Gebelik kolestazı gebelik dönemine has bir karaciğer hastalığıdır. Gebelik esnasında safra asitlerinin atılamayıp vücutta birikmesi sonucu ortaya çıkar.

Önceki gebeliğinde kolestaz yaşamış olanlarda tekrarlama riski yüksektir. Aynı zamanda İVF gebeliklerde(tüp bebek), çoğul gebeliklerde, altta yatan karaciğer, böbrek ve barsak hastalığı olanlarda da kolestaz riski yüksektir.

Genelde hastalar vücutta yaygın kaşıntı şikayeti ile başvururlar, beraberinde sarılık da görülebilir. Kaşıntıya bağlı uykusuzluk, yorgunluk, gerginlik durumu mevcuttur.

Özellikle aç iken bakılan safra asitlerinin yüksek tespit edilmesi ile tanı konur. Karaciğer enzimleri ve bilirübin değerlerinde de yükselme görülebilir.

Annede kaşıntı tedavisinin yanında, yorgunluk ve gerginlik durumunu önlemeye yardımcı bir tedavi uygulamak gerekir. Kolestaz sonucu K vitamini eksikliği oluşabilir. Bu durum gebelik ve doğum esnasında kanama problemlerine yol açabileceğinden K vitamini takviyesi gerekli olabilir.

Anne adayında ciddi şikayetlere yol açan gebelik kolestazı, bebek üzerinde olumsuz etki göstermesi nedeniyle de çok önemlidir. Gebelik kolestazı erken doğuma fetal sıkıntıya yol açabilmekte, hatta aniden bebek kalp atışlarının durmasına da yol açabilmektedir.

Bu sebeple 30. Haftadan itibaren kolestazlı gebe çok yakından takip edilmesi, sık aralıklarla NST ve USG takiplerinin yapılması gereklidir. Gebeliğin 37. Haftası dolduktan sonra doğumun daha fazla ertelenmemesine dair görüş birliği mevcuttur.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!