İNFERTİLİTE TANI VE TEDAVİSİNDE HİSTEROSKOPİ NE KADAR GEREKLİ?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Histeroskopi Nedir ve Tarihsel Gelişimi
Histeroskopi, uterusun (rahim) içini döşeyen endometrial boşluğun, ışık ve mercek sistemi barındıran ince bir skopi aletiyle görsel olarak incelenmesi yöntemidir. Bu yöntem, karın boşluğunun incelendiği laparoskopiye benzer bir teknolojiye sahiptir. Histeroskopi, sadece tanı koymak amacıyla değil, aynı zamanda saptanan anormalliklerin cerrahi tedavisi için de etkin bir şekilde kullanılmaktadır.
İlk kez 1879 yılında keşfedilen bu yöntem, 1970’lerde klinik uygulamaya girmiş; 1980 ve 1990’larda ise Kadın Hastalıkları ve Doğum branşı içinde ayrı bir cerrahi disiplin haline gelmiştir. Tüp bebek tedavisinin yaygınlaşmadığı dönemlerde, infertilite (kısırlık) nedenlerini araştırmak için neredeyse her hastaya uygulanan bir prosedür olmuştur. Günümüzde ise laparoskopi tanısal amacından sıyrılarak tamamen cerrahi tedaviye odaklanırken, histeroskopi adeta yeniden keşfedilerek üreme sağlığında kritik bir rol üstlenmiştir.
Uterus Boşluğunu Görüntüleme Yöntemleri
Bir jinekolog, 2 boyutlu vajinal ultrason ile endometrial boşluktaki sorunları fark edebilir; ancak kesin tanı için farklı görüntüleme tekniklerine ihtiyaç duyulur. Uterus içindeki patolojilerin saptanmasında kullanılan yöntemlerin tanısal güvenilirlik oranları şu şekildedir:
| Yöntem | Tanısal Doğruluk Oranı |
|---|---|
| Histeroskopi | %100 |
| 3 Boyutlu Ultrasonografi | %99 |
| Salin Histerosonografi (Sulu Ultrason) | %90 |
| 2 Boyutlu Ultrasonografi | %84 |
| Histerosalpingografi (HSG - Rahim Filmi) | Değişken |
Ofis histeroskopi, anestezi gerektirmeden tanı amaçlı uygulanırken; cerrahi histeroskopi, ameliyathane şartlarında ve anestezi altında gerçekleştirilen girişimsel bir işlemdir.
Uterus Boşluğunda Sık Rastlanan Patolojiler
Üreme sorunu yaşayan kadınların %11 ile %45’inde uterus içinde çeşitli anormalliklere rastlanabilmektedir. Bu patolojiler görülme sıklığına göre şu şekilde sıralanır:
- Endometrial Polipler: En sık rastlanan oluşumlardır.
- Myomlar: Uterus boşluğuna doğru büyüyen rahim urlarıdır.
- Uterus İçi Yapışıklıklar: Özellikle cerrahi müdahale veya enfeksiyon sonrası gelişebilir.
- Doğuştan Şekil Bozuklukları: Uterusu bölen perdeler veya yapısal anomalilerdir.
Özellikle daha önce doğum yapmış ancak tekrar gebe kalamayan kadınlarda, uterus içi yapışıklık riski daha yüksek olduğu için bu grubun daha dikkatli değerlendirilmesi gerekmektedir.
Endometrial Polipler ve Tüp Bebek Başarısı
Endometrial poliplerin tüp bebek başarısını olumsuz etkileyip etkilemediği tıp dünyasında hala tartışmalıdır. Mevcut çalışmalar, poliplerin çıkarılmasının canlı doğum oranlarını her zaman artırmadığını göstermektedir. Bu nedenle tedavi kararı; kadın yaşı, embryo kalitesi, polipin büyüklüğü ve yerleşimi gibi bireysel faktörler göz önünde bulundurularak verilmelidir.
Myomların Üreme Kapasitesine Etkisi
Myomların üreme fonksiyonuyla ilişkisi oldukça karmaşıktır. Cerrahi müdahale kararı myomun konumuna göre belirlenir:
- Submukozal Myomlar: Uterus içine büyüyen bu myomlar tutunmayı zorlaştırır ve düşük riskini artırır; mutlaka histeroskopi ile çıkarılmalıdır.
- İntramural Myomlar: Uterus duvarı içindeki bu myomlar, eğer rahim boşluğunu daraltıyorsa veya 5 cm'den büyükse çıkarılması yararlı olabilir.
- Subseröz Myomlar: Uterus dışına büyüyen bu myomların üreme bağlamında çıkarılması gerekli değildir.
Uterus İçi Yapışıklıklar (Ascherman Sendromu)
Doğum, düşük veya küretaj sonrası gelişebilen yapışıklıklar, adet kanamalarının azalmasına veya tamamen kesilmesine neden olabilir. Ascherman sendromu olarak bilinen bu durumda, yapışıklıklar histeroskopi ile açılsa bile tekrarlama riski taşır. Özellikle tüberküloz gibi kronik enfeksiyonlara bağlı gelişen ağır hasarlarda gebelik şansı oldukça düşüktür.
Doğuştan Uterus Şekil Bozuklukları ve Cerrahi Müdahale
Uterusu bölen perdeler (septat ve subseptat), düşük ve erken doğum riskini artırdığı için histeroskopik olarak düzeltilmelidir. Ancak her şekil bozukluğu cerrahi gerektirmez:
- Arkuat Uterus: Hafif çöküklük durumudur ve gebeliğe olumsuz etkisi kanıtlanmamıştır; cerrahi müdahale önerilmez.
- Dismorfik (T-Şekilli) Uterus: Son yıllarda tanısı artan bu durum, genellikle görüntülerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Gereksiz cerrahi müdahalelerden kaçınılmalıdır.
- Bikornuat ve Unikornuat Uterus: Bu tip yapısal bozuklukların cerrahi olarak düzeltilmesi üreme kapasitesini olumsuz etkileyebilir.
Tüp Bebek Öncesi Rutin Histeroskopi Gerekli mi?
Son yıllarda tüp bebek öncesi her hastaya rutin histeroskopi yapılması eğilimi artmıştır. Ancak TROPHY ve inSIGHT gibi kapsamlı bilimsel çalışmalar, ne ilk denemede ne de başarısız tüp bebek geçmişi olanlarda rutinde yapılan histeroskopinin canlı doğum oranlarını artırmadığını ortaya koymuştur. Histeroskopinin başarısı, yalnızca gerçek bir patoloji saptandığında ve bu patoloji tedavi edildiğinde belirginleşmektedir.
Sonuç
Histeroskopi, uterus içinde gerçek bir anormallik veya şekil bozukluğu saptanan kadınlarda hem tanı hem de tedavi açısından vazgeçilmez bir yöntemdir. Ancak her olguya "toptancı" bir yaklaşımla rutin uygulama yapılması, gereksiz cerrahi komplikasyonlara yol açabilir. Kadın üreme sağlığı açısından, abartılı tanı ve tedavi yaklaşımlarından kaçınılmalı; her hasta kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu



