Doktorsitesi.com

İşeme Bozuklukları

Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu
Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu
8 Eylül 20151455 görüntülenme
Randevu Al
İşeme Bozuklukları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Disfonksiyonel Eliminasyon Sendromu (DES) Nedir?

Disfonksiyonel eliminasyon sendromu (DES), herhangi bir anatomik veya nörolojik bozukluk olmaksızın üriner sistemde tıkanıklık ve patolojilere yol açabilen fonksiyonel bir idrar yapma bozukluğudur. Güncel bir sınıflandırma terimi olan DES; aşırı aktif mesane (urge sendromu), tembel mesane (geciktirme sendromu) ve disfonksiyonel işeme gibi çeşitli alt bozuklukları kapsamaktadır. Geçmişte bu problemler "işeme disfonksiyonu" olarak adlandırılsa da, bu terimin sadece bir grubu temsil etmesi nedeniyle daha kapsayıcı olan DES terimi literatüre kazandırılmıştır.

Etyolojik faktörler arasında çocukluktan erişkinlik dönemine geçişteki tuvalet eğitimi eksiklikleri, hatalı idrar kontrolü alışkanlıkları, ilişkili davranışsal etmenler ve genetik yatkınlık ön plana çıkmaktadır. Bu süreçlerin doğru yönetilememesi, çocuklarda kalıcı işeme bozukluklarının temelini oluşturabilmektedir.

DES Patofizyolojisi ve İşeme Fazları

Disfonksiyonel eliminasyon sendromu, mesanenin dolma ve boşaltma fazlarındaki aksaklıklar üzerinden üç ana başlıkta incelenmektedir:

1. Dolma Fazı Problemleri

Bu aşamadaki sorunlar, idrarın depolanmasıyla ilgili yetersizlikler veya aşırı depolama alışkanlıklarından kaynaklanır:

  • Yetersiz İdrar Depolama: Mesane kapasitesinin yaşa göre küçük olması veya detrusor instabilitesi (istemsiz kasılmalar) nedeniyle çocuk sık sık idrara çıkar. Bu durum urgensi (ani sıkışma) ve idrar kaçırma ile sonuçlanabilir.
  • Fazla İdrar Depolama: Çocuğun idrarını sürekli ertelemesi sonucu mesane kapasitesi artar ve tembel mesane gelişir. Bu durumda mesane tam boşaltılamayabilir ve içeride rezidüel idrar kalabilir.

2. Boşaltma Fazı Problemleri

Hatalı tuvalet pozisyonları veya yanlış eğitim süreci sonucunda, işeme esnasında pelvik taban kaslarının uygunsuz şekilde kasılmasıdır. Bu durum idrarın akışını zorlaştırarak fonksiyonel bir tıkanıklığa yol açar.

3. Kombine Faz Problemleri

Sık idrarı gelen çocuğun, idrar kaçırmamak için refleks olarak sfinkterini (pelvik taban kaslarını) sıkmayı öğrenmesiyle oluşur. Zamanla güçlenen bu kaslar, işeme sırasında gevşeyemez hale gelir ve kesik kesik işeme veya obstrüksiyon (tıkanıklık) belirtileri gösteren işeme disfonksiyonu gelişir.

DES ile İlişkili Komplikasyonlar ve Riskler

Disfonksiyonel eliminasyon sendromu sadece üriner sistemi değil, sindirim ve böbrek sağlığını da doğrudan etkileyen ciddi komplikasyonlara yol açabilir:

Komplikasyon TürüAçıklama ve Etkileri
Fekal ProblemlerPelvik taban kaslarının aşırı kasılması konstipasyona (kabızlık) ve dışkı kaçırmaya (enkoprezis) neden olabilir.
Üriner EnfeksiyonlarRezidüel idrar ve uygunsuz işeme, bakterilerin kolonize olmasını kolaylaştırarak sık enfeksiyona yol açar.
Vezikoüreteral Reflü (VUR)Mesane içindeki yüksek basınç, idrarın böbreklere geri kaçmasına (VUR) neden olabilir.
Renal HasarYüksek basınçlı mesane, VUR ve tekrarlayan piyelonefrit atakları böbreklerde kalıcı hasar riski oluşturur.

Klinik Değerlendirme ve Tanı Yöntemleri

Hastanın değerlendirilmesinde detaylı bir miksiyon anamnezi hayati önem taşır. Sorgulamada kabızlık, dışkı bulaşması, ani sıkışma hissi, kesik kesik idrar yapma ve gece/gündüz idrar kaçırma durumları titizlikle incelenmelidir. Fizik muayene sonrasında, nörojenik mesane ayrımı için gerekirse nörolojik değerlendirme yapılmalıdır.

Tanı sürecinde kullanılan temel testler şunlardır:

  • Laboratuvar: İdrar analizi, idrar kültürü ve böbrek fonksiyon testleri.
  • Görüntüleme: Üriner sistem ultrasonografisi (mesane duvar kalınlığı ve rezidüel idrar ölçümü için en değerli yöntemdir).
  • İleri Tetkikler: VUR şüphesinde VCU (voiding sisto-üretrografi), böbrek hasarı araştırmasında DMSA sintigrafisi ve karmaşık olgularda ürodinamik çalışmalar.

Disfonksiyonel Eliminasyon Sendromu Tipleri

DES, klinik tablolarına göre başlıca 8 grupta sınıflandırılmaktadır:

  1. Aşırı Aktif (Unstabil) Mesane: En sık görülen tip olup ani sıkışma hissi ile karakterizedir.
  2. Hinman Sendromu: İşeme disfonksiyonunun en ağır formudur; böbrek yetmezliğine kadar gidebilir.
  3. Tembel Mesane Sendromu: İdrar tutma eğilimi ve azalmış mesane kasılması ile görülür.
  4. Fonksiyonel Barsak Problemleri.
  5. Giggle (Kıkırdama) İnkontinansı.
  6. Miksiyon Sonrası Damlama.
  7. Gün İçi İdrar Frekansı Sendromu.
  8. Enürezis Nokturna (Gece Islatması).

Güncel Tedavi Yaklaşımları

DES tedavisi, disfonksiyonun tipine ve semptomların şiddetine göre kişiselleştirilmelidir. Tedavinin başarısı için aileye sürecin uzun ve sabır gerektirdiği net bir şekilde aktarılmalıdır.

  • Davranış Tedavisi: İşeme günlüğü tutulması, zamanlanmış işeme (2-3 saatte bir) ve doğru tuvalet pozisyonu eğitimi ilk basamaktır.
  • Antimuskarinik Ajanlar: Aşırı aktif mesane tedavisinde detrusor kasılmalarını kontrol etmek için kullanılır (Oksibutinin, Tolterodin, Solifenasin vb.).
  • Alfa Blokörler: Mesane çıkış direncini azaltmak ve kompliansı artırmak için tercih edilir.
  • Biofeedback: Hastanın işeme fonksiyonlarını monitörize ederek doğru işemeyi yeniden öğrendiği bir terapi yöntemidir.
  • Temiz Aralıklı Kataterizasyon (TAK): Mesanenin tam boşalamadığı veya yüksek basıncın olduğu ağır vakalarda (Hinman sendromu) kullanılır.
  • Botulinum Toksini: İlaç tedavisine yanıt vermeyen durumlarda sfinkter veya detrusor kasına enjekte edilerek paralizi sağlanması hedeflenir.

Etiketler

İşeme disfonksiyonu tedavisiAşırı aktif mesane-urge sendromuİşeme disfonksiyonunda ürodinamik bulgularTembel mesane sendromuHinman sendromu

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu

Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu

Prof. Dr. Oğuz SÖYLEMEZOĞLU, 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimini tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1983 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda ihtisas eğitimine başlamış ve 1987 yılında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olmuştur. 1983-1988 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Araştırma Görevlisi olarak çalışmıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.