Böbreküstü bezleri adından da anlaşılacağı gibi her iki böbreğin üzerinde bulunan üçgen prizma şeklinde küçük (3-5 gr) organlarımızdır (Şekil 1). Bunlar boyut olarak küçük olsa da yaptıkları işler devasadır. Çünkü vücuttaki birçok kimyasal ve hormonal dengeyi bu bezler sağlar. Bu bezlerde oluşan hastalıklar çok ciddi rahatsızlıklara sebep olabilir. Uzun yıllar böbreküstü bezlerinin ameliyatları açık cerrahi yöntemlerle yapılmaktaydı. Ancak tıp alanında laparoskopik (kapalı) ameliyat tekniklerinin gelişmesi üroloji alanında da açık ameliyatların yerini kapalı ameliyatlara bırakmaya başladı. Günümüzde Amerika ve Avrupa ülkelerinde bu teknik standart haline gelmiş olmasına rağmen ülkemizde birçok merkezde hala açık ameliyat yapılmaktadır. Bunlar ekipman yetersizlilklerinin yanı sıra bu konuda yetişmiş deneyimli ürolog sayısının azlığına dayanmaktadır. Karnın birkaç noktasından çok küçük (yaklaşık 1 cm) kesiler yapılarak buradan takılan uzun aletler ve kamera sistemiyle böbreküstü bezinin ameliyatlarının yapılmasıdır. Kitle nedeniyle böbreküsta bezinin alınması işlemine Laparoskopik Sürrenalektomi veya Laparoskopik Adrenalektomi ismi verilmektedir.

Laparoskopinin avantajları nelerdir?

Böbreküstü bezinin açık ameliyatı böbrek ameliyatlarından oldukça zordur. Bunun nedeni bu bezlerin daha derin ve ana damarlara yakın olduğu için daha zor yerlerde yerleşmesinden kaynaklanır. Bu yüzden bu ameliyatta böbrek ameliyatına göre daha büyük cilt kesileri yapılır ve ameliyat süreleri daha uzundur.
Laparoskopinin en büyük avantajlarından birisi daha önce 30-40 cm civarında yapılan kesilerin yerine çok küçük kesiler yapılmasıdır. Bu sadece kozmetik açıdan iyi bir görünüm değil, aynı zamanda daha çabuk ve daha sorunsuz iyileşme demektir. Özellikle şeker hastaları gibi yarası geç kapanan veya enfeksiyona yatkınlığı olan hastalarda bu durum çok daha önemli hale gelmektedir. Bunun yanı sıra hastaların daha çabuk iyileşmeleri nedeniyle hastanede daha az kalmaları, günlük yaşam aktivitelerine daha çabuk dönmeleri ve işlerine de daha çabuk başlayabilmeleri avantajlarını sunar. Yine ameliyat sonrası hastaların daha az ağrı duymaları ve daha az ilaç kullanma avantajları vardır. Özellikle deneyimli ellerde ameliyat süreleri de açık ameliyatlardan çok daha kısa sürmekte ve hastanın daha az anestezi alması sağlanmaktadır.

Böbreküstü bezlerinde görülen kitlelerin tümü kötü huylu (kanser ) mudur?

Böbreküstü bezlerindeki kitlelerin çoğu tesadüfi olarak tespit edilir. Yani herhangi bir sebeple doktora giden hastalara çekilen Ultrasonografi, Tomografi veya Emar (MR) gibi filmlerde bu bölgede kitle olduğu tespit edilir. Bazen de sağlığımızı bozulduğuna dair bazı işaretlerin bulunması böbreküstü bezinde kitle olacağı şüphesi doğurur ve bu bölge incelenerek tanı konulur. Böbreküstü bezlerinde görülen kitleler kabaca iyi huylu veya kötü huylu (kanser) olarak ikiye ayrılır. Kanser tanısı tomografi ve MR gibi filmlerdeki bazı değerlere bakılarak konulur.

İyi huylu kitleler ise yine ikiye ayrılır;

1- Zararsız kitleler

2- Aşırı hormon üreten kitleler.

Eğer yapılan kan ve idrar tahlillerinde hormon salgılayan bir kitle olduğuna karar verilirse bu durumda tedavi ameliyattır. Zararsız kitleler için ameliyat gerekip gerekmediği ise kitlenin boyuna bakılarak karar verilir. Genel olarak 4 cm den küçük kitleler aralıklı kontrollere çağrılarak hasta takip edilir. Daha büyük kitlelerin ise ameliyatla çıkarılması en uygun tedavidir. Çünkü boyut arttıkça kitlenin tümör hücresi içerme olasılığı veya başka problemlere yol açma ihtimali giderek artmaktadır. Ameliyat gereken durumlarda ise karnın neredeyse yarısını keserek yapılan açık ameliyat yerine 3 veya 4 tane yaklaşık 0.5-1cm boyunda kesiler yapılarak uygulanan Laparoskopik ameliyat günümüz teknolojisinin bize sağladığı en büyük nimetlerden birisidir.


İstanbul Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!