Doktorsitesi.com

Koroner Arter Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Çeşitleri

Prof. Dr. Mustafa Feridun Koşar
Prof. Dr. Mustafa Feridun Koşar
16 Şubat 2024498 görüntülenme
Randevu Al
Koroner Arter Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Çeşitleri
Koroner Arter Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Çeşitleri

Koroner Arter Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Çeşitleri

Günümüze kadar yapılan bilimsel çalışmalara göre dünya üzerinde
insanlarda en çok can kaybına yol açan sağlık sorunu kalp - damar
problemlerinden kaynaklanır. Günlük yaşam alışkanlıklarında yanlış
ve dengesiz beslenme, hareketsiz hayat tarzı ve sigara kullanımı
gibi etkenlerin yaygınlaşması kalp ile ilgili hastalıkların görülme
sıklığını ve şiddetini arttırmıştır. Bu doğrultuda, klinikte en sık
karşılaşılan kalp-damar problemlerine genel olarak koroner arter
hastalığı adı verilir.
Koroner Arter Hastalığı Nedir?
Kalp fizyolojik fonksiyonu bakımından tüm vücuda kan dolaşımı desteğini sağlamakla
sorumlu organdır. Bu bakımdan atım ve gevşeme dönemleri boyunca kendi dokuları
dahil olmak üzere tüm dokulara ulaşan kan damarlarına yeterli miktar ve basınçta
kanın ulaşmasını sağlar. Kalbin vücudun temel atardamarı olan aorta kanı
pompalaması esnasında, kendi kalp kası ve diğer dokularına kan dolaşımını
sağlamak üzere, kalbin sağ ve solunda yer alan koroner atardamarlar görev alır.
Koroner arter hastalığı, koroner atardamarların çeşitli nedenlerle tıkanması veya kalp
dokularının bu damarlar üzerinden dolaşımının sağlanmasında aksaklıklar
yaşanmasına bağlı olarak, özellikle kalp kası dokusunun görevini yerine
getirememesi ve doku hasarına uğraması durumudur. Bu bakımdan kalp
dolaşımındaki yetersizliğin derecesine bağlı olarak farklı şiddet ve kliniklerde hastalık
tabloları ortaya çıkabilir. Tüm bu hastalık tablolarının ortak adı koroner arter
hastalığıdır.
Bu açıklama doğrultusunda, koroner arter hastalığı kapsamında değerlendirilen klinik
tablolar
aşağıdaki gibi özetlenebilir:
 Stabil Anjina pektoris; kalp kaynaklı (kardiyak) göğüs ağrısının
gelişmesi durumunda ortaya çıkan klinik tabloya verilen genel addır.
Stabil anjina pektoriste; kalp kaynaklı klinik belirtiler 5 dakikadan
uzun sürmeyecek şekilde kısa sürelidir, istirahatle kısa sürede
geriler ve ilaçlarla kontrol altına alınabilir.
 Stabil olmayan (anstabil) anjina pektoris: Klinik belirtilerin 5 ila 30
dakika arasında daha uzun sürebildiği, daha şiddetli göğüs ağrısı

gibi belirtilerin yer aldığı, istirahat veya ilaç kullanımı ile belirtilerin
kontrol altına alınmasının zorlaştığı durumda stabil olmayan anjina
pektoristen söz edilir.
 Myokard enfarktüsü: Anjina tipinde göğüs ağrısı belirtilerinin 30
dakikadan uzun sürdüğü ve kalp dokularında dolaşım yetersizliğine
bağlı doku hasarının geliştiği durumda myokard enfarktüsünden söz
edilir. Myokard; kalp kası dokusuna verilen ad iken; enfarktüs kan
dolaşımı ile birlikte sağlanan oksijen desteğinin yetersizliğine bağlı
dokudaki hücrelerin ölümüne denilir. Bu anlamda kalp kası hücreleri
yetersiz dolaşım nedeniyle ölmeye başlar. Halk arasında “kalp krizi”
olarak bilinen klinik tablo, kalp dokusunda gelişen hasara bağlı
olarak anjina pektoris olarak izlenebileceği gibi, myokard enfarktüsü
olarak da ortaya çıkabilir.
 Ani kalp ölümü: Kalp dolaşımının yetersizliğinin tetiklediği çeşitli
mekanizmalar sonucu kalp fonksiyonlarının tamamen durmasına
bağlı kalp dokularının ölümü ile sonuçlanan duruma denir.
Koroner Arter Hastalığı Neden Olur?
Yanlış beslenme, hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, yüksek kolesterol gibi etkenlere sahip
hastalarda koroner atardamarlarının cidarında hasar gelişmeye başlar. Koroner
atardamarlarının iç kısmında bu yeni koşulların etkisi altında aterosklerotik plak adı verilen,
halk arasında damar sertliği olarak bilinen, oluşumlar gelişir. Plaklar zamanla damar içine
doğru büyüme gösterir ve kan dolaşımını önemli ölçüde sınırlar.

Bazı koşullarda, kan dolaşımının plak üzerinde oluşturduğu basınç ve gerilim nedeniyle plak
yırtılabilir ve damar duvarında pıhtılaşma süreci tetiklenerek damar içi pıhtılaşma gerilebilir.
Bu ise damarın tamamen tıkanmasıyla sonuçlanabilen pıhtı tıkacına yol açar.

Koroner arter hastalıklarında klinik tablo temel olarak koroner atardamarlarda gelişen
tıkanıklık derecesi ve kalp dokularının dolaşım yetersizliğinden etkilenme oranına göre
belirlenir. Bu doğrultuda aterosklerotik plağa yol açan süreç anjina pektoris gibi nispeten
kontrol altında tutulabilir bir klinikle sonuçlanırken; plağın yırtılması ile başlayıp pıhtılaşma ile
devam eden süreç myokard enfarktüsü ile birlikte yaşamı tehdit eden koroner arter
hastalığına neden olabilir.

Bu bakımdan koroner damarlarda aterosklerotik plak gelişimini tetikleyen aşağıdaki etkenler,
koroner arter hastalığı açısından risk faktörü kabul edilir:

 Yüksek kan basıncı (hipertansiyon): Kan basıncının normalden
yüksek seyrettiği durumlarda koroner damar çeperine daha çok
basınç uygulanmasına bağlı damar cidarı zedelenebilir.
 Yüksek kan kolesterolü: Özellikle toplam kolesterol ve LDL
kolesterol değerleri ile kan trigliserit düzeyleri yüksek olan
hastalarda plak gelişimi kolaylaşır.
 Sigara ve alkol kullanımı: Sigara ve alkol bileşenleri damar
sağlığını doğrudan tehdit eder.
 Diyabet hastalığı veya kontrolsüz yüksek kan şekeri: Yüksek
kan şekeri ile birlikte kandaki kolesterol düzeyi artabildiği gibi, damar
çeperi daha kolay hasar alır.
 Obezite: Vücut ağırlığının sağlıksız bir şekilde arttığı durumlarda
plak gelişimi hızlanır.
 Hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı veya egzersiz
yapmama: Egzersiz kan kolesterol düzeyini kontrol altına alır ve
kalp sağlığını destekler. Tam aksine hareketsiz bir yaşam tarzı kalp
sağlığını tehdit eder.
 Yanlış ve dengesiz beslenme alışkanlığı: Özellikle hazır gıda,
yüksek karbonhidrat ve doymuş yağ içerikli beslenme alışkanlığı
damar sertliğini artırır.
 Obstrüktif uyku apnesi: Uyku boyunca sık ve şiddetli  apne  atakları
geçiren hastalarda kalp sağlığı olumsuz etkilenir.
 Yoğun stres: Psikolojik olarak günlük yoğun stres yaşayan kişilerde
damar çeperinde plak gelişimi kolaylaşır.
 İleri yaş: Özellikle 50 yaş ve üstü kişilerde damar çeperinde plak
oluşumuna daha sık rastlanır. Ayrıca yaşla birlikte kalp dokularının
dolaşım ihtiyacı arttığından, koroner arter hastalıklarına yatkınlık
artar.
Koroner Arter Hastalığı Belirtileri Nelerdir?
Kalp dokularında dolaşım yetersizliğinin gelişmesiyle birlikte kalp kaynaklı (kardiyak) çeşitli
belirtiler ortaya çıkabilir. Bu bağlamda aşağıdaki semptomlar koroner arter hastalıklarının
seyrinde belirebilir:
 Göğüs bölgesinde sıkıştırıcı tarzda; çeneye, boyuna, mideye, sol
omuza veya sol kola yayılım gösterebilen, istirahatle geçen, aktivite
ile artan kardiyak göğüs ağrısı
 Çarpıntı
 Nefes darlığı
 Bulantı-kusma

 Bilinç bulanıklığı, halsizlik – yorgunluk ve ölüm korkusu
 Terleme
 Bayılma (senkop)
Koroner Arter Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?
Koroner arter hastalığından şüphelenilen bir hastada ilk olarak uzman hekim tarafından
değerlendirme yapılarak hastalık teşhisinin konulması gerekir. Bu bakımdan hekim hastalık
öyküsünü ayrıntılı sorgular ve detaylı bir fizik muayene yaparak hastalık bulgularını tespit
eder. 

Koroner arter hastalıklarında özellikle kalbin elektriksel aktivitesinin ölçüldüğü
elektrokardiyografi (EKG) ve görüntülemesinin yapıldığı ekokardiyografi (EKO) gibi
yöntemlerden yaygın bir şekilde faydalanılır. Anjina pektoris gibi klinik tabloların tespiti için
stres testi adı verilen, fiziksel aktivite sırasında EKG çekilmesi esasına dayanan özel testler
gerekebilir.

Koroner arter hastalıklarında tedavinin asıl amacı, kalp krizi anında hastanın hayatını tehdit
eden durumu gidererek hastalık semptomlarını kontrol altına almak ve ciddi kalp krizi
ataklarının gelişmesini önlemektir. Bu bağlamda acil durumda hastalara anjiografi gibi
girişimsel tedavi yöntemlerinin uygulanması gerekebilir. 

Anjiografi vücuttaki damar yapılarına çeşitli boyama maddelerinin kullanılması yoluyla
girilerek kalp damarlarının yapısını gözlemlemek ve dolaşım yetersizliğine neden olan
etkenlerin stent gibi yöntemler vasıtasıyla giderilmesini sağlamaktır. Daha şiddetli vakalarda
by-pass cerrahisi gibi ameliyat yöntemlerine başvurulması gerekebilir.

Bunun yanında koroner arter hastalarında aspirin gibi kan sulandırıcılar, beta blokörler,
antihipertansifler, nitrat türevi damar genişleticiler ve kolesterol düşürücü ilaçlar tedavide
mutlaka yer alır. Hastalara ilaç tedavisi verilmesine ek olarak sıklıkla çeşitli yaşam tarzı
değişiklikleri önerilir. Bu kapsamda aşağıdaki tedbirler hastaların sağlıklarının korunması ve
geliştirilmesi bakımından oldukça yararlıdır:
 Sigara ve alkol tüketimine son verilmesi,
 Düzenli egzersiz yapılması,
 Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması,
 Vücut özelliklerine uygun ideal kiloya ulaşılması.

Etiketler

Koroner arterlerKoroner arter hsatalığı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mustafa Feridun Koşar

Prof. Dr. Mustafa Feridun Koşar

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.