Doktorsitesi.com

Konuşmasında Takılan Çocuk Kekeme midir?

Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal
Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal
19 Şubat 2016326 görüntülenme
Randevu Al
Konuşmasında Takılan Çocuk Kekeme midir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Konuşma Gelişimi ve Akıcılık Bozuklukları

Yenidoğan bir bebeğin aileye katılması, beraberinde büyük bir sevinç ve yeni umutlar getirir. İlk kelimelerin duyulmasıyla pekişen bu süreç, çocuğun yaklaşık 2-3 yaşlarına gelmesiyle birlikte konuşma akıcılığının bozulması sonucu yerini endişeye bırakabilir. Ancak, çocukluk döneminde görülen her akıcılık bozukluğu doğrudan kekemelik olarak nitelendirilmemelidir.

Normal Akıcılık Bozuklukları

Konuşma ritmindeki duraklamalar, özellikle 2 ile 6 yaş arasında sıklıkla gözlemlenen bir durumdur. Bu durum, çocuğun dil gelişimi sürecinde yaşadığı ve profesyonel bir tedavi gerektirmeyen normal duraksamalar olarak tanımlanır. Hemen hemen her çocukta görülebilen bu sürece normal akıcılık bozukluğu adı verilir.

Ailelerin bu duraksamalar üzerinde aşırı durmaması, sürecin sağlıklı atlatılması açısından kritiktir. Çocuğun özgüvenini sarsabilecek "Yavaş konuş", "Sakin ol" veya "Öyle konuşma" gibi müdahalelerden uzak durulduğunda, bu geçici durum kalıcı bir soruna dönüşmeden kendiliğinden çözülebilmektedir.

Kekemelik Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Kekemelik, konuşma akıcılığının bozulmasının yanı sıra bu duruma eşlik eden psikolojik ve motor reaksiyonlarla karakterize bir durumdur. Konuşmaktan çekinme ve hata yapma korkusu gibi psikolojik etkenlerin yanı sıra, vücudun çeşitli yerlerinde oluşan tikler gibi motor tepkiler de görülebilir. Kekemelik genel olarak şu şekillerde kendini gösterir:

  • Hece ve ses uzatma: (v-v-v-ver)
  • Kısa kelime tekrarları: (al-al-al)
  • Ses uzatma: (Ssssssabah)
  • Durma ve bloklamalar: (okk-ula ge-geldim)

Kekemeliğin Evreleri

Kekemelik süreci, çocuğun farkındalık düzeyine ve belirtilerin şiddetine göre iki ana evreye ayrılmaktadır:

1. Primer Evre Kekemelik

Bu dönem 2-2,5 yaşlarından 6-7 yaşlarına kadar sürebilir. Kekemelik sürekli değildir, belirli epizotlar halinde ortaya çıkar. Çocuk henüz durumun farkında olmadığı için konuşmaktan kaçınmaz ve psikolojik tepkiler vermez. Bu evre; primer kekemelik, normal disfluency veya fizyolojik kekemelik olarak da adlandırılır. Aile eğitimi ile bu sorunun aşılması mümkündür.

2. Sekonder Evre Kekemelik

Genellikle 6-7 yaşından sonra başlayan bu evrede, çocuk konuşmasındaki bozukluğun farkına varır ve psikolojik tepkiler geliştirmeye başlar. Bu dönem, mutlaka profesyonel tedavi gerektiren bir aşamadır. Yaş ilerledikçe uzatma ve tekrarlar daha hızlı, düzensiz ve eforlu hale gelir. Kişiler arası farklılıklar nedeniyle ileri yaşlardaki kekemelik tabloları değişkenlik gösterebilir.

Kekemeliğin Gelişimsel Düzeyleri ve Yaş Aralıkları

Kekemeliğin gelişim süreci ve davranış düzeyleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Gelişim / Davranış DüzeyiTipik Yaş Aralığı
Normal Akıcılık Bozukluğu (Doğal gelişim süreci)1,5 - 6 Yaş
Sınır Düzey Kekemelik1,5 - 6 Yaş
Kekemelik Başlangıcı2 - 8 Yaş
Orta Düzey Kekemelik6 - 13 Yaş
İleri Düzey Kekemelik14 Yaş ve Üzeri

Kekemeliğe Neden Olan Faktörler ve Tetikleyiciler

Araştırmalar kekemelikle ilgili doğrudan fizyolojik bir bağ bulamamış olsa da, ailede kekemelik öyküsü bulunması çocukta bu davranışın ortaya çıkma olasılığını %38 oranında artırmaktadır. Ayrıca çevresel faktörler de süreç üzerinde etkilidir:

  • Sürekli konuşmaya müdahale eden aile yapısı.
  • Aşırı eleştirel ev ortamı.
  • Sosyal çevrede kekeme bir bireyin bulunması.
  • Yanlış çevresel uyaranlar (aşırı TV ve bilgisayar kullanımı).

Kekemeliği Artıran Durumlar

Kekemelik şiddeti; telefon görüşmeleri, önemli bir şey söyleme isteği, zaman baskısı, kalabalık dinleyici kitlesi veya otorite figürleriyle konuşma sırasında artış gösterebilir.

Tanı ve Değerlendirme

Doğru bir tedavi planı için kekemeliğin tam olarak ne zaman ve hangi koşullarda başladığının belirlenmesi hayati önem taşır. Tanı sürecinde çocuğun işitme yetisi ve konuşma kaslarını kullanma düzeyi kontrol edilmelidir. Ayrıca taşınma, yakın kaybı veya kaza gibi psikolojik travma yaratabilecek olayların varlığı araştırılmalıdır.

Tedavi ve Ebeveyn Yaklaşımları

Tedavi sürecinde öncelikle bireyin psikolojik durumu analiz edilir ve altta yatan faktörlere yönelik yöntemler uygulanır. Sabırlı, düzenli bir tedavi ve hoşgörü, bu bozukluğun önemli ölçüde düzelmesini sağlar.

Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gerekenler

  • Çocukla konuşurken zaman zaman duraklamalı ve yavaş konuşulmalıdır.
  • Kısa ve basit cümleler tercih edilmelidir.
  • Çocuğun ilgi duyduğu konular üzerine sohbet edilmelidir.
  • Çocuğun konuşması sabırla dinlenmeli, asla kesilmemelidir.

Ailelerin Yapmaması Gerekenler

  • Çocuğun konuşmasını sürekli düzeltmek ve eleştirmek.
  • Alaycı bir tutum sergilemek.
  • "Rahatla" veya "Yavaş konuş" gibi doğrudan müdahalelerde bulunmak.
  • "Kısa cümle kur" demek yerine, bu davranışı örnekleyerek göstermek.

Kesin Çözüm Formülü

Kekemelik sorununun çözümü, sistemin bütünlüğünün korunmasına bağlıdır. Başarıya ulaşmak için şu formül uygulanmalıdır:

AİLE + BİREY + UZMAN YARDIMI = ÇÖZÜM

Unutulmamalıdır ki kekemelik bütünsel bir süreçtir; ebeveynlerin kendi konuşma hızlarını yavaşlatmaları, çocuğun gelişimine endişeden daha fazla katkı sağlayacaktır.

Etiketler

Kekeleyen çocuklarKekemelik iyileşme oranıKekeleme tedavisiKekemelik sorunuKekemeklikKekemeklik tedavi edilebilir mi

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal

Doç. Dr. Özgül Akın Şenkal

Doç Dr. Özgül AKIN ŞENKAL, 1973 yılında Ankara’da doğmuştur. 1982- 1983 yılları arasında İhsan Sungu İlköğretim Okulu’nda orta öğrenimini, 1989- 1990 yılları arasında Ankara Anadolu Lisesi Almanca Bölümü'nde lise öğrenimi bitirmiştir. 1993-1994 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu’nda lisans eğitimini tamamlamıştır. 1994-2004 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda Öğretim Görevlisi olarak çalışırken, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Programında 1998 yılında yüksek lisans eğitimini, 2002 yılında ise doktora çalışmalarını tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.