Doktorsitesi.com

Kanserden Korunabiliriz

Prof. Dr. Coşkun Tecimer
Prof. Dr. Coşkun Tecimer
14 Aralık 2022197 görüntülenme
Randevu Al
Kanserden Korunabiliriz
Kanserden Korunabiliriz
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kanserle Mücadelede Koruyucu Tıbbın Önemi

Araştırmalar, gelişmiş ülkelerde her iki kişiden birinin yaşamı boyunca kanser teşhisi alacağını ve bu hastaların dörtte birinin hayatını kaybedeceğini göstermektedir. Son 30 yıllık süreçte kansere bağlı ölümlerin, kalp hastalıklarından kaynaklanan ölümlerin önüne geçmesi konunun ciddiyetini artırmıştır. Tıptaki ilerlemeler birçok kanser türünde yaşam süresini uzatsa da sadece tedaviye odaklanmak yeterli değildir; asıl hedef koruyucu tıp yöntemleriyle kanserin ortaya çıkışını engellemek olmalıdır.

Kanserin Genetik ve Çevresel Kökenleri

Kanser, sanılanın aksine tek bir hastalık değil, bir hastalıklar grubudur. Yetişkinlerde görülen kanser vakalarının sadece %5-10'u kalıtsal kökenlidir. Bu durum, bireylerin doğrudan kanser yapıcı bir genetik bozuklukla doğma olasılığının düşük olduğunu göstermektedir. Ancak bazı genetik değişimler kişiyi kansere eğilimli kılabilir; bu eğilim çevresel faktörlerle birleştiğinde hastalık tetiklenir.

Kanser, %80-90 oranında çevresel etkenlerle ortaya çıkan bir hastalıktır. Deneyimler, yaşam biçimindeki değişikliklerin kanser ölümlerini üçte iki oranında azaltabileceğini kanıtlamaktadır. Hiçbir genetik yatkınlığı olmayan bir birey dahi, sürekli kötü çevresel etkilere maruz kaldığında bu hastalığa yakalanabilir.

Tütün Kullanımı ve Kanser İlişkisi

Kansere neden olan çevresel etkenlerin başında tütün ve sigara gelmektedir. Kanser ölümlerinin %30'u doğrudan tütün kullanımıyla ilişkilidir. Sigara içen herkesin kanser olmamasının nedeni, bazı bireylerde sigaranın kanser yapıcı etkilerini aktive eden proteinlerin daha aktif olmasıdır. Sigara sadece akciğer kanserini değil; baş, boyun, yemek borusu, mide, mesane ve pankreas kanseri riskini de artırır.

Sigara bağımlılığından kurtulamayan bireyler için nikotin içeren sakızlar, sigara içmeye oranla daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Unutulmamalıdır ki, sigaranın bırakılmasıyla birlikte risk hızla azalmaya başlar.

Beslenme Alışkanlıkları ve Kanserden Korunma

Doğru beslenme stratejileri ile çevresel etkenlere bağlı kanser ölümlerini %35 oranında azaltmak mümkündür. Kanser gibi heterojen bir hastalık grubunu tek bir mucizevi maddeyle tedavi etmek mümkün değildir. Bilimsel platformlarda kabul görmüş uluslararası kuruluşların beslenme önerileri şu şekildedir:

  • Hayvansal yağ ve protein tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Günde en az beş porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir.
  • Tek bir besine odaklanmak yerine, farklı çeşitlerde gıdalarla beslenilmelidir.
  • İşlenmiş bilgiler ve kesinliği ispatlanmamış "mucize bitki" haberlerine itibar edilmemelidir.

İdeal Vücut Ağırlığı ve Fiziksel Aktivite

Beslenmeden bağımsız olarak şişmanlık (obezite); kalın bağırsak, meme ve rahim kanseri için ciddi bir risk faktörüdür. İdeal vücut kitle indeksi, kilonun boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır ve bu değer 18 ile 25 arasında olmalıdır.

FaktörÖneri / Hedef
Vücut Kitle İndeksi (VKİ)18 - 25 Arası
Fiziksel AktiviteHaftada en az 3 gün, 30'ar dakika yürüyüş
Sebze/Meyve TüketimiGünde 5 porsiyon

Alkol Kullanımı ve Yanlış Bilinen Gerçekler

Alkol; ağız, yemek borusu, karaciğer ve kalın bağırsak kanserlerine yol açabilen bir risk faktörüdür. Özellikle meme kanserinde risk, tüketilen alkol miktarıyla doğru orantılıdır. Kırmızı şarabın antioksidan içeriği nedeniyle koruyucu olduğu bilgisi yanlıştır; çünkü şaraptaki alkolün kendisi güçlü bir oksidan maddedir. Kalp sağlığı için düşük dozda alkolün risk azaltıcı etkisi olduğu belirtilse de, kanser kuruluşlarının genel tavsiyesi alkol kullanılıyorsa miktarın azaltılması, kullanılmıyorsa hiç başlanmaması yönündedir.

Güneş Işınları ve Radyasyon Riskleri

Güneş ışınları ve radyasyon, kanser riskini artıran diğer önemli unsurlardır. Özellikle açık tenli kişilerin cilt kanserine yakalanma riski daha yüksektir.

  • Güneş Kremleri: Yararlıdır ancak kişilerin daha uzun süre güneş altında kalmasına neden olarak riski dolaylı yoldan artırabilir.
  • Solaryum: Yapay bronzlaştırıcılar kanser riski nedeniyle önerilmez.
  • İyonize Radyasyon: Nükleer atıklar gibi iyonize edici radyasyonun kanser yaptığı kesin bir bilgidir.
  • Elektromanyetik Alanlar: Cep telefonları ve yüksek gerilim hatlarının etkisi hala tartışmalıdır. Mevcut veriler cep telefonlarının kanseri artırdığına dair kesin bir kanıt sunmasa da, uzun vadeli etkiler takip edilmektedir.

Kanserden korunmak, bireysel kararlar kadar toplumsal bir bilinç ve doğru yaşam politikalarının oluşturulmasını gerektiren kapsamlı bir süreçtir.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Coşkun Tecimer

Prof. Dr. Coşkun Tecimer

Prof. Dr. Coşkun TECİMER, 1957 yılında doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimini 1974 yılında Ankara Mustafa Kemal Lisesi'nde bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1981 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise yine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve 1987 yılında İç Hastalıkları Uzmanı olmuştur.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.