Obezite bireyi sadece fizyolojik olarak çökerten bir hastalık değildir. Bir çok yandaş hastalığı yanında getirmek ile kalmaz aynı zamanda bireylerin sosyal hayatlarını, iş hayatlarını, aile hayatlarını ve birlikte oldukları birey ile ilişkilerini etkilemektedir. Bireyin sosyal hayat düzenlemesi bu dönemlerde dış hayata kapanmış durumdadır.

Biri bana bakıyor,

Uçağa binemem çünkü kolidorlar çok dar,

Otobüs, metrobüs vs. gibi toplu taşımalar kullanamam çünkü çok kalabalık,

Kimse beni beğenmiyor,

Ben değersizim,

İnsanlar sadece dış güzelliğe önem verir,

Hayatım boyunca hiçbir zaman hak ettiğim yerde olamayacağım çünkü ben çok çirkinim,

Aynalardan nefret ederim,

Yansımasından kendimi gördüğüm camlardan nefret ederim,

Toplu masalarda yemek yiyemem,

İnsanlar ben yemek yerken haline bak hala bu kiloda yemek yiyor diye düşünüyor,

Eğer daha zayıf olsaydım hayatımdaki her şey çok daha farklı ve çok daha güzel olurdu,

Annem ve babam yüzünden ben bu haldeyim,

Ailem her zaman kilolu olduğumu ve asla kilo veremeyeceğimi söyler,

Yıllardır diyet yaptım ama hiçbir zaman istediğim kiloya ulaşamadım,

Bunların her biri aslında obezite problemi yaşayan hastaların bilişsel çarpıtmalarıdır.. Bu çarpıtmalar sebebi ile hastalar her geçen gün ailelerinden, çevrelerinden ve kendilerinden uzaklaşmaya başlamaktadır.. Bu uzaklaşma ise bir süre sonra sosyal hayatta hiçbir zaman var olamamaya kadar gitmektedir ve bireyler sonuç olarak fark etmeden sosyofobik hale gelmektedir.

Sosyal Fobi- Sosyal Anksiyete Nedir?

Sosyal anksiyete bozukluğunda birey sosyal ortamlarda başkalarının kendisine baktığı, kendisini incelediği ve kendisini eleştirebileceği düşüncesiyle aşırı ölçüde kaygı duymaktadır, böyle ortamlarda bulunmaktan kaçmakta, kaçamadığı durumlarda ise konuşmalara katılmamakta, örneğin dikkati en az çekecek bir köşede oturmayı tercih etmektedir. Bu kişilerde sosyal bir ortamda bulunmanın fikri bile yoğun kaygı uyandırır. Bazı kişiler topluluk önünde konuşmak, yazı yazmak ya da saz çalmak gibi belli durumlarda kaygı yaşarlar, bazılarıysa, lokanta, kantin, seminer salonu, arkadaş toplantıları gibi başkalarının kendilerine baktığını hissettikleri hemen her ortamda kaygı duyarlar.

Sosyal fobide kaygının yol açtığı hemen bütün belirtiler görülebilse de yüz kızarması ve titreme daha sık yaşanır. Kişinin aklını meşgul eden temel düşünce başkaları tarafından eleştirilmektir. Sosyal fobikler duydukları kaygıyı hafifletmek için alkol kullanabilirler. Ayrıca depresyon bu kişilerde daha sık görülen bir başka psikiyatrik hastalıktır.

Sosyal fobi genellikle ergenlik yıllarında başlar, ilk ataklar kalabalık bir ortamda gözle görülür bir neden yokken ortaya çıkar. Kişi benzer ortamlarda gitgide daha fazla kaygı duymaya başlar ve bunun sonucunda da pek çok ortama girmez olur, sosyal yaşamı büyük ölçüde kısıtlanır

Sosyal fobinin nedenleri

Sosyal fobinin kalıtsal yönü kuvvetlidir. Bu kişilerin akrabalarında da sosyal fobinin, toplumdaki diğer kişilerle mukayese edildiğinde daha sık görüldüğü bilinmektedir. Sosyal fobinin çoğu kez fobiyi uyandıran ortama benzer bir ortamda ani bir atakla başlaması, sonra gelişen fobik belirtilerin koşullanmayla ortaya çıkabileceğini düşündürmektedir. Sosyal fobik kişiler sosyal bir ortamda bulunma fikrinin yarattığı kaygıyı yaşarlarken yapılan kayıtlarda beynin bazı bölgelerinin faaliyetinin arttığı, tedavi sonrasında ise bu faaliyetin normal düzeye geldiği görülmüştür.

Sosyal Anksiyete Bozukluğunda (Sosyal Fobide)Tedavi

Sosyal fobinin tedavisinde ilaç tedavisi ve bilişsel ve davranışçı terapi tekniklerinin kullanılmaktadır.

Psikoterapi

Sosyal fobide bilişsel tedavide odaklanılan temel bilişsel yapı kişinin yersiz yere başkaları tarafından eleştirildiğini düşünmesidir Gevşeme egzersizleri de üzerine gitme gibi davranışçı tekniklerle birlikte kullanıldığında faydalı olabilir.

Uzm. Klinik Psikolog- Bariatrik Psikolog

Merve PEHLİVAN


İstanbul Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!