Doktorsitesi.com

İDRAR YOLU TAŞ TEDAVİLERİ

Doç. Dr. Necmettin Penbegül
Doç. Dr. Necmettin Penbegül
22 Nisan 2020306 görüntülenme
Randevu Al
İDRAR YOLU TAŞ TEDAVİLERİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Böbrek Taşı Tedavisinde Müdahale Kararı Nasıl Verilir?

İdrar yolu enfeksiyonu, idrar yollarında tıkanıklık, böbrek hasarı ve şiddetli ağrıya yol açan taşlara tıbbi müdahale yapılması zorunludur. Ancak hastada herhangi bir şikayete neden olmayan ve böbrek içine yerleşmiş küçük taşlar, müdahale edilmeden düzenli kontrollerle takip edilebilir.

Böbrekten çıkıp kanala düşen, böbrekte ciddi bir zorlanma yaratmayan ve 7 mm’den küçük olan taşlar, doktor kontrolünde ilaç destek tedavileri ile düşürülebilir. Bu süreçteki hastaların idrarlarını bir kapta biriktirmeleri ve düşen taşı analiz için saklamaları hayati önem taşır. Özellikle ilk kez taş düşüren hastaların, taşın yapısını belirlemek adına bu analizi yaptırması önerilir.

Böbrek ve İdrar Yolu Taşlarında Müdahale Yöntemleri

Genellikle 10 mm (1 cm) üzerindeki taşlar için profesyonel bir müdahale gerekmektedir. Günümüzde idrar yollarındaki taşlara müdahale etmek için kullanılan 4 yaygın yöntem bulunmaktadır:

  1. Şok Dalgaları ile Taş Kırılması (SWL)
  2. Üreterorenoskopi (URS)
  3. Fleksibl Üreterorenoskopi (f-URS / RIRS)
  4. Perkütan Nefrolitotomi (PNL)

1. Şok Dalgaları ile Taş Kırılması (SWL)

SWL, ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Cihazdan gönderilen yüksek enerjili ses dalgaları, vücut dokularına zarar vermeden taşa odaklanarak parçalanmasını sağlar. Kırılan parçalar günler veya haftalar içinde idrarla atılır. Hasta işlem günü taburcu olabilir ve 2-3 gün içinde işine dönebilir. İlk seansta başarı sağlanamazsa 1-2 hafta sonra ikinci seans uygulanabilir; ancak üçüncü seans genellikle tercih edilmez.

  • Avantajları: En az zararlı yöntemdir. Böbrekteki 2 cm’den küçük taşlar ve üst kanal taşlarında ilk tercihtir.
  • Kimlere Uygulanmaz: Gebeler, kan sulandırıcı kullananlar, aktif enfeksiyonu olanlar ve aort anevrizması bulunanlar.
  • Yan Etkiler: İdrarda kanama, taş dökme zorluğuna bağlı böbrek şişmesi ve ağrı görülebilir.

2. Üreterorenoskopi (URS)

Böbrek ile mesane arasındaki üreter kanalında bulunan taşlar için tercih edilir. Yaklaşık 3 mm kalınlığındaki yarı-sert kameralı cihazlarla idrar kanalından girilerek taşa ulaşılır. Lazer veya pnömotik kırıcılarla taşlar ufalanır. Bazı durumlarda işlem sonrası kanala 1 ay sonra çıkarılmak üzere bir stent (kateter) yerleştirilebilir.

3. Fleksibl Üreterorenoskopi (f-URS / RIRS)

Bu yöntemde URS cihazının kıvrılabilir (fleksibl) olan versiyonları kullanılır. Özellikle böbrek içindeki taşların ve kanala yeni düşmüş taşların tedavisinde yüksek başarı sağlar.

4. Perkütan Nefrolitotomi (PNL)

Böbrek taşlarının kapalı ameliyatında en sık başvurulan yöntemdir. Sırt bölgesinden böbreğe yaklaşık 1 cm genişliğinde bir tünel açılarak yapılır. Kameralı aletlerle taşlar görülür ve cerrah tarafından dışarı çıkarılır. En önemli risk faktörü kanama ihtimalidir. Teknolojik gelişmeler sayesinde günümüzde bu işlem çok daha küçük tünellerden gerçekleştirilebilmektedir.

Neden Kapalı Ameliyat Yöntemleri Tercih Edilmelidir?

Modern tıpta açık ameliyatlar, çok istisnai durumlar dışında yerini tamamen kapalı yöntemlere bırakmıştır. Kapalı ameliyatların sağladığı avantajlar şunlardır:

Avantaj KategorisiKapalı Ameliyatın Faydaları
İyileşme SüreciVücut dokuları korunduğu için iyileşme çok hızlıdır.
Hastanede YatışHastalar genellikle 1-2 gün içinde taburcu edilir.
TekrarlanabilirlikTaşın tekrarlaması durumunda defalarca uygulanabilir.
Maliyet ve KonforDaha az ilaç kullanımı ve düşük tedavi maliyeti sağlar.

Ameliyatı Engelleyen Faktörler ve İyileşme Süreci

Her ne kadar güvenli yöntemler olsa da bazı durumlarda bu ameliyatlar gerçekleştirilemez. Kan sulandırıcı kullanımı, gebelik, aktif idrar yolu enfeksiyonu, tümör varlığı veya genel anesteziye engel teşkil eden durumlar ameliyat için risk oluşturur.

Ameliyat sonrası hastalar genellikle ertesi gün evlerine dönebilmekte ve çok kısa sürede günlük rutinlerine ve iş hayatlarına adapte olabilmektedir.


Operasyon Videolarını İzlemek İçin:

Etiketler

Böbrek taşı ameliyatıBöbrek taşı kırdırmaBöbrek taşlarında hangi tedavi tercih edilmelidir?PnlÜreterorenoskopiBöbrek taşı amliyatı zorluklarıÜreter taşı tedavisiÜreter taşının kırılarak tedavisiBöbrek taşı ameliyatı nasıldırBöbrek taşı ameliyatı nasıl yapılırÜreter taşlarının tedavisiÜreter taşıböbrek taşı ameliyatları

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Necmettin Penbegül

Doç. Dr. Necmettin Penbegül

Doç. Dr. Necmettin PENBEGÜL, 1977 yılında Malatya'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 2001 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, 2001 - 2006 yılları arasında İstanbul Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlayarak Üroloji Uzmanı olmuştur. İhtisas gerçekleştirdiği süre zarfında bir çok yurt içi ve yurt dışı çalışmalarında yer almış taş hastalıklarının Endoürolojik yaklaşımları konusunda eğitim almış Türk Üroloji Yeterlilik Kurulları (TÜYK) Üroloji Yeterlilik Sınavını da başarıyla tamamlamıştır.

Mecburi hizmetinin ardından 2009 yılında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği'nde ''Yardımcı Doçent'' olarak akademik çalışmalarına başlamış, Endoskopik Ürolojik ameliyatlara olan eğilimi nedeniyle 2010 yılında 1(bir) ay süre ile “Laparoskopik Ürolojik Cerrahi” konusunda İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğinde gözlemci olarak bulunmuş ve akabinde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğinde Laparoskopik Ameliyatların başlamasını sağlamıştır. 2011 yılında Laparoskopik cerrahi konusundaki deneyimlerini arttırmak amacı ile Universitat Tübingen Klinik für Urologie / Stuttgart-Germany kliniğinde 3 ay süreyle gözlemci olarak bulunmuş olan Doç. Dr. Necmettin PENBEGÜL, Ülkesine döndükten sonra kliniğinde Laparoskopik Ürolojik ameliyatlara devam etmiş ve birçok kurslarda Laparoskopik Cerrahi eğitmeni olarak görev almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.