Doktorsitesi.com

Gebelik ve bebek aspirini kullanımı

Doç. Dr. Süleyman Eserdağ
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ
3 Ekim 20068689 görüntülenme
Randevu Al
Gebelik ve bebek aspirini kullanımı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bebek Aspirini Nedir ve Hangi Amaçla Kullanılır?

Halk arasında yaygın olarak bebek aspirini veya çocuk aspirini olarak bilinen ilaçlar, piyasada genellikle 80-100 mg dozajında bulunan aspirin formlarıdır. Normal şartlarda 500 mg’lık aspirin dozları baş, eklem veya kas ağrılarını gidermek amacıyla kullanılırken; 80-100 mg’lık düşük doz aspirin tedavisi tamamen farklı tıbbi amaçlara hizmet eder.

Aspirinin İçeriği ve Temel İşlevleri

Aspirin, salisilik asit etken maddesini içerir. Yıllardır bilinen ağrı kesici özelliğinin yanı sıra, düşük doz formları kanın pıhtılaşma eğilimini azaltmak amacıyla yaygın bir şekilde tercih edilmektedir. Özellikle aşağıdaki risk faktörlerine sahip bireylerde inme (felç) riskini azaltmak hedeflenir:

  • Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı
  • Aşırı kilo ve hareketsizlik
  • İleri yaş

Ayrıca düşük doz aspirin tedavisi, birçok hastada anjina (kalp ağrıları) ve enfarktüs (kalp krizi) riskini minimize etmek için uzun yıllardır güvenle uygulanmaktadır.

Gebelikte Aspirin Kullanımının Önemi

Gebelikte düşük doz aspirin tedavisi; özellikle abort (düşük), rahim içi gelişme geriliği (IUGR) veya preeklampsi gibi riskli durumların varlığında hayati önem taşır. Tedavinin temel amacı, bebeğin rahim içindeki gelişiminin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlamaktır.

Preeklampsi veya IUGR gibi durumlarda, plasentada oluşan pıhtılaşmalar bebeğe giden kan akımını kesintiye uğratabilir. Bu durum bebeğin büyümesinin yavaşlamasına veya rahim içinde kaybedilmesine yol açabilir. Aspirin, bu pıhtılaşma mekanizmasını engelleyerek kan akışını düzenler.

Gebelikte Risk Altında Olan Gruplar

Her gebe aspirin tedavisine ihtiyaç duymaz. Ancak belirli kriterleri taşıyan kadınlar bu konuda risk grubu içerisinde yer alır:

Risk GrubuAçıklama
Öyküsünde Sorun OlanlarDaha önceki gebeliklerinde düşük, IUGR veya preeklampsi yaşayanlar.
Sistemik Hastalığı OlanlarDiyabet (şeker hastalığı) veya hipertansiyonu olan gebeler.
Yaş Faktörü35 yaş üstü (ileri yaş) gebeler.
Pıhtılaşma ÖyküsüGebelik öncesi damar içi pıhtı oluşumu öyküsü olanlar.
Trombofili HastalarıDamar içi pıhtının (tromboz) kolay oluştuğu genetik veya edinsel durumlar.

Trombofili tanısı alan gebelerde, aspirine ek olarak kan sulandırıcı iğnelerin kullanılması da zorunlu hale gelebilir. Tek bir düşük yaşayan kadınlarda neden genellikle %90 oranında kromozomal problemlerdir ve araştırma gerekmeyebilir; ancak iki veya daha fazla kayıp durumunda kapsamlı bir araştırma şarttır.

Antifosfolipid Sendromu ve Pıhtılaşma Riski

Trombofili nedenlerinin başında gelen Antifosfolipid Sendromu (aPL), kandaki pıhtılaşma eğiliminin artmasıyla karakterizedir. Bu sendromda plasenta damarlarında oluşan mikro pıhtılar, bebeğin beslenmesini bozarak düşüğe neden olur. Günümüzde bu durumun tedavisinde düşük doz aspirin ile birlikte düşük molekül ağırlıklı heparin iğneleri kullanılarak oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Bu kombine tedavi sayesinde;

  • Tekrarlayan düşükler,
  • Rahim içi bebek ölümleri (intrauterin ex),
  • Derin Ven Trombozu (bacaklardaki pıhtılaşma),
  • Akciğer embolisi (ani ölüm riski taşıyan pıhtı atması) gibi ciddi komplikasyonlar önemli ölçüde azaltılabilmektedir.

Her Gebeye Aspirin Tedavisi Verilmeli midir?

Hayır, gebelikte kesin bir tıbbi gerekçe (endikasyon) olmadıkça aspirin kullanımı önerilmez. Bilimsel araştırmalar, rutin aspirin kullanımının sağlıklı gebeliklerin seyri üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu kanıtlamamıştır. Gereksiz kullanım, ilacın suistimal edilmesi anlamına gelir ve uzun dönem etkileri hakkında yeterli veri bulunmamaktadır.

Tedavi Ne Zaman Sonlandırılmalıdır?

Aspirin ve benzeri non-steroid antienflamatuar ilaçlar, hamileliğin 32-33. haftasından sonra mutlaka kesilmelidir. Bu dönemden sonra kullanıma devam edilmesi, bebeğin kalbindeki ductus arteriosus damarının vaktinden önce kapanmasına ve bebekte doğuştan kalp hastalığı oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Sonuç olarak; riskli gebeliklerde düşük doz aspirin kullanımı önemli faydalar sağlasa da, tedavinin başlangıç zamanı ve hasta seçimi konusunda mutlaka uzman bir hekimin kararı ve kontrolü gereklidir. Bilinçsiz kullanım, faydadan çok bebeğe zarar verebilir.

Etiketler

Gebelik ve bebek aspirini kullanımıHangi gebeler risk altındadırAntifosfolipid sendrom

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Süleyman Eserdağ

Doç. Dr. Süleyman Eserdağ

. Kozmetik ve Fonksiyonel Jinekolojide Öncü Hekim ve Uluslararası Eğitmen
. Seksolog, Avrupa Cinsel Tıp Derneği Tarafından Fellow (FECSM, Akademi Üyesi)
. “HERA Vajinismus Tedavi, Eğitim ve Araştırma Derneği” Kurucusu ve Başkanı
. “Uluslararası Estetik Genital Cerrahi ve Seksoloji Derneği (ISAGSS)” Kurucusu ve Başkanı
. İrlanda Merkezli Avrupa Estetik Tıp ve Cerrahi Koleji (ECAMS) Geçmiş Dönem Kıdemli Öğretim Üyesi ve Uluslararası Eğitmeni

İlkler ve Yenilikler
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ genital estetik ameliyatları, genital estetik cerrahi dışı tedavileri ve kadınlarda cinsel sağlık alanlarında, tüm dünyada ve ülkemizde öncü hekimler arasında yer almaktadır.

Çalışmalarının Bazıları:
Dr. Eserdağ Avrupa Cinsel Tıp Derneği (ESSM) ve Avrupa Seksoloji Federasyonu tarafından düzenlenen ‘board’ sınavını başarıyla geçerek, ‘fellowship’ (akademi üyeliği) unvanını kazanan ülkemizin ilk jinekolog hekimlerindendir.
Kadınlarda cinsel işlev bozuklukları tedavilerinin, jinekolog hekimler tarafından benimsenmesinde ve yaygınlaşmasında öncülük etmiştir.
Vajinismus tedavileri alanında çalışan ülkemizdeki ilk ulusal derneği kurmuştur (Hera Vajinismus Eğitim, Araştırma ve Tedavi Derneği, Kuruluş; 2015).
İlk defa 2002 yılında vajinismus tedavilerine başlamış ve vajinismusta kısa sürede sonuç alma konseptini geliştirmiştir.
Dr. Süleyman Eserdağ, ülkemizde genital estetik eğitimlerini ve hands-on kurslarını düzenleyen ilk hekimdir.
Oldukça saygın, İrlanda merkezli Avrupa Estetik Koleji ECAMS’a (European College and Aesthetic Medicine and Surgery) atanan ilk Türk hekim olmuştur (2015). Bu fakülte çatısı altında 2015 ve 2017 yılları arasında, genital estetik alanında pek çok ülkede uluslararası eğitimler düzenlemiştir.
Genital estetik ve cinsel tedaviler konusunda çalışan ülkemizdeki ilk uluslararası derneği kurmuştur (ISAGSS, Uluslararası Estetik Genital Cerrahi ve Cinsel Tedaviler Derneği, 2017).
ISAGSS; genital estetik uygulamalarını seksoloji temelli ele alarak uygulayan dünyadaki ilk dernek olmuştur. Dr. Süleyman Eserdağ, bu dernek çatısı altında bugüne kadar beş kıtadan 1000’den fazla hekimi birebir eğitmiştir.
2018 ve 2019 yıllarında estetik genital cerrahi ve seksoloji alanında düzenlediği uluslararası kongreler de bu alandaki ülkemizin ilk kongrelerindendir. Alanında oldukça önemli yabancı ismi ülkemize davet etmiş ve ülkemizin isminin bu alanda da duyulmasını sağlamıştır (RAGSS Kongreleri; 2018 ve 2019).
Orgazm aşıları olarak bilinen “O-Shot” ve “G-Shot” uygulamalarını ülkemize ilk defa getiren, bu tedavi isimlerini tescil ettirerek ülkemizdeki isim hakkına sahip tek kişidir.
“Barbie Vajina Estetiği” ismini ve konseptini ülkemize ilk getiren hekimdir. 2015 yılında “Cosmopolitan” dergisindeki röportajından sonra bu konsept ülkemizde hızla yayılmış ve popülerlik kazanmıştır (Cosmopolitan dergisi, Vajina estetiğinde yeni trend: “Barbie estetiği”).
Genital estetik alanında ülkemizin ilk kitabını yazmıştır (Kadın Genital Estetiği ve Fonksiyonel Cerrahisi kitabı, 2021). Bu kitap iki ay sonra İngilizce olarak da basılmıştır.
Ülkemizde cinsel tıp ve genital estetik alanında yayınlanan, yazarları arasında 50 kadar hekimin yer aldığı, ülkemizin ilk multidisipliner (çok branşlı) kitabının editörleri arasında yer almıştır (Cinsel Tıp ve Genital Estetik Kitabı; İstanbul Tıp Kitabevleri, 2020).
2023 yılında İngilizce olarak yazdığı “Aesthetic and Functional Female Genital Surgery” kitabı İsviçre merkezli Springer Nature kitabevi tarafından basılarak dağıtılmıştır. Bu kitap, genital estetik ve fonksiyonel cerrahisi alanında ülkemizin uluslararası literatüre kazandırdığı ilk ve tek kitaptır. 400’den fazla görsel ve 23 ayrı bölümden oluşan bu kitap yayınlandığı ilk günden itibaren uluslararası bilim camiasında son derece ilgi çekici bulunmuş ve pek çok yabancı hekimin takdirini kazanmıştır.
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ ülkemizde ve dünyanın farklı bölgelerinde yılda 20’den fazla toplantıya konuşmacı olarak davet edilmektedir. Kendi çalışma alanlarında, 50’den fazla uluslararası kongrede konuşma yapmıştır. Avrupa’nın en büyük cinsel tıp kongresi ESSM (Avrupa Cinsel Tıp Derneği),estetik alanında lider konumundaki IMCAS (Paris),IMCAS (Asya) ve AMWC (Monaco) gibi kongrelerde konuşmalar yapmış ve dernek olarak da afiliye olmuştur.
Ülkemizin ilk “Rejeneratif Jinekoloji” kongresini düzenlemiştir (5-8 Şubat, 2025, Antalya)
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ hastalarını İstanbul Nişantaşı kliniğinde kabul etmekle beraber, yıllar içinde kurmuş olduğu İstanbul Suadiye, Ankara, İzmir kliniklerine de danışmanlık hizmeti vermektedir. Aynı zamanda Altınbaş Üniversitesi Kadın Sağlığı Anabilim Dalında yarı zamanlı öğretim üyesidir.

 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.