Doktorsitesi.com

Kronik Ağrılı Hastalıklar ve Gıda Duyarlılığı

Uzm. Dr. Mustafa Karakan
Uzm. Dr. Mustafa Karakan
7 Mart 20131450 görüntülenme
Randevu Al
Kronik Ağrılı Hastalıklar ve Gıda Duyarlılığı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gıda Duyarlılığı ve Hastalıklarla İlişkisi

Gündelik yaşamda tükettiğimiz, doğal ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz birçok besin, vücudumuzun savunma mekanizmalarını uyararak olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Gıda duyarlılığı, belirli besinlerin yeterince sindirilememesi sonucu ortaya çıkan yapıtaşı moleküllerine karşı bağışıklık sisteminin verdiği bir reaksiyondur. Bu durum, sürekli aynı uyaranla karşılaşıldığında daha da şiddetlenerek vücutta birçok kronik şikayete yol açar.

Tedavi edilmeyen gıda duyarlılığı, zamanla süregelen hastalıklara zemin hazırlar. Savunma mekanizmasının alerjen uyarılara verdiği yanıt sonucunda vücutta yüksek miktarda toksin açığa çıkar. Bu zararlı maddelerin temizlenme kapasitesi aşıldığında, toksinler dokularda birikerek sinir sistemini uyarır; bu da süregelen ağrı ve kronik hastalıkların temel nedenini oluşturur.

Gıda Duyarlılığı ve Gıda Alerjisi Arasındaki Farklar

Gıda duyarlılığı, sıklıkla gıda alerjisi ile karıştırılsa da her iki durumun mekanizması birbirinden farklıdır. Her iki tablo da savunma sisteminin bir tepkisidir; ancak gıda alerjisine IgE antikorları, gıda duyarlılığına ise IgG antikorları aracılık eder.

  • Gıda Alerjisi: Az sayıda kişide görülür, belirtiler çok hızlı (yaklaşık bir saat içinde) ve şiddetli gelişir. Örneğin, süte alerjisi olan birinde tüketim sonrası ciddi solunum sıkıntısı ve çarpıntı oluşur.
  • Gıda Duyarlılığı: Etkiler 8 ile 72 saat arasında ortaya çıkar. Belirtilerin geç ortaya çıkması ve gün içinde çok sayıda besin tüketilmesi nedeniyle, sorunun hangi gıdadan kaynaklandığını tespit etmek oldukça zordur.

Sindirim Süreci ve Duyarlılığın Oluşumu

Besinler ağızda başlayan, mide asitleri ve barsak enzimleriyle devam eden karmaşık bir parçalanma sürecine tabidir. Sağlıklı bir sistemde proteinler, en küçük yapıtaşları olan aminoasitlere kadar ayrıştırılarak kana karışır. Ancak enzim yetersizliği, barsak florası bozuklukları veya maya mantarı artışı gibi durumlarda proteinler tam parçalanamaz.

Tam sindirilmemiş bu moleküller lenfatik sisteme geçtiğinde, vücudun temel savunma hattı bu maddeleri "yabancı" olarak algılar ve saldırıya geçer. Bu savunma hareketi sonucunda kan düzeyinde artan toksik maddeler; karaciğer, böbrek ve akciğer gibi boşaltım organlarının kapasitesini zorlar. Kapasite aşıldığında biriken bu maddeler, henüz doku kaybı oluşmadan önce laboratuvar yöntemleriyle saptanamayan halsizlik, yorgunluk, gaz ve şişkinlik gibi şikayetlere neden olur.

Gıda Duyarlılığının Neden Olduğu Hastalıklar

Araştırmalar, gıda duyarlılığının kronik rahatsızlıkların oluşumunda majör bir etken olduğunu göstermektedir. Özellikle kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülen bu durum, şu sağlık sorunlarına yol açabilmektedir:

Sindirim Sistemi Şikayetleri

  • İrritabl barsak sendromu (İBS) ve kolit
  • Karın şişkinliği, barsak gazı ve mide krampları
  • Kronik kabızlık veya ishal
  • Reflü ve ağızda çıkan yaralar
  • Kilo verememe ve obezite

Sistemik ve Kronik Rahatsızlıklar

  • Cilt problemleri: Sivilce, leke, egzama, sedef ve dermatit
  • Solunum yolu: Astım, süregelen farenjit ve sık nezle/grip olma
  • Nörolojik ve Psikolojik: Migren, baş ağrısı, depresyon ve uyku bozuklukları
  • Kas ve Eklem: Romatizmal eklem hastalıkları ve yumuşak doku romatizması
  • Genel Durum: Kronik yorgunluk sendromu ve sabahları uyanamama

Gıda Duyarlılığı Testleri ve Tanı Yöntemleri

Gıda duyarlılığının saptanması için venöz damardan alınan 2-3 ml kan örneği yeterlidir. Bu test ile yaklaşık 200-250 farklı gıdaya karşı oluşmuş IgG antikorları ölçülür. Parmaktan alınan (kapiller) kan örneklerinde antikor kaybı yaşanabildiği için, damardan alınan kan ile yapılan ölçümler çok daha güvenilir sonuçlar vermektedir.

Test YöntemiGüvenilirlik Oranıİncelenen Gıda Sayısı
Venöz Kan (Damar)Yüksek200 - 250
Kapiller Kan (Parmak)%40 Yanılma PayıDeğişken

Modern Yaşam, Ağır Metaller ve Hormonal Etkiler

Günümüzde sadece besinleri değil, işlenmiş gıdalarla birlikte birçok kimyasalı da vücudumuza alıyoruz. Özellikle ağır metaller, savunma sistemimizin baş edemediği ve dokularda birikerek kanser dahil birçok kronik hastalığa yol açan maddelerdir. Bu birikimler klasik muayene yöntemleriyle saptanamaz.

Ayrıca, mutluluk hormonu olan Serotonin’in %70’i barsaklarda salgılanır. Gıda duyarlılığı nedeniyle bozulan barsak yapısı, serotonin salgılanmasını engelleyerek mutsuzluk, halsizlik ve alınganlık gibi psikolojik tabloları tetikler.

Tedavi ve Sonuç

Sadece gıda duyarlılığı testi yaptırıp belirli besinleri diyetten çıkarmak, geçici bir rahatlama sağlayabilir. Ancak kesin çözüm için duyarlılığa neden olan temel etkenlerin (flora bozukluğu, enzim eksikliği vb.) tedavi edilmesi şarttır.

Kalıcı iyileşme için izlenmesi gereken yol:

  1. Kapsamlı bir test ile duyarlı olunan gıdaların saptanması.
  2. Kişiye özel beslenme planının oluşturulması.
  3. Gıda duyarlılığına neden olan barsak ve sistem bozukluklarının tedavi edilmesi.
  4. Dokularda biriken toksinlerin ve ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılması.

Nedene yönelik bir tedavi yaklaşımı benimsendiğinde, 3-6 aylık bir sürecin ardından beslenme kısıtlamaları tamamen bırakılabilir ve kronik ağrılardan kalıcı olarak kurtulmak mümkün hale gelir.

Etiketler

HalsizlikGıda duyarlılığıKronik ağrılı hastalıklar ve gıda duyarlılığı

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Mustafa Karakan

Uzm. Dr. Mustafa Karakan

Uzm. Dr. Mustafa KARAKAN, 1968 yılında Mersin - Tarsus'ta doğmuştur. Lisans öncesi eğitimlerinin ardından 1985 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1991 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. Mecburi hizmet yükümlülüğünü 1991-1994 yılları arasında Erzurum - Pasinler'de yerine getirmiştir. 1994 yılında ise Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı'nda ihtisas eğitimine başlamıştır. Asistanlı boyunca anesteziyolji yanında reanimasyon - yoğun bakım hizmetleri ve ağrı tedavileri konusunda da eğitimler almıştır. Bölgesel anestezi yöntemlerinden Kombine Epidural - Spinal Anestezi yöntemi üzerine hazırlamış olduğu tezi ile 1998 yılında ihtisasını tamamlamış ve Uzman Doktor unvanı almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.