Menopoz ve cinsellik!

Menopoz ve cinsellik!

Cinsellik yaşamboyu süren fakat yaşamın değişik evrelerinde değişikliğe ve gelişmeye uğrayan bir süreçtir. Yaşlanmayla veya menopozla bu sürecin bittiğini iddia etmek ne mantıklı ne de bilimseldir. Yakınlaşma ve paylaşma hisleri yaşamboyu içimizde yeralır ve cinsellik de bunun yansımalarından biridir. Günümüzde yaşlanmakta olan insanlar daha uzun ve sağlıklı bir yaşlılık süreci geçirmekte, bu da onların cinsel olarak aktif olabilmelerine daha çok olanak vermektedir.

Genç insanlar ve hatta birçok doktor ve sağlık çalışanı, daha yaşlı insanların cinsel istekleri olabileceği gerçeğini görmezden gelebilir. Bilimsel veriler ise bunu söylemiyor. 1980’lerde ABD’de yapılan bir çalışmaya göre 50 ile 82 yaş arasındaki kadınların yaklaşık yarısının süregiden bir cinsel ilişkisi olduğu saptanmıştır. ABD’nin Duke Üniversitesinde yapılan bir başka çalışma 67-77 yaş grubundaki erkeklerin % 70’inin cinsel olarak aktif olduğunu ve % 80’inin cinsel istek duyduğunu ortaya koyuyor. Aynı yaş grubundaki kadınlarda ise cinsel istek duyma oranı % 50 civarında bulunmuş. 1990’larda yapılan daha yeni bir çalışmada 55-64 yaş grubundaki kadınların % 60’ının cinsel olarak aktif olduğu saptanmıştır.

Cinsel aktivitede ilerleyen yaşla birlikte olduğu varsayılan azalma, doğa kanunları ve hormonlar gibi fizyolojik unsurlardan çok kültürel değerler ve öğretilmiş davranış biçimleriyle ilgilidir. İlerleyen yaşlardaki cinsellik üzerine etki eden bilimsel olarak kanıtlanmış en önemli iki unsur eşlerin fiziksel olarak sağlıklı olması ve eşler arasındaki ilişkinin güçlü olmasıdır. İlerleyen yaşlardaki kadınların cinsel aktivite oranlarını etkileyen önemli unsur kadınların erkeklerden fazla yaşamasının veya boşanmaların getirdiği eşini kaybetmek gerçeğidir. Eşin olması durumunda, özellikle yaşamın daha erken evrelerinde de düzenli cinsel hayata sahip olmuş çiftlerin, yaşlılık döneminde de cinsel hayatlarını sürdürdükleri gözlenmiştir.

Menopoz sonrasındaki kadınlarda oluşan üç büyük cinselliğe ait değişiklikten söz etmek gerekir. Bunlardan birincisi, vajende salgılanan sıvının miktarında görülen azalmadır. İkincisi, vajenin yüzeyini oluşturan mukoza adı verilen dokunun incelmesidir. Diğeri de vajeni saran kaslarda görülen elastikiyet kaybıdır. Bunların tümüne atrofik değişiklikler denir. Bütün bunlar tıpta disparoni denilen ağrılı cinsel birleşmenin bu yaş grubunda en sık görülen nedenini teşkil eder. Tedavi edilmeyen bayanlarda cinsel birleşme sırasında bir kuruluk ve vajende darlık hissi oluşur, yanma ve tahriş görülebilir. Daha ağır durumlarda ilişkiyle beraber ağrı ve hatta ilişki sonrasında lekelenme veya damlalar şeklinde kanama gözükebilir. Cinsel olarak aktif olan kadınlarda ise bu atrofik değişiklikler aktif olmayan kadınlara göre daha az sıklıkta ve şiddette görülür. Bu durumun tedavisi mümkün ve kolaydır. Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı doktorları yazacakları vajinal yolla kullanılacak ilaçlar sayesinde menopozdaki kadınların yeniden sağlıklı bir vajene kavuşmalarını ve cinsel olarak aktif kalmalarını sağlayabilmektedirler. Bu ve bu amaçla kullanılabileck diğer ilaçların aynı zamanda idrar yolları enfeksiyonlarını önlediği ve bu yaş gurubunda sıklıkla gözlenen idrar kaçırma şikayetlerini de azalttığı gösterilmiştir.

Menopoz civarında veya sonrasında cinsel ilişki sırasında güçlük çıkarabilecek bir diğer durum da vajen bölgesinde görülebilecek esneme ve doku sarkmalarıdır. İlerleyen yaşla birlikte rahimi, idrar torbasını ve barsakları karnın içinde yerlerinde tutan dokuların gücünde bir azalma olur. Bu özellikle uzun süren ve çok sayıda doğum yapmış kadınlarda görülse de, hiç doğum yapmamış kadınlar bile böyle bir durum ile karşı karşıya kalabilir.

Vajenden aşağı doğru sarkan bu dokular cinsel birleşmeyi zorlaştırabileceği gibi, kadınlarda karın alt bölgesinde ve kasıklarda bir ağırlık, basınç veya dolgunluk hissi, bazen de vajenden aşağıya birşey düşüyormuş hissi duyulmasına yolaçabilirler.. Bu zaman zaman belli belirsiz bir ağrıya dönüşebilir. Bu durumlarda idrar kaçırma veya kabızlık gibi problemlere de rastlanabilir. Çoğunlukla bu gibi yakınmalar uzun süre ayakta kalmaktan sonra veya günün sonunda akşam saatlerinde daha şiddetli biçimde kendilerini hissettirirler. Sürekli öksürme, ağır eşya taşıma veya ıkınma gibi durumlar da bu yakınmaların artmasına neden olabilir.
Bu gibi esneme, sarkma ve hatalı iyileşme problemlerinin cerrahi çözümü mevcuttur. Hastalara hem rahatsızlık veren hem de estetik olarak problem yaratan bu gibi durumlar kadınların yaşamları boyu katlanmak zorunda oldukları bir kader asla değildir. Bu tür sorunlar yine Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı doktorlar tarafından vajinal cerrahi yöntemleriyle ve karında veya herhangi bir bölgede görülebilecek bir iz bırakmadan kolayca halledilebilir.

Menopoz yaşlarında en sık görülen cinsel sorun libido (cinsel istek) azlığıdır. Kadınların % 20’sinde ve erkeklerin % 10’unda görülür. Tüm yaşam boyu görülen bir tipi olduğu gibi, gelişen olaylara bağlı olarak sonradan gelişen tipi daha yaygındır. Sonradan gelişen tipinde en sık rastlanan nedenler arasında uzun süreli bir ilşkide duyulan mutsuzluk veya sıkıntı, depresyon, madde veya alkol bağımlılığı, başka nedenlerle alınan ilaçların yan etkileri ve menopoz sonrası görülen androjen ve/veya östrojen hormonu azlığıdır. Bir başka türü de cinsel ilişkinin uyarılma veya orgazm evrelerinde görülen bozukluğa bağlı olarak gelişen libido azalmasıdır. Tüm yaşam boyu görülen cinsel istek azlığının nedenleri arasında ise çocukluk veya ilk gençlikte geçirilmiş travmatik olaylar, cinsel fantezilerin baskılanması, içinde yetişilen aileye bağlı nedenler ve yaşam boyu androjen hormonu azlığı sayılabilir.

Her kadın yumurtalıklarından ve böbreküstü bezlerden androjen hormonları salgılar. Yumurtalıkların ameliyatla alındığı durumlarda ve menopoz sonrasında bu androjen hormonların salınımında ciddi bir azalma olur. Birçok çalışmada bu eksikliğin libido azalmasına yol açtığı ve ilave androjen hormonu verilmesiyle kadınların yeniden normal cinsel istek düzeylerine ulaşabildiği gösterilmişse de, bunu kanıtlayamayan çalışmalar da mevcuttur. Bizim uygulamamızda libido azalmasına yol açacak başka bir neden bulunamamışsa ve özellikle kandaki testosterone (en önemli androjen hormon) düzeyi 10 ng/dL’nin altındaysa, o zaman kadınlara bu hormonun takviyesinin yapılması mümkündür ve birçok hastada olumlu sonuçlar alınmıştır.

Yumurtalıklardan salınan en önemli hormon olan östrojen hormonun libido üzerindeki etkisi konusunda ise androjen hormonlarına kıyasla daha az bir görüş birliği olmakla beraber, östrojen hormonunun cinsellik üzerinde genel olumlu bir etkisi olduğunu bilmekteyiz. En önemli etkisinin de yukarda sözü edilen menopoz sonrası vajende görülen atrofik değişiklikleri azaltması ve önlemesi olduğu kuşkusuzdur. Bu hormonun vajinal tablet veya krem şeklinde kullanılması halinde ağızdan alınmasıyla görülebilecek bir takım istenmeyen yan etkilerden sakınalıcağı da bir gerçektir.
Yukarda sözedildiği gibi, menopoz yaşlarında kullanılma sıklığı artan birtakım ilaçlar da libido azalmasına yol açabilir ve bunların sayısı hiç de az değildir. Bunlar arasında en önemlileri kalp ve tansiyon ilacı olarak kullanılan beta-bloker grubu ilaçlar, depresyon için kullanılan SSRİ grubu ilaçlar ve gastrit, reflü ve ülser tedavisinde kullanılan histamin-bloker ilaçlardır. Bunları kullanan bayanların istek azalması ile karşılaşması durumunda, doktorlarıyla görüşerek böyle bir yan etkisi olmayan ilaca geçmesi uygundur.

Özetle, menopoz cinselliğin sonu asla değildir. Böyle bir inanç sadece kültürel nedenlere dayanmaktadır, tıbben menopoz sonrası da bir kadın cinselliğini sağlıklı olarak yaşayabilir. Bu konuda yukarda sözedildiği gibi Kadın Hastalıkları ve Doğum doktorlarının gerek ilaç gerekse ameliyatla yardımcı olabileceği durumlar vardır. Kadınlar rutin muayeneleri sırasında veya doğrudan cinsel sorunlarla gittikleri doktor görüşmelerinde, bunları açık bir şekilde dile getirmeli ve çeşitli tedavi yöntemleri konusunda doktorlarıyla birlikte karar vermelidirler.

Bu makale 18 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Etiketler
Cinsellik
Op. Dr. İbrahim Sözen
Op. Dr. İbrahim Sözen
İstanbul - Kadın Hastalıkları ve Doğum
Facebook Twitter Instagram Youtube