Doktorsitesi.com

GLUTATYON ve OTOİMMÜNİTE - HASTALIKLAR

Uzm. Dr. Pınar Koçyiğit
Uzm. Dr. Pınar Koçyiğit
6 Haziran 2020436 görüntülenme
Randevu Al
GLUTATYON ve OTOİMMÜNİTE - HASTALIKLAR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Glutatyon Nedir ve Vücut İçin Neden Önemlidir?

Glutatyon, vücudumuzu toksinlerden arındıran en etkili temizleyici ve ana detoks maddesidir. Bağışıklık sistemi süreçlerinin bir numaralı sorumlusu olarak kabul edilen bu bileşen, sağlığın korunması için kritik bir role sahiptir. Söz konusu genel sağlık olduğunda, vücutta yeterli glutatyon rezervine sahip olmak vazgeçilmez bir zorunluluktur.

Vücutta Glutatyon Üretimi ve Rezerv Durumu

Sağlıklı bir yetişkinin vücudunda ortalama 10 gram kadar glutatyon bulunur. Gıdalar yoluyla doğrudan kazanabileceğimiz miktar ise günlük yaklaşık 100-150 mg ile sınırlıdır. Bu nedenle vücudumuz, dışarıdan hazır almaktan ziyade; sistein, glisin ve glutamat isimli hammaddeleri kullanarak kendi glutatyonunu kendisi üretir.

Doğal üretim mekanizması, aşırı toksik madde alımı veya ağır metal yüklenmesi olmadığı sürece dengeli beslenmeyle yeterli seviyede kalabilir. Ancak serbest radikal saldırıları arttığında, vücudun bu rezervleri koruması zorlaşır. Bu noktada detoks işlevlerini ve bağışıklığı güçlü tutmak için üretimi teşvik eden destekleyici unsurlara odaklanmak gerekir.

Glutatyon Seviyesini Etkileyen Kritik Faktörler

Glutatyon, vücudun ve özellikle karaciğerin temizlik işlerini yöneten adeta bir "antioksidan şahı"dır. Ancak bu doğal hazinenin seviyesi çeşitli iç ve dış faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Glutatyon dengesini korumak için aşağıdaki maddeler hayati önem taşır:

  • Toksik birikim ve serbest radikal yükü arttıkça aktif glutatyon gücü azalır.
  • Yaş ilerledikçe vücudun doğal glutatyon üretim kapasitesinde düşüş gözlenir.
  • Alkol ve sigara, glutatyon ihtiyacını artırırken üretimini engelleyen en zararlı alışkanlıklardır.
  • Gün içinde en düşük seviyeler sabah saatlerinde görülürken, yemeklerden sonra üretim artışa geçer.

Glutatyon Üretimini Destekleyen Beslenme Stratejileri

Bedenin glutatyon üretimini teşvik etmek için çinko, selenyum, C vitamini, alfa lipoik asit, E vitamini ve zerdeçal gibi antioksidan güçlerden yararlanılmalıdır. Özellikle sistein zengini olan lahana, soğan ve sarımsak gibi besinlerin tüketimi bu süreci hızlandırır. Aşağıda, üretim mekanizmasını uyaran ve doğrudan glutatyon içeren besinlerin listesi yer almaktadır:

Glutatyon Üretimini Uyaran İlk 10 Besin

Vücudunuzun daha fazla üretim yapmasını sağlamak için bu besinleri sofranızdan eksik etmemelisiniz:

  1. Lahana
  2. Sarımsak ve Soğan
  3. Maydanoz
  4. Ispanak
  5. Pancar
  6. Zerdeçal
  7. Tarçın
  8. Kakule
  9. Kimyon
  10. Karnabahar

İçeriğinde En Yüksek Glutatyon Bulunan 10 Besin

Doğrudan glutatyon kaynağı olarak tüketebileceğiniz en zengin gıdalar şunlardır:

SıraBesin KaynağıSıraBesin Kaynağı
1Kuşkonmaz6Domates
2Avokado7Havuç
3Ispanak8Kavun
4Bamya9Greyfurt
5Karnabahar10Kabak

Glutatyon Takviyeleri ve Uygulama Yöntemleri

Takviye kullanımı söz konusu olduğunda uygulama yöntemi büyük önem arz eder. Ağız yoluyla alınan glutatyonun yaklaşık %99'u mide asidi tarafından parçalanarak etkisiz hale gelir. Bu nedenle, biyoyararlanım sağlamak adına damar yolu (IV) veya kas içi uygulamalar tercih edilmelidir.

Özellikle kanserden korunma ve otoimmün hastalıklarla mücadele süreçlerinde damardan uygulama yöntemi en etkili sonuçları vermektedir. Glutatyon seviyelerini optimize etmek, modern yaşamın getirdiği toksik yükle savaşmanın en profesyonel yoludur.

Etiketler

Otoimmün hepatit belirtisiOtoimmünOtoimmün diabetOtoimmün hastalıkOtoimmün hemolitik anemiOtoimmün tiroidOtoimmunite durumuOtoimmün gastritOtoimmün hastalıklarıGlutatyonGluten enteropatisi tedavisiglutatyon nedirglutatyon seviyesi

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Pınar Koçyiğit

Uzm. Dr. Pınar Koçyiğit

Uzm.Dr Pınar Koçyiğit, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1999 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 2005 yılında başarıyla tamamlamıştır.Yüksek Lisans eğitimini ise Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlamıştır.
 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.