Doktorsitesi.com

“Her safra kesesi taşı eşittir ameliyat” yaklaşımı doğru değildir !

Prof. Dr. Cem İbiş
Prof. Dr. Cem İbiş
1 Şubat 20162792 görüntülenme
Randevu Al
  • Safra kesesi taşları toplumun %10-15'inde görülmesine rağmen, bu taşların %70-80'i herhangi bir belirti vermeyen 'sessiz' taşlar kategorisindedir.
  • Uluslararası kılavuzlara göre belirti vermeyen taşlar genellikle ameliyat edilmez; ancak 30 mm'den büyük taşlar, porselen kese veya belirli hastalıklar gibi özel durumlarda cerrahi müdahale önerilir.
  • Ameliyat kararı öncesinde hastanın şikayetleri ile taş varlığı arasındaki ilişki titizlikle incelenmeli, sadece görüntüleme sonuçlarına dayanarak cerrahiye yönlendirme yapılmamalıdır.
“Her safra kesesi taşı eşittir ameliyat” yaklaşımı doğru değildir !
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Safra Kesesi Taşlarının Toplumdaki Görülme Sıklığı

Safra kesesi taşları, günümüzde toplumun %10 ile %15’inde görülen yaygın bir sağlık sorunudur. Bu oran, Türkiye özelinde değerlendirildiğinde 7 milyondan fazla kişinin safra kesesinde taş olduğu anlamına gelmektedir. Görülme sıklığı; yaş, cinsiyet ve genetik faktörlerin yanı sıra yaşanılan coğrafi bölgeye göre de değişkenlik gösterebilmektedir. Türkiye genelinde her yıl yaklaşık 100.000 safra kesesi ameliyatı gerçekleştirilmektedir.

Sessiz Safra Kesesi Taşları ve Belirtileri

Safra kesesinde oluşan taşların büyük bir çoğunluğu, yaklaşık %70-80’i "sessiz" olarak nitelendirilir. Bu taşlar herhangi bir klinik belirti vermezler ve hastada belirgin bir şikayete yol açmazlar. Her yıl sessiz taşların sadece %1 ile %4’ü belirti vermeye başlar. 10-15 yıllık bir takip sürecinde ise hastaların yalnızca %15-25’inde safra taşına bağlı şikayetlerin gelişmesi beklenir.

Safra Kesesi Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir?

Safra kesesi taşı nedeniyle şikayeti olan, safra kesesi iltihabı gelişen veya taşlara bağlı karmaşık tıbbi komplikasyonlar yaşayan hastalara cerrahi müdahale önerilir. Ancak uluslararası kılavuzlar ve uzman cerrahi merkezlerinin verileri, belirti vermeyen taşların bazı özel durumlar dışında ameliyat edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Belirti Vermeyen Taşlarda Ameliyat Gerektiren Özel Durumlar

Şans eseri saptanan ancak aşağıdaki klinik durumlardan birine sahip olan hastalara safra kesesinin alınması (kolesistektomi) önerilmektedir:

  • Safra kesesinde 10 mm’den büyük gerçek polibi olanlar,
  • 30 mm’den büyük safra taşı olanlar,
  • Safra kesesi duvarının kalsiyumla kaplanarak "porselenleşmiş" hale gelmesi,
  • Orak hücreli anemi hastalığı olan (özellikle çocukluk çağındaki) hastalar,
  • Omurilik hasarı nedeniyle karın bölgesinde duyu kaybı yaşayan felçli hastalar.

Safra Kesesi Taşı Ağrısı Nasıl Anlaşılır?

Safra kesesi taşlarından kaynaklanan ağrılar kendine has özelliklere sahiptir. Doğru tanı koyabilmek için bu ağrıların karakterini bilmek hayati önem taşır. Tipik safra kesesi ağrısının özellikleri şunlardır:

ÖzellikAçıklama
KonumKarnın sağ üst veya orta tarafı; bazen sırt, kürek kemikleri arası veya sağ omuz.
TetikleyicilerYağlı gıdalar, kızartmalar veya yumurta içeren öğünler.
SüreGenellikle 1-5 saat sürer; 15-20 dakikalık aralarla şiddeti değişebilir.
Etkisiz FaktörlerPozisyon değişikliği, kusma, geğirme veya tuvalete çıkma ile ağrı gerilemez.

Doğru Tanı ve Tedavi Zincirinin Önemi

Klinik gözlemler, karın ultrasonografisi ile taş saptanan hastaların bazen hızla cerrahiye yönlendirildiğini göstermektedir. Ancak hastanın mevcut şikayetleri ile görüntülemede saptanan taş arasında her zaman bir sebep-sonuç ilişkisi olmayabilir. Safra kesesi taşı şikayetlerini taklit edebilecek birçok farklı tıbbi tablo mevcuttur.

Eğer tanı süreci dikkatle yönetilmezse, hastalar kolesistektomi ameliyatı sonrası eski şikayetlerinin devam etmesi sorunuyla karşılaşabilirler. Bu nedenle sadece "filmi veya ultrason görüntüsünü" değil, hastanın klinik durumunu tedavi etmek esastır. Şikayetlerin kaynağı ek tetkiklerle titizlikle irdelenmelidir.

Sonuç olarak, safra taşı saptanan her bireyde ameliyat zorunlu değildir. Genel cerrahi uzmanı, gerekli değerlendirmeleri yaparak ameliyat veya takip kararını verir. Tedavi sürecindeki son söz ve karar hakkı her zaman hastaya aittir.

Sağlıklı günler dilerim.

Doç. Dr. Cem İBİŞ

Etiketler

Safra kesesinde taşSafra kesesi taşı ameliyatıSafra kesesi taşı neden olurKolesistolityazisSafra kesesi taşı tanı ve tedavisiSafra kesesi taşı takibi nasıl yapılmalı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cem İbiş

Prof. Dr. Cem İbiş

Doç. Dr. Cem İbiş, 1974 yılında İstanbul ‘da dünyaya geldi. İlkokul eğitimini Faik Reşit Unat İlkokulu’nu tamamlamasının ardından Anadolu Liseleri sınavında İstanbul Lisesi’ni kazandı ve 1992 yılında mezun oldu. Tıp eğitimine İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde başladı ve öğrencilik hayatı boyunca gönüllü olarak İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’nin ağırlıklı olarak Acil Cerrahi Kliniği’nde olmak üzere nöbetlerinde görev aldı. DETAM bünyesinde faaliyet göstermekte olan öğrenci bilimsel araştırma kolunun (ÖBAK) aktif üyesi olarak görev aldı ve ayrıca öğrencilik hayatı boyunca Çapa sualtı sporları, fotoğrafçılık, AIDS le savaşım kolları yanında kendi kurdukları trekking grubunda aktif olarak faaliyetlerde bulundu. 1993 ve 1994 yıllarında yaz döneminde gönüllü olarak Almanya'da Regensburg Üniversitesi’nde direktörlüğünü Prof.Dr. D.Birnbaum’un yaptığı Kalp Damar ve Göğüs Cerrahisi Kliniği’nde stajyer olarak görev yaptı. 1998 yılında tıpta uzmanlık sınavı sonrasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ında genel cerrahi uzmanlık eğitimi almaya hak kazandı. 2000 yılında gönüllü olarak Almanya’da Aachen kentinde direktörlüğünü Prof.Dr V.Schumpelick’in yaptığı RWTH Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Kliniği’nde misafir doktor olarak çalıştı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda “Akut karın olgularında mesane içi basınç ölçme yönteminin kliniğe etkisi” adlı tez çalışmasıyla Genel cerrahi uzmanı ünvanı aldı ve hemen ertesinde aynı klinikte açılan uzman kadrosuna kabul edildi. 

D

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.