Doktorsitesi.com

Kulaklıklar ile Müzik Dinleme

Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal
Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal
12 Ocak 2017667 görüntülenme
Randevu Al
Kulaklıklar ile Müzik Dinleme
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Endüstriyel Toplumda Bireysel Yaşam ve Müzik Dinleme Alışkanlıkları

Günümüzde endüstriyel toplum yapısının bir sonucu olarak bireyler, daha izole ve bireysel bir yaşam tarzını benimsemektedir. Bu değişimle birlikte; kapalı yaşam alanlarında, ulaşım araçlarında, alışverişte, spor aktivitelerinde, ofis ve ev ortamlarında müzik dinlemek oldukça yaygın bir hal almıştır. Çalışma veya dinlenme süreçlerine eşlik eden bu alışkanlık, modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

İş Sağlığı Mevzuatı ve Kişisel Müzik Çalar Riski

Halk sağlığı ve işyeri hekimliği disiplinlerinde, fabrika gürültüsünün işçi sağlığı üzerindeki etkileri veya eğlence merkezlerindeki gürültünün çalışanlar ile müşteriler üzerindeki tesiri üzerine kapsamlı çalışmalar mevcuttur. Bu araştırmalar neticesinde belirli standartlar ve cezai hükümler geliştirilerek denetim altına alınmıştır. Ancak, IPOD ve MP3 çalar gibi kişisel müzik cihazlarının neden olduğu kalıcı işitme kaybı riski üzerine akademik yayınlar artsa da, bu konuda toplumsal önlem ve bilgilendirme çalışmaları hala yetersiz düzeydedir.

Ses Basınç Seviyeleri ve Teknik Risk Faktörleri

Kişisel müzik çalar cihazları, sesi kulağa arada herhangi bir mesafe bırakmaksızın ileterek enerjinin kaybolmadan doğrudan ulaşmasını sağlar. Yapılan araştırmalar, bu cihazların ulaştığı ses basınç seviyelerinin tehlikeli boyutlarda olduğunu kanıtlamaktadır. Özellikle ortam gürültüsü arttığında, kullanıcıların dış sesi bastırmak amacıyla ses seviyesini yükseltmesi, olası işitme hasarını daha da artırmaktadır.

Cihaz TürüMaksimum Ses Basınç Seviyesi (dBA)
Walkman (Kaset Çalar)124 dBA'ya kadar
Kompakt Disk (CD) Çalarlar110 - 128 dBA
Modern Dijital Müzik Çalarlar91 - 121 dBA

Dijital Müzik Teknolojisinin İşitme Sağlığına Etkisi

1980’lerden bu yana kullanımda olan kişisel müzik çalarlar, dijitalleşme ile birlikte iPod, akıllı telefon ve MP3 çalar formunda özellikle gençler arasında popülaritesini artırmıştır. Bu cihazların yüksek depolama kapasitesi ve uzun pil ömrü, kullanıcıların eskiye oranla çok daha uzun süre kesintisiz müzik dinlemesine olanak tanımaktadır. Sıkıştırılmış ses formatları (MP3), ses kalitesini koruyarak müziğin yeniden üretilmesini sağlarken, bu fiziksel özellikler kullanıcıların daha yüksek derecede işitme kaybı riskiyle karşı karşıya kalmasına zemin hazırlamaktadır.

Gürültüye Bağlı İşitme Kaybının Fizyolojik ve Sosyal Sonuçları

Araştırmalar, gürültüye bağlı işitme kaybının, yaşa bağlı işitme kaybından sonra ikinci sırada yer aldığını göstermektedir. Gürültü maruziyeti, yaşa bağlı işitme kaybının başlangıç yaşını da erkene çekmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, yüksek sesin iç kulak dış saçlı hücrelerinde hem geçici hem de kalıcı hasarlar oluşturduğunu kanıtlamaktadır. Tahminlere göre, kullanıcıların %5 ile %10'u kendilerini risk altına sokacak seviye ve sürelerde müzik dinlemektedir.

İşitme Kaybının Belirtileri ve İletişim Üzerindeki Etkisi

Hafif düzeydeki bir işitme kaybı bile, konuşma dilindeki gramerle ilgili ince detayların (ince ünlüler, sürtüşmeli sesler, duraklamalar) anlaşılmasını zorlaştırabilir. Amerika Konuşma-Dil-İşitme Derneği tarafından yapılan bir ankete göre, gençlerin yetişkinlere oranla daha sık bildirdiği üç temel belirti şunlardır:

  • Televizyon veya radyonun sesini normalden fazla açmak.
  • Karşılıklı konuşma sırasında sıkça "Ne?" veya "Efendim?" şeklinde sorular sormak.
  • Kulaklarda sürekli çınlama veya uğultu hissetmek.

Sonuç olarak, işitme sağlığını korumak adına yüksek şiddette müzik dinlemek yerine, duyulabilir ve güvenli seviyelerde müzik dinlemek en sağlıklı yaklaşımdır.

Etiketler

Konuşma bozukluğuİşitme duyusu

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal

Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal

Doç Dr. Özgül AKIN ŞENKAL, 1973 yılında Ankara’da doğmuştur. 1982- 1983 yılları arasında İhsan Sungu İlköğretim Okulu’nda orta öğrenimini, 1989- 1990 yılları arasında Ankara Anadolu Lisesi Almanca Bölümü'nde lise öğrenimi bitirmiştir. 1993-1994 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu’nda lisans eğitimini tamamlamıştır. 1994-2004 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda Öğretim Görevlisi olarak çalışırken, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Programında 1998 yılında yüksek lisans eğitimini, 2002 yılında ise doktora çalışmalarını tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.