürtaj uygulamaları, menopoz öncesi mukozanın incelmesi gibi.)

Çeşitli hormon testleri, ayrıntılı jinekolojik muayene ve anamnez ile sebepler araştırılıp, sebebe yönelik tedavi uygulanır. Sebep yumurtalıklardaki fonksiyon kaybı ise iyileşme sorunun ne kadar süredir devam ettiğine ve ne kadarlık fonksiyon kaybı olduğuna bağlıdır. % 20-25 olguda spontan iyileşme görülebilir., % 40-60 oranında tedavide başarı sağlanır.

Şiddetli Sancılarla Seyreden Adet Kanamaları

Tıp dilinde dismenore olarak adlandırılır. Her beş kadından birinin dismenore şikayeti olduğu bilinmektedir. Bu tür şikayetleri primer ve sekonder dismenore olarak ayırt etmek mümkündür.

Primer dismenore: Uzun süren rahim kasılmaları ile seyreder. Sebep endometriyumda (rahmin iç tabakası) Prostaglandin F 2’nin fazla üretimi olarak tespit edilmiştir. Şikayetler çoğu zaman psikolojik sorunlara yol açar.

Sekonder dismenore: Burada sebep Endometiyoz denilen bir hastalıktır. Endometriyoz hastalığında rahmin iç tabakası olan endometriyum’dan adet kanaması sırasında kopan endometriyal hücreler başka organlara ve yerlere yerleşirler. Her adet kanamasında bu bölgelerde de kanama yaşanır. Ama miyomlar veya spiral veya daha önce yaşanmış jinekolojik ameliyatlar da bu sancılı şikayetlere neden olabilirler.

Dismenore vakalarında yorgunluk, sırt ağrıları, mide bulantısı, kusma, kabızlık, ishal, baş ağrıları, migren, iştahsızlık, kalp çarpıntısı, batın bölgesinde sancılar gibi şikayetlere sık rastlanır. Karın ağrıları kolik tarzı şiddetli ağrılardır. Göğüslerde hassasiyet oluşur. Kendine güvende azalma, sinirlilik halleri ve depresyon gibi psikolojik sorunlara sık rastlanır. Şikayetler adet kanamasından birkaç gün önce başlar, adetin ilk günü en yoğun haline ulaşır. Genç kızlarda az gelişmiş genitaller ve dar bir servikal kanal varlığı da bu ağrıların sebebi olabilir.

Burada da tedavi sebebe yönelik uygulanır. Güçlü ağrı kesiciler ve kramp çözücüler kullanılır. Bunun dışında siklusun belli dönemlerinde gestagen kullanımının ve eğer çocuk istenmiyorsa doğum kontrol haplarının kullanımı da fayda sağlayabilir. Bazı durumlarda gevşeme tekniklerinin uygulandığı psikolojik destek gerekebilir.

Kanamaların Artması

Adet kaamalarının aratması, adet görme sıklığının artması, alt sınırın 21 günün altına inmesi veya adet süresinin uzaması veya kanama miktarının artması şeklinde olabilir. Her üç durumda da kan kaybına bağlı hanımlarda kansızlık ve kansızlığa bağlı şikâyetler ortaya çıkar (yorgunluk, sinirlilik, iştahsızlık, çarpıntı vb) Bu kadınlardaki kansızlık – anemi problemini çözmek için öncelikle kanamaları azaltmak yani musluğu kapamak gerekir.

Öncelikle aşırı kanamanın nedenini bulmak adına jinekolojik muayene ultrason ile bakmak gerekir. Sık adet görmenin altında genellikle hormanel bozukluklar olur. Fazla ve uzun süren kanamalarda ise miyom gibi iyi huylu tümörler, rahim içi polipleri, kanın pıhtılaşma mekanizmasındaki bozukluklar, rahim içi araçlar (spiral) yangı görülebilir. Adet gecikmesi sonrası oluşan uzun kanamalar bir gebelik kaybı ve dış gebeliği düşündürebilir. Bazen de muayene sonucunda görebildiğimiz bir problem yoktur.

Bu gibi durumlarda rahim içinden doku alıp patolojiye gösterip inceletmekte fayda vardır.

Kanama nedenini ortaya çıkarıp neden yönelik tedavi en etkin, en doğru tedavidir. Çok nadir tüm tetkikler rağmen aşırı kanama nedeni bulunamaz o zamanda hastaya uygun ilaçları veya kanamayı azaltan hormonlu spiral takılarak hanımı aşırı kan kaybından koruyabiliriz.

Premenstruel Sendrom

En basit premestrual sendrom (PMS) tanımı, kişinin yaşam biçimini, işini, gücünü etkileyecek boyutta, 100'denfazla şikayetten birkaçının adet öncesi dönemde görülmesi ve bu dönemin tamamen septomsuz bir dönemle devam etmesidir. En sık karşılaşılan şikayetler adete 7 - 10 gün kala karın şişliği gerginlik, sinirlilik, memelerde hassasiyet, ağrı, ağlama nöbetleri depresyon, yorgunluk, susama ve iştahta artış, çeşitli derecelerde ödem. Bir kişide belirtilerin hepsinin birden görülmesi mümkün değildir. Teşhis, şikayetlerin periyodik görülmesiyle konmaktadır.

Şikayetler aralıklı olarak menstrual siklusla ilgilidir, adete bir hafta kala başlayıp, adetin başlangıcıyla sona erer.

PMS'min Tedavisi

İlk adım, bu sorunun dönemsel olduğuna, hem hastayı hem de hekimi ikna etmektir. Teşhiste kullanılan tek araç, menstruel takvim tutulmasıdır. Ail fertleri gibi diğer gözlemcilerin katkılarıyla, en az 3 ay, adete 10 gün kala dönemdeki problemler, iş ve yaşam şekli üzerine etkileri ve bu sorunlu günlerden sonra, tamamen şikayetlerin kaybolduğu dönemin kaydedilmesi gereklidir. PMS yalın bir hastalık değil, daha çok farklı sorunların birlemişidir.

PMS'in psikolojik temeli olduğuna; biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak menstruel siklusla ilgili olduğuna inanmaktayız. Bu durum belki öğrenilmiş bir cevaptır. Bu cevap belki hormonal değişikliğin tetiklediği bir olaydır. Hormonal değişiklikler, hassasiyete ruh hali dengesizliğine etkili olabilir. Hayat tarzındaki değişiklikler şikayetlerin tedavisinde etkilidir.

Diyette değişiklik, egsersiz, çalışma veya sosyal faliyetler hayat şartlarının kişiyi kontrolü yerine, kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrolünü sağlamak bu dönemi daha zararsız atlatmayı sağlar. Tedavi planında, dönemsel olan şikayetlerin giderilmesine yönelik ilaç seçilmektedir.

Stresin Adet Kanamaları Üzerindeki Etkisi

Adet düzeni beyinden salgılanan hormonlarla yumurtalıkların uyarılması ve bu uyarının düzenli olup yumurtalıkların bu uyarıya cevap vermesiyle sağlanır.

Beyin (Hypotalamus Hypofiz) ve yumurtalıkların düzenli çalışmasını etkileyen birçok faktörün yanında stres de önemli bir rol oynar. Yaşanan yoğun streslerden biri de maalesef çocuklarımızın, kızlarımızın yaşadığı sınav stresidir. Sınav stresine bağlı, kaygı ve endişeye bağlı beyindeki hypotalamus bölgesi etkilenerek beraberinde salgılanacak bir dizi hormonlarında salınımını olumsuz etkileyip adet düzensizlikleri meydana gelmektedir.

Strese bağlı adet düzensizlikleri olan genç kızımız ve çoğu zaman ailesi de bize endişeyle gelirler. Yapılan muayene sonucunda genellikle organik bir problem çıkmaz. Adet düzensizliğinin şekline göre tedavi planlanmalıdır. Özellikle aşırı ve yoğun kanamalar kansızlıklara yol açıp yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu yapabileceğinden tedavileri gerekir. Yine bu dönemde uzun süreli adet gecikmelerine bağlı şişkinlik, gerginlik, sinirlilik görülebileceğinden uygun ilaçlarla genç kızın adet düzenini sağlamak gerekir. Tedavideki asıl amaç nedene yönelik olmalı, yani stresle başa çıkmayı daha doğrusu stres yapmamayı öğrenmek olmalıdır.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!