Kadim tıp bilgisi : akupunkturun tarihsel yolculuğu

KADİM TIP BİLGİSİ : AKUPUNKTURUN TARİHSEL YOLCULUĞU

Kadim tıp bilgisi : akupunkturun tarihsel yolculuğu

Akupunktur, vücudun belirli bölgelerinde cildin iğne ve lazer  gibi metodlarla uyarılmasıyla yapılan bir tıbbi tedavi yöntemidir. Geleneksel Çin Tıbbına göre akupunkturun etki mekanizması “çi” prensibine dayanır. Çi, vital yaşam gücü olarak tanımlanabilir. Hayata gelirken anne ve babamızdan genetik çi  miras alırız ve yaşamımız boyunca nefes alırken havadan ve yemek yerken besinlerden çi kazanırız. Çi, insan vücudunda meridyen denen enerji yolları ya da kanallarında akar. Bu kanallar iç organların  işleyişi ile ilişkili bir meridyen sistemini oluştururlar. Çi’nin alımında, oluşmasında ya da meridyenlerde akışında bir düzensizlik ve yetersizlik olursa ilgili olduğu organlarda fonksiyon bozuklukları görülür. Bu fonksiyon bozuklukları akupunktur noktaları uyarılarak düzeltilebilir.

       Klasik akupunkturun tarihçesine bakıldığında, ‘Geleneksel Çin Tıbbı’nda (TCM) 2500 yıldır uygulandığını görürüz. 1000 (MÖ) yıllarında Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda akupunktur iğnesi amacıyla kullanılmış materyallere rastlanmıştır. Huang Di Nei Jing , Sarı İmparatorun Klasik İç Hastalıkları Kitabında vücuttaki meridyen yapısından sözetmiş, bu sistemin kulak ve iç organlarla ilişkisini anlatmıştır.

       Bugün kullandığımız Batı tıbbının babası sayılan Hipokrat’ın da  (MÖ 460) kulak akupunkturunu impotans, hipertansiyon gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullandığını biliyoruz.

       Tıbba katkısı çok büyük olan ünlü Türk hekimi İbn-i Sina’nın (17.yy) günümüze ulaşan  yazılı kaynaklarında, vücuttaki enerji kanallarından ve meridyen sisteminden bahsettiği ve nabız muayenesini hastalıkların teşhisinde kullandığını görmekteyiz.

       Akdeniz denizcilerinin kulak memesinin ortasına taktıkları altın halkanın amacı, denizde uzun mesafe görüşlerini arttırmakmış. Günümüzde kulak akupunkturu üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda bu noktanın görme ile ilgili olduğu ortaya çıkarılmıştır.

        1991 yılında Avusturya Alplerinde bulunan ve araştırmacıların Iceman(Ötzi) adını verdikleri 5200 yaşındaki mumyanın vücudunda akupunktur noktalarının bulunduğu yerlerde dövme izlerine rastlanmış olması  bilim adamlarının, akupunkturun 5200 yıl öncesine dayandığını ve Avrasya kıtasından köken aldığını  düşünmelerine sebep olmuştur.

       Batı’nın akupunkturla tanışması ise Çin’e giden Cizvit misyonerleri aracılığı ile olmuştur ( 17.yüzyıl). Saygın Tıp dergisi Lancet’in ilk sayısında (1823) akupunkturla ilgili bir makale mevcuttur. Batıda akupunktur ilgi görmeye başlamışken 1822’de Çin’de akupunktur yasaklanmıştır. Çin Halk Cumhuriyeti kurulduktan sonra (1949) akupunkturla ilgili yasak da kaldırılmıştır.

       Fransız diplomat Georges Soulie de Morant’ın  1839’da Çin’de yaptığı çalışmalar sonucunda Fransızca olarak yazdığı akupunktur kitabının, modern akupunkturun babası sayılan Fransız doktor Paul Nogier’in (1950) dikkatini çekmesiyle akupunktur ile ilgili bilimsel çalışmalar başlamış ve bugünkü halini almıştır.

        Türklerin akupunkturla tanışmaları çok eskidir. Dahası akupunkturun Uygur Türklerinin tedavi tarzı olduğunu iddia edenler de mevcuttur. Bu iddianın sahiplerinin dayandıkları görüşe göre, Sarı İmparatorun kitabında yer alan insan resimlerinde saç bağlanış tarzının Çinlilerde olmayıp Uygur Türklerine ait olduğu, MS 50  yıllarına ait üzerinde akupunktur meridyenleri ve noktalarının gösterildiği bronz heykelin de Uygur Türklerine benzediği, hatta kazılarda bulunan Çin tarihçilerinin de bu gerçeği gizlice itiraf ettikleri bildirilmektedir. Ayrıca Geleneksel Çin Tıbbı  terminolojisinde geçen bazı kelimelerin kökeni incelendiğinde şaşırtıcı bir şekilde Uygur Türklerinin kelimeleri ile benzerlik gösterdiği anlaşılmaktadır.

      Bugün belki de eski bir Türk tedavisi olarak anılan kadim tıp bilgisi akupunkturu, modern tedavilerle harmanlanmış şekilde uzun yıllar sonra yeniden keşfetmenin arefesinde bulunuyoruz

Bu makale 23 Ocak 2023 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar
Dr. Gülşah Yurtseven

1977 Ankara doğumluyum. İlköğrenimimi Ankara’da tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinden 2000 yılında mezun oldum. Hekimlik görevimi devlette çeşitli yerlerde yaptıktan sonra,  Yoga ve  Akupunktur gibi kadim tedavi yöntemlerini araştırmaya başladım. 2006 yılında Uluslararsı Yoga Federasyonundan Yoga Eğitmenliği diplomamı aldım. Sağlık Bakanlığının Akupunktur, Kupa Tearapi (Hacamat), Ozon Terapi eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarımı aldıktan sonra Ankara Çukurambarda’ki kliniğimde, Kişiye özel tıp anlayışı içerisinde Batı tıbbını ve Tamamlayıcı Tıp yöntemlerini birarada kullanarak hastalarıma bütüncül bir yaklaşım ile tedavi sunuyorum

Etiketler
KADİM TIP BİLGİSİ : AKUPUNKTURUN TARİHSEL YOLCULUĞU
Dr. Gülşah Yurtseven
Dr. Gülşah Yurtseven
Ankara - Akupunktur
Facebook Twitter Instagram Youtube