İnsan vücudu birçok sistemin bileşkesidir. Bunlardan birisi hareket kabiliyetimizi sağlayan Kas-iskelet Sistemi dir. Kas-iskelet sisteminin önemli bir parçası da kollarımız, bacaklarımız ve omurgamızda yer alan, hareketin merkezini oluşturan eklemlerimizdir. Eklemler, iki kemiğin kıkırdak ile kaplı uç kısımlarının aralarında çok az boşluk kalacak şekilde birleşmesi ile meydana gelir. Bu eklem boşluğu ve kemik uçları eklem kapsülü denilen zar şeklindeki yapı ile çevrilidir. İki kemiğin uç kısımları ligament denilen bağlar ile birbirlerine tutunur. Damarlar, sinirler ve kaslar eklemi çevreler. Eklem içerisindeki negatif basınç, eklem yüzlerinin özellikleri, ligamentler ve kasların tutucu kuvveti eklemi yerinde tutar, kaymasını ve çıkmasını önler.

Anne karnındaki dönemde ve doğumdan sonra erişkin döneme kadar insan vücudu gelişir ve büyür. Eklemlerimizden biri olan kalça eklemi de yürüme çağına kadar, yani 12 ay içerisinde gelişir ve yürüme hareketini sağlayacak özelliklere sahip hale gelir. Kalça ekleminin normal olması ve işlevini tam olarak yerine getirmesi için eklem yüzlerinin düzgünlüğü, eklemin çukur yüzeyinin derinliği ve eklem çevresindeki bağların gerginliği çok önemlidir. Bu normal gelişimin gerçekleşmesi için uyluk kemiğinin baş kısmının kalçadaki çukur eklem yüzeyi içerisinde sağlam bir şekilde durması ve çıkık olmaması mutlak gereklidir. Gelişim sırasında eklem çevresinde gevşeklik, eklemde çıkabilirlik veya tam çıkık olması halk arasında kısaca Kalça Çıkığı denilen, tıp dilinde Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD) veya Doğumsal Kalça Çıkığı gibi farklı şekillerde isimlendirilen hastalığa neden olmaktadır.

Çok faklı nedenleri olan GKD, başlangıçta yürüme kusurları, ilerleyen dönemde o tarafta kısalık, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve ağrı, son dönemde ise kalça protezi (eklem yüzlerinin yabancı materyaller -platin- ile değiştirilmesi) ameliyatı ile tedaviyi gerektiren, eklemde artroz (kireçlenme) ile seyreder. Hastalığın oluşumundaki risk faktörlerinin tama yakın biliniyor olması, koruyucu tedbirlerin uygulanmasının kolaylığı ve hastalığın erken teşhis edilebilmesi, bu hastalığın önlenmesini veya en iyi sonuçlar ile takip edilebilmesini sağlamaktadır. Genç yaşlarda ağrı ve eklemde hareket kısıtlılığı nedeni ile verimliliği düşüren bu hastalık, genç yetişkin dönemde kalça protezi gibi bir ameliyatın yapılmasına ve aynı zamanda önemli derecede ekonomik kayba neden olmaktadır. Önemli bir halk sağlığı sorunudur. Toplumda her ebeveynin bu hastalıktan haberdar olması ve çocuklarını doğum sonrasında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanına götürmeleri gerekmektedir.

RİSK FAKTÖRLERİ

Herhangi bir hastalık durumunda hekimler insan vücudunu bir bütün olarak değerlendirir. Çünkü vücut bir bütündür. GKD, doğum öncesi dönemdeki gelişim kusurlarından veya doğum sonrasındaki hatalı davranışlardan kaynaklanabilir. Nedeni tam olarak bilinmese de bazı risk faktörlerinin varlığı bu hastalığın oluşma ihtimalini artırmaktadır.
En önemli nedenler; ailede (kardeş, anne, baba, anne ve babanın kardeşleri, dede ve büyükanneler gibi) GKD hastasının olması ve kundaklama alışkanlığıdır. Genetik kökeni tam olarak bilinmese de ailede GKD varlığı önemli bir risk faktörüdür ve sonraki nesillerde hastalığın görülme riskini artırır.

Asıl önemli nokta, önlenebilir risk faktörlerinden biri olan KUNDAKLAMA dır. Ülkemizde özellikle kırsal kesimlerde hala yapılmakta olan bu giydirme alışkanlığı yeni doğan bebeğin kalça ve dizlerinin normal duruş şeklini bozar ve kalça çıkığına yol açar. Bu nedenle yeni doğanlara kalça ve dizlerin bükülmüş şeklini kısıtlayacak giysiler giydirilmemelidir. Bebek doğru şekilde tutulmalıdır. Bugün için bütün dünyada kabul edilen en doğru taşıma şekli koala kucaklamasıdır. Bebeğinizi yüzü size doğru bakacak şekilde kalça bölgesinden tutarsanız, bacakları gövdenizi saracakmış gibi açık, kalça ve dizleri bükülmüş şekilde duracaktır. Bu tutuş şekli yeni doğanın sırtüstü normal yatış şeklinin aynısıdır.

İlk doğan kız bebek, makat (ters) doğum, makat geliş nedeni ile sezaryen ile doğan bebek, ikiz veya çoğul gebelik, hamilelik ve doğum sorunları (erken doğum, rahim sıvısı azlığı veya çokluğu gibi), bebekte başka bir kas-iskelet sistemi hastalığının olması (omurgada eğrilik, çarpık ayak, fazla parmak gibi) ve tam ortaya konulamamış birçok durum GKD için risk faktörüdür. Bu risk faktörleri olmasa bile her yeni doğan Ortopedi Uzmanları nın gözünde GKD adayıdır.
TANI

Bebeğinizi ortopedi polikliniğine getirdiğinizde doktorunuz öncelikle risk faktörlerinin varlığını araştırmak için sizleri sorgulayacaktır. Kalça muayenesi sonrasında GKD şüphesi var ise 4-6 aya kadar kalça ultrasonografisi, daha sonraki aylarda ise röntgen filmi isteyecektir. Tanının şüpheli olması, sadece risk faktörlerinin mevcut olması veya bebeğinizin tamamen sağlıklı olması durumlarında, kısacası her durumda belli aralıklar ile yürüme dönemine kadar takip edilmesi gerektiğini söyleyecektir.

TEDAVİ

Hastalığın şekline, boyutuna ve hastanın yaşına göre belirlenen çok farklı tedavi yöntemleri vardır. Geniş ara bezi uygulaması, tedavi amacı ile üretilmiş özel bandajların (örnek: pavlik bandajı) kullanılması gibi ameliyatsız yöntemlerin yanı sıra farklı yumuşak doku ve kemik ameliyatları da tedavi için uygulanmaktadır.

Tedavi için en önemli konu hastalığın erken teşhis edilmesidir. Ne kadar erken teşhis edilirse tedavi o kadar basit ve hastanın gelecek günleri o kadar aydınlık olacaktır.

GKD, halk arasında bilinen adı ile KALÇA ÇIKIĞI, bir kısmının önlenebilmesi, erken teşhis edilirse tedavi başarısının yüksek olması, geç fark edilirse gerek yaşam kalitesini düşürmesi, gerekse ekonomik anlamda büyük kayba neden olması nedeni ile önemli bir halk sağlığı sorunudur. Toplumdaki her bireyin GKD konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir.


Aydın Ortopedi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!