Doktorsitesi.com

Karaciğer Kist Hidatiği

Doç. Dr. Yavuz Savaş Koca
Doç. Dr. Yavuz Savaş Koca
6 Ağustos 201114693 görüntülenme
Randevu Al
  • Karaciğer kist hidatiği, Echinococcus granulosus parazitinin neden olduğu ve genellikle enfekte hayvan dışkılarıyla bulaşan, en sık karaciğerde yerleşen bir hastalıktır.
  • Hastalığın teşhisinde ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi radyolojik görüntüleme yöntemleri ile ELISA gibi serolojik testler kombine edilerek kullanılır.
  • Temel tedavi yöntemi cerrahi olup, parazitin inaktive edilmesi, germinatif membranın çıkarılması ve geride kalan boşluğun uygun tekniklerle kapatılması hedeflenir.
Karaciğer Kist Hidatiği
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Karaciğer Kist Hidatiği (Echinococcus Granulosus) Nedir?

Karaciğer kist hidatiği, Echinococcus granulosus isimli parazitin neden olduğu, dünya genelinde ve ülkemizde sık rastlanan bir sağlık sorunudur. Parazit vakalarının %50-70'i karaciğerde yerleşmekte olup, bu kistlerin büyük bir çoğunluğu karaciğerin sağ lobunda ve tekil olarak gözlenir. Karaciğerden sonra parazitin en sık tutulum gösterdiği ikinci organ ise %10-30 oranıyla akciğerlerdir.

Parazitin Yaşam Döngüsü ve Bulaşma Yolları

Erişkin solucan yaklaşık 0.5-1.0 santimetre boyutundadır ve temel olarak köpek, tilki ile kurt gibi hayvanların bağırsak mukozasına yapışık yaşar. Bu hayvanlar hastalığın kesin konakçılarıdır ve dışkılama yoluyla parazit yumurtalarını çevreye yayarlar. Yaklaşık 35 mikron çapındaki bu yumurtalar, dış tabakaları sayesinde dış ortamda iyi korunurlar.

Ara konakçı süreci şu şekilde işler:

  • Koyun ve diğer otçul hayvanların kontamine otları yemesi,
  • İnsanların parazit yumurtası bulaşmış sebze veya meyveleri tüketmesi,
  • Alınan yumurtaların üst intestinal sistem mukozasından geçerek portal venöz sisteme katılması.

Kist Hidatiğin Oluşumu ve Yapısı

Portal sisteme giren yumurtaların tamamı karaciğere ulaşır; ancak çok az bir kısmı karaciğer sinuzoidlerini geçerek akciğerlere veya pulmoner dolaşım yoluyla diğer periferik organlara dağılabilir. Parazit, yerleştiği son organda larval döneme evrilerek tipik bir hidatik kist oluşturur.

Ara konakçıda gelişen bu kist, berrak, renksiz, kokusuz ve hafif alkali bir sıvı ile doludur. "Kaya suyu" olarak da bilinen bu sıvının özgül ağırlığı 1008-1015 arasındadır. Sıvı içerisinde skoleks veya protoskoleks adı verilen, yumurtadan üç kat büyük milyonlarca larva yüzer. Bu larvalar birleşerek hidatik kumu oluşturur ve aseksüel olarak sonsuza kadar çoğalabilirler.

Belirtiler ve Klinik Durum

Hidatik kistler çok iyi kapsüllü bir yapıya sahip oldukları için genellikle ateş, halsizlik ve kilo kaybı gibi sistemik belirtilere yol açmazlar. Bu nedenle, kist karaciğerde veya başka bir organda olsa dahi hastalar dışarıdan oldukça sağlıklı görünürler. Hastalığın yaşam döngüsü, enfekte koyun karaciğerinin köpekler tarafından yenmesiyle skolekslerin köpek bağırsağında erişkin forma dönüşmesiyle tamamlanır.

Karaciğer Kist Hidatiği Tanı Yöntemleri

Tanı süreci, öncelikle hastalıktan şüphe edilmesiyle başlar. Teşhis aşamasında radyolojik görüntüleme ve immünolojik testler kombine edilerek kullanılır.

Radyolojik Görüntüleme Yöntemleri

YöntemTanı Özellikleri
Direkt Karın ve Akciğer GrafisiDiafragma altında konsentrik kalsifikasyon ve plevral effüzyon izlenebilir.
Baryumlu Grafiler ve İVPKistin baskı yaptığı organlarda itilme saptanabilir.
Karaciğer Sintigrafisi%85-90 oranında tanı koydurucudur.
Ultrasonografi (USG)%90 tanı oranı ve %91 özgüllüğe sahiptir; kistler 5 tipte sınıflandırılır.
Bilgisayarlı Tomografi (BT)Kistin lokalizasyonu, derinliği ve volümü hakkında detaylı bilgi verir.
Arteriyografi%100 doğruluk payı olsa da invazif olduğu için sık tercih edilmez.

İmmünolojik ve Serolojik Testler

  1. Casoni Testi: Bir deri testidir. %50-80 pozitiflik verse de yalancı pozitiflik oranının yüksekliği bir dezavantajdır.
  2. Weinberg Testi: Kompleman fiksasyon testidir. %70 pozitiftir; tedavi sonrası takibinde yararlıdır.
  3. ELISA: En yararlı tarama testidir. %90 pozitiflik oranıyla ekinokok antijeni saptanmasını sağlar.
  4. İmmünelektroforez: Özgül presipitasyon prensibiyle çalışır. Tedavi sonrası 2-3 yılda negatife döndüğü için hasta izleminde kritiktir.

Tedavi Yaklaşımları ve Cerrahi Prensipler

Karaciğer kist hidatiğinin temel tedavi yöntemi cerrahidir. Cerrahi müdahalenin üç ana prensibi bulunmaktadır:

  • Parazitin inaktive edilmesi,
  • Germinatif membranın tamamen ortadan kaldırılması,
  • Geride kalan boşluğun (kavite) kapatılması (obliterasyon).

Cerrahi Uygulama Detayları

Cerrahi sırasında parazitin çıkarılması; laminar membranın parçalanması ve skolekslerin çevreye dağılması gibi riskler taşır. Bu nedenle girişim, karaciğer yüzeyine en yakın noktadan yapılmalıdır. Ameliyat sahası, bulaşmayı önlemek için hipertonik NaCl solüsyonlu kompreslerle sınırlandırılır. Ardından trokar ile sıvı aspire edilir ve skolisidal ajanlar (%0.5'lik gümüş nitrat veya hipertonik NaCl) kullanılarak parazitler etkisiz hale getirilir.

Kavite obliterasyonu için kullanılan yöntemler:

  • Kapitonaj veya introfleksiyon (dikişle kapatma),
  • Omentum ile doldurma (omentoplasti),
  • Periton boşluğuna açık bırakma,
  • Serum fizyolojik ile doldurup kapatma,
  • Tüp aracılığıyla dışa drenaj,
  • Perkutan boşaltma (ultrason eşliğinde).

Not: Marsupializasyon (deriye ağızlaştırma) yöntemi günümüzde artık önerilmemektedir.

Multiveziküler Kistler

Çok odacıklı (multiveziküler) kistlerde, geride kız vezikül bırakma riski daha yüksek olduğu için doğrudan ve dikkatli müdahale şarttır. Özellikle karaciğer kubbesindeki kistlerde transdiafragmatik (göğüsten) yaklaşım daha akılcı olabilir. Bu kistlerde safra yollarına açılma riski daha sık görüldüğü için kist boşluğu titizlikle incelenmelidir. Safra ilişkisi kesildikten sonra omentoplasti güvenle uygulanabilir.

Etiketler

Echinococcus granulosusKist hidatik tanısıKist hidatik tedavisiKaraciğerde kapitonaj yöntemleriKaraciğer hidatik kistiKaraciğer kist hidatik

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Yavuz Savaş Koca

Doç. Dr. Yavuz Savaş Koca

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.