ETKİN BAĞIMLILIK TEDAVİSİNİN İLKELERİ NELERDİR?


Herkese uygun olabilecek tek bir tedavi yöntemi yoktur. Uygulanacak olan tedavinin amacı bağımlı olan kişiyi aile içinde, iş hayatında ve toplumda verimli hale getirecek işlevsellik düzeyine getirmek olmalıdır. Bunun için de tedavi ortamlarını, yapılacak müdahaleleri ve hizmetleri her bir bağımlının kendine özgü sorunlarına ve ihtiyaçlarına göre ele almak gerekir.
Uygulanacak tedavinin kolayca ulaşılır olması gerekir. Madde bağımlısı bireyler tedaviye girme konusunda kararsız olabileceklerinden dolayı tedaviye girmeye hazır oldukları zaman fırsatlardan yararlanmak çok önemlidir. Eğer bağımlı kişiler tedaviyi talep ettiklerinde kendilerine tedavi olanaklarına kolayca ulaşamazlarsa tedavi taleplerinden vazgeçebilirler. Bu durumda tedavi edebileceğimiz bağımlıları kaybetmemize neden olabilir. Bunun içinde bağımlı hastaları her zaman kabul edecek tedavi merkezlerine gereksinim vardır. Bu merkezlere başvuran bağımlılara randevu vererek bekletmek doğru değildir. Çünkü bekleme sürecinde iken daha fazla fiziksel ve psikolojik zarar görebilirler, yüksek doz kullanımı nedeni ile ölebilirler veya kriminal olaylara karışabilirler yada motivasyonlarını kaybederek tedaviden vazgeçebilirler. Halbuki tedavi ekibinin amacı bağımlı kişinin tedavi, motivasyonunu sınamak değil artırmak olmalıdır.
Bağımlı kişiler için seçilecek tedavi her türlü gereksinimlerini hedef almalıdır. Bağımlı kişilere uygulanacak tedavinin etkili olabilmesi için amaç sadece madde kullanımı kesmesi olmamalıdır. Aynı zamanda madde kullanımına bağlı oluşan tıbbi, psikolojik, sosyal, mesleki ve yasal sorunlarına hitap edilmelidir.
Uygulanan tedavi yaklaşımı statik değil dinamik olmalıdır. Bir bağımlıya uygulanan tedavi ve hizmet planı, kişinin tedavi süreci içinde değişen ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sürekli olarak değerlendirilmeli ve gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Tedavi sürerken bağımlı kişinin ihtiyacına göre uygulanacak ilaç tedavisi , danışmanlık ve psikoterapi hizmetlerine ek olarak bazen başka tıbbi hizmetlere ve tedavilere, aile terapisine, ebeveynlik eğitimine, mesleki rehabilitasyona, sosyal ve yasal hizmetlere gereksinim olabilir. Tedavi yaklaşımının bağımlının yaşına, cinsiyetine, ırkına ve kültürüne uygun olması önemlidir.
Tedavinin etkili olabilmesi için yeterli süre uygulanması gereklidir.Bağımlı bir kişinin tedavisi için uygun süre o kişinin sorunlarına ve ihtiyaçlarına bağlıdır. Yapılan araştırmalar, bağımlı hastaların büyük bir çoğunluğunda olumlu değişiklikler eşiğine tedavinin 3. ayından sonra ulaşıldığını gösteriyor. Bu eşiğe ulaşıldıktan sonra uygulanacak ilave tedaviler iyileşme yolunda daha fazla ilerleme kaydedilmesini sağlayabilir. Ancak bağımlılar sıklıkla tedaviyi kendileri için gerekli olan süreyi tamamlamadan bırakırlar. Bundan dolayı uygulanacak tedavi programlarının bağımlıları tedaviye bağlayacak ve yeterli süre devam etmelerini sağlayacak stratejileri içermeleri gerekir.
Danışmanlık ve diğer davranışçı terapiler etkili bağımlılık tedavisi için önemli unsurlarındandır. Uygulanan danışmanlık hizmetleri, bireysel veya grup terapileri ve eğitimlerinde bağımlı hastalara motivasyon artırıcı yaklaşımlar, madde kullanımına direnmek için beceriler geliştirme, madde kullanmayı içeren aktiviteleri madde kullanılmayan yapıcı ve ödüllendirici aktivitelerle değiştirme ve sorun çözme becerilerini geliştirme yaklaşımları sağlanır. Davranışçı terapiler, kişiler arası ilişkileri düzenlemeleri, aile ve toplum içindeki görevlerini yapma becerilerinin geliştirilmeleri için bağımlılara yardımcı olur.
İlaçlar birçok hasta için özellikle danışmanlık ve diğer davranışçı terapilerle birlikte kullanıldığında tedavinin önemli unsurlarıdır. Ülkemizde ve dünyada naltrexone , opiyat ve alkol bağımlılığının uzun süreli tedavisinde ilk tercih olarak kullanılabilecek önemli bir ilaçtır. Alkol bağımlılarının tedavisinde kullanılan acomprosate ve nikotin bağımlılarının tedavisinde kullanılan bupropion ülkemizde temin edilebilen etkili ilaçlardır. Ancak başta eroin bağımlılarının tedavisinde kullanılan methadon , levo-alpha-acetylmethadol (LAAM) ve buprenorfin gibi önemli ilaçlar ne yazık ki ülkemizde halen ruhsatlandırılmadıkları için kullanılamamaktadır. Bu da eroin bağımlılarının tedavi alternatiflerini kısıtladığı için bir çoğunun madde kullanmalarına devam etmelerine neden olmaktadır. Bu konuda yetkili mercilerin harekete geçerek bir an önce diğer ülkelerde tedavide kullanılan ilaçların ülkemizde de kullanılmalarının sağlanması gerekir.
Psikiyatrik bir başka hastalıkla birlikte bağımlılık veya madde kötüye kullanım sorunu olan kişilerin her iki hastalığının da entegre bir şekilde tedavi edilmesi gerekir. Bağımlılık sorunları ve diğer psikiyatrik hastalıklarla sıklıkla birlikte aynı kişide görüldüğünden dolayı bu sorunlardan herhangi birini sergileyen hastaların diğeri için de değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerekir.
Tıbbi detoksifikasyon bağımlılık tedavisinin sadece ilk safhasıdır ve tek başına uzun vadede madde kullanımını değiştirmeye pek az yararı vardır. Madde kullanımının kesilmesine bağlı görülen yoksunluğun akut fiziksel belirtileriyle güvenli şekilde başa çıkmak için hastalara tıbbi detoksifikasyon uygulanır. Ancak tek başına tıbbi detoksifikasyon nadiren bağımlıların uzun süreli yoksunluklarına yardımcı olur. Ancak bazı bağımlılar yoksunluk dönemlerini atlatamadıkları için tedavi olamazlar. Bu nedenle rahat ve sıkıntısız geçirilecek bir detoksifikasyon uygulaması etkin madde bağımlılığı tedavisinin güçlü bir öncüsüdür.
Tedavinin etkin olması için bağımlı hastanın gönüllü olması şart değildir. Bağımlı hastanın motivasyonu ne kadar güçlü olursa tedavi süreci o kadar kolaylaşır. Aileden, iş yerinden veya cezai adalet sistemin gelen onay, teşvik veya zorlama hem bağımlının tedaviye girişini ve tedavide kalınmasını hem de madde tedavi müdahalelerinin başarısını ciddi şekilde artırabilir.
Tedavi sürecinde bağımlı hastanın olası bir madde kullanımı için sürekli kontrol yapılmalıdır. Tedavi sırasında madde kullanımına kaymalar olabilir. Tedavi sırasında bir hastanın madde veya alkol kullanımını örneğin idrar testi veya diğer testlerle takip etmenin amacı hastanın madde kullanma dürtülerine karşı koymasına yardımcı olmaktır. Böyle bir takip, madde kullanımına dair erken kanıt sağlayarak bağımlının tedavisinin düzenlenmesine yardımcı olur. Yasadışı madde kullanımında testleri pozitif çıkan hastalara geribildirimde bulunmak takibin önemli bir unsurudur.
Uygulanacak tedavi programı içinde bağımlının taşıdığı enfeksiyon riskleri de ele alınmalıdır. Tedavi programlarının içinde HIV/AIDS, hepatit B ve C, tüberküloz ve diğer bulaşıcı hastalıklar için değerlendirme ve hastaların kendilerini veya başkalarını enfeksiyon riskine sokan davranışlarını değiştirmeleri için danışmanlık sağlaması gerekir. Danışmanlık hastaların enfeksiyon hastalıkları için yüksek risk içeren davranışlardan kaçınmalarına yardımcı olabilir. Danışmanlık ayrıca zaten hastalık kapmış olan kişilerin hastalıklarıyla baş etmesine yardım edebilir.
Madde bağımlılığından iyileşmek uzun bir süreç olabilir ve sıklıkla birkaç kez tedavi denemesini gerektirir. Bağımlı hastaların sadece bir kez tedavi ile başarılı olmaları çok nadir görülen bir durumdur. Genellikle bağımlı hastalar diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi tedavi sürecinin her hangi bir döneminde de nüksler olabilir. Bağımlı hastaların uzun süreli ayıklık dönemlerinin olmaları ve eski işlevselliklerine ulaşmaları için uzun süreli tedaviye ve hatta çoğul tedavi denemelerine ihtiyaçları olabilir.
Prof. Dr. Ö.Ayhan KALYONCU