Doktorsitesi.com

Glokom Tedavisi Hakkında Faydalı Bilgiler

Op. Dr. Hilmi Çuhadaroğlu
Op. Dr. Hilmi Çuhadaroğlu
13 Kasım 2019203 görüntülenme
Randevu Al
Glokom Tedavisi Hakkında Faydalı Bilgiler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir?

Glokom, halk arasında bilinen adıyla göz tansiyonu, erken teşhis edilmediği takdirde ciddi görme kayıplarına yol açabilen kritik bir göz hastalığıdır. Gözün ön bölümünde yer alan sıvının, görme sinirine uyguladığı basınç sonucunda ortaya çıkan bu rahatsızlık, uzun süreli ve sinsi bir tahribat süreci izler. Genellikle ileri safhalara ulaşana kadar fark edilememesi, hastalığın en riskli yönüdür.

Bu rahatsızlık, sinsi bir şekilde geliştiği için belirtilerini çok geç gösterme eğilimindedir. En ağır sonuçlarından biri, görme yetisinin büyük oranda kaybedilmesine neden olmasıdır. Bu nedenle düzenli göz muayenesi, glokomun erken teşhisi için hayati önem taşır.

Glokom Çeşitleri ve Özellikleri

Glokom tedavisine başlanmadan önce, hastalığın hangi türde olduğunun belirlenmesi gerekir. Tıbbi otoriteler tarafından kabul edilen ve görülme sıklığına göre farklılık gösteren 4 temel glokom çeşidi bulunmaktadır:

1. Kronik Glokom (Açık Açılı Glokom)

En sık rastlanan glokom türü olan kronik glokom, genellikle yaşlanma süreciyle bağlantılıdır. İlerleyen yaşlarda göz içindeki boşaltma kanallarının işlevini yitirmesi sonucu, görme sinirlerinde basınç artışı ve buna bağlı görme bozuklukları oluşur.

Teşhis süreci aldatıcı olabilse de tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Tedavi sürecinde genellikle ilaç kullanımı ile göz sıvısı kontrol altına alınır. Ancak nadir vakalarda, basıncı dengelemek amacıyla cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

2. Akut Glokom (Dar Açılı Glokom)

Göz içindeki boşaltma kanallarının aniden tıkanmasıyla oluşan akut glokom, göz içi basıncının hızla yükselmesine neden olur. Ani gelişimi sebebiyle acil müdahale gerektiren, aksi halde kalıcı görme kaybına yol açabilen tehlikeli bir durumdur. Kronik türün aksine belirgin semptomlarla kendini gösterir.

Akut glokom belirtileri şunlardır:

  • Bulanık görme
  • Gözde veya gözlerde şiddetli ağrı
  • Baş ağrısı
  • Işıkların etrafında halkalar görülmesi
  • Bulantı ve kusma

Bu belirtilerin yaşanması durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. Akut glokomun birincil tedavi yöntemi ameliyattır.

3. Doğuştan (Konjenital) Glokom

Nadir görülen bir tür olan doğuştan glokom, anne karnında başlar ve bebek bu rahatsızlıkla dünyaya gelir. Yaklaşık her 10.000 doğumda bir görülen bu ender durumda, yeni doğan bebekte ışığa hassasiyet ve normalin dışında göz sulanması gibi belirtiler gözlemlenir. Bu türün tedavisi için ameliyat zorunludur.

4. Sekonder (İkincil) Glokom

Başka göz rahatsızlıklarına bağlı olarak gelişen bu tür; katarakt, tümörler, çeşitli görme bozuklukları veya daha önce geçirilmiş göz ameliyatları sonucunda ortaya çıkar. Teşhis konulduktan sonra hastanın durumuna göre ilaç tedavisi veya cerrahi operasyon seçenekleri değerlendirilir.

Glokom TürüGörülme Sıklığı / NedeniTemel Tedavi Yöntemi
Kronik GlokomEn sık görülen / Yaşa bağlıİlaç (Nadir durumlarda ameliyat)
Akut GlokomAni kanal tıkanıklığıAmeliyat
Doğuştan Glokom10.000'de 1 / Genetik-GelişimselAmeliyat
Sekonder GlokomDiğer hastalıklara bağlıİlaç veya Ameliyat

Etiketler

Göz hastalığıGöz hastalıklarıGlokomgöz rahatsızlıklarıglok

Yazar Hakkında

Op. Dr. Hilmi Çuhadaroğlu

Op. Dr. Hilmi Çuhadaroğlu

Op. Dr. Hilmi ÇUHADAROĞLU, 9 Ekim 1960 tarihinde doğmuştur.  Lisans öncesi öğrenimini Antalya Lisesi’nde bitirmiştir. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1984 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1984-1985 yılları arasında Erzincan’ın Armudan Bucağı Sağlık Ocağı’nda, 1985-1986 yılları arasında ise Ankara Numune Hastanesi Hızır Acil Servis’inde hekimlik yapmasının ardından 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi Göz hastalıkları Anabilim Dalı’nda ihtisas eğitimine başlamıştır. 1991 yılında Göz Hastalıkları Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.