Lupus tedavisinde yeni ilaç belimubab hastaların (ve de hekimlerin) beklentilerini karşılayabilecek mi?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Lupus Tedavisinde Mevcut Durum ve İlaç Yaklaşımları
Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tedavisinde son 10-20 yılda kaydedilen ilerlemeler, geçmişe oranla çok daha ileri bir noktadadır. Ancak hem tedavi etkinliği hem de yan etkilerin minimize edilmesi açısından arzu edilen hedeflere henüz tam anlamıyla ulaşılamamıştır. Günümüzde lupus tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir kısmı, aslında farklı hastalıklar için geliştirilmiş ve romatoloji alanına diğer branşlardan "ödünç alınarak" dahil edilmiş tedavilerdir.
Sevindirici bir gelişme olarak, son yıllarda doğrudan lupus hastalık mekanizmaları hedef alınarak geliştirilen özgül ilaç çalışmaları hız kazanmıştır. Bu çalışmalar, hastalığın temelindeki biyolojik süreçleri doğrudan baskılamayı amaçlamaktadır.
Belimumab: Lupus Tedavisinde FDA Onaylı İlk Spesifik İlaç
SLE gelişiminde, bağışıklık sisteminin antikor üretiminden sorumlu olan B lenfosit hücrelerinin kritik bir rol oynadığı bilinmektedir. Araştırmalar, bu hücreleri uyaran BLyS (B lenfosit stimülatör) faktörünün lupus hastalarının kanında yüksek seviyelerde bulunduğunu ve bu yüksekliğin hastalık aktivitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu kanıtlamıştır.
Bu bağlamda, BLyS faktörünün etkisiz hale getirilmesi tedavi için stratejik bir yol haritası sunmaktadır. Belimumab, son 50 yıl içerisinde lupus tedavisi için FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylanan ilk ilaç olma özelliğini taşımaktadır. İlaç, BLyS faktörüne bağlanarak B lenfositlerin aktivitesini baskılamakta ve hastalığın seyrini kontrol altına almayı hedeflemektedir.
BLISS-76 Klinik Çalışması ve Başarı Oranları
Belimumab ile yürütülen ve sonuçları Arthritis and Rheumatism dergisinin Aralık 2011 sayısında yayımlanan BLISS-76 çalışması, ilacın etkinliğini standart tedavilerle karşılaştırmalı olarak incelemiştir. Çalışmada hastalar iki gruba ayrılarak; bir gruba standart tedavi (kortizon, imuran, cellcept, plaquenil vb.), diğer gruba ise standart tedaviye ek olarak Belimumab verilmiştir.
Çalışmanın 52. haftasındaki iyileşme verileri şu şekildedir:
| Tedavi Yöntemi | 52. Haftada Hastalık Aktivitesinin Baskılanma Oranı |
|---|---|
| Sadece Standart Tedavi | %33.5 |
| Standart Tedavi + Belimumab | %43.2 |
İstatistiksel olarak anlamlı bulunan bu sonuçlar, Belimumab eklenen tedavi protokolünün standart tedaviye göre daha başarılı olduğunu ortaya koymuştur.
Tedavideki Kısıtlılıklar ve Gelecek Beklentileri
Sonuçlar umut verici olsa da, BLISS-76 çalışmasının önemli bir kısıtlılığı bulunmaktadır. Çalışmaya dahil edilen hasta grubu; halihazırda mevcut ilaçlarla tedavi edilebilen eklem, cilt veya kan hücresi tutulumu olan kişilerden oluşmaktadır.
Lupus tedavisinde asıl zorluk yaşanan ve yeni yaklaşımlara en çok ihtiyaç duyulan nörolojik tutulum ve böbrek tutulumu (Lupus Nefriti) olan hastalar bu çalışmaya dahil edilmemiştir. Dolayısıyla, Belimumab'ın bu ağır seyirli hasta gruplarındaki etkinliği henüz netlik kazanmamıştır. Bu sorunun yanıtlanabilmesi için ilacın böbrek ve nörolojik tutulumlu hastalar üzerindeki etkilerini inceleyen yeni klinik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Kaynak Makale: A phase III, randomized, placebo-controlled study of belimumab, a monoclonal antibody that inhibits B lymphocyte stimulator, in patients with systemic lupus erythematosus. Arthritis Rheum. 2011 Dec;63(12):3918-30.
PubMed Bağlantısı
Hazırlayan: Doç. Dr. İsmail Şimşek


