Epicardial Fat Tissue Predicts Increased Long-Term Major Adverse Cardiac Event in Patients With Moderate Cardiovascular Risk

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Epikardiyal Yağ Hacmi ve Kardiyovasküler Olay İlişkisi
Epikardiyal yağ dokusu (EFT), miyokard ile perikard arasında yer alan ve visseral yağ deposu olarak işlev gören kritik bir dokudur. Bu doku, hem anti-inflamatuar ajanlar üreterek kalbi koruma potansiyeline sahip hem de proinflamatuar sitokinler salgılayarak miyokard üzerinde zararlı etkiler oluşturabilen çift yönlü bir yapı sergilemektedir. Yapılan araştırmalar, Çok Kesitli Bilgisayarlı Tomografi (MDCT) ile ölçülen epikardiyal yağ hacminin (EFV), uzun vadeli majör advers kardiyak olaylar (MACE) ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Epikardiyal Yağ Dokusunun Klinik Önemi ve Ölçüm Yöntemleri
EFT, miyokardı besleyen mikro sirkülasyon sistemiyle aynı ağdan beslenir. Metabolik sendrom, koroner arter hastalığı (CAD) ve genel kardiyovasküler riskler ile EFT miktarı arasında güçlü bir korelasyon bulunmaktadır. Klinik pratikte bu hacmin ölçülmesi için farklı görüntüleme teknikleri kullanılmaktadır:
- Ekokardiyografi: Erişilebilir ve maliyet etkin olsa da obez hastalarda hassasiyeti düşüktür ve epikardiyal-perikardiyal yağ ayrımını yapmakta zorlanabilir.
- Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Radyasyon içermez ve yüksek hassasiyete sahiptir; ancak zaman alıcı ve maliyetlidir.
- Çok Kesitli Bilgisayarlı Tomografi (MDCT): En yüksek çözünürlüğü sunan ve EFV ölçümünde altın standart kabul edilen yöntemdir. Aynı zamanda koroner arter sağlığını da eş zamanlı değerlendirebilir.
Araştırma Bulguları ve Hasta Grupları
564 hastanın katılımıyla gerçekleştirilen retrospektif çalışmada, hastalar EFV miktarlarına göre üç gruba (tertil) ayrılmıştır. Ortalama 18 aylık takip süreci sonunda elde edilen veriler, yüksek yağ hacminin risk faktörlerini nasıl etkilediğini göstermektedir.
Gruplara Göre EFV Dağılımı
| Grup | EFV Hacmi (cm³) | Hasta Profili Özellikleri |
|---|---|---|
| Tertil 1 | < 114.8 | Daha genç ve düşük BMI |
| Tertil 2 | 114.8 – 174.5 | Orta risk grubu |
| Tertil 3 | > 174.5 | İleri yaş, yüksek BMI ve düşük HDL |
Araştırma sonuçlarına göre, EFV miktarı en yüksek olan üçüncü grupta miyokard enfarktüsü (MI) oranı %3.7 ile diğer gruplardan anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Ayrıca bu gruptaki hastaların açlık kan şekeri seviyelerinin daha yüksek, HDL (iyi kolesterol) seviyelerinin ise daha düşük olduğu gözlemlenmiştir.
Uzun Vadeli Majör Advers Kardiyak Olaylar (MACE)
Takip süresi boyunca MACE görülme sıklığı, epikardiyal yağ hacmi artışıyla paralel bir yükseliş göstermiştir. Üçüncü grupta MACE oranı %15.9 olarak kaydedilirken, bu oran birinci grupta sadece %4.1 seviyesinde kalmıştır.
MACE Kapsamındaki Olaylar:
- Nonfatal Miyokard Enfarktüsü: En yüksek oran %4.8 ile 3. gruptadır.
- Revaskülarizasyon İhtiyacı: Perkütan koroner girişim (PCI) ve koroner arter bypass greft (CABG) oranları yüksek EFV grubunda belirgin şekilde fazladır.
- Kardiyak Ölüm ve Kalp Yetmezliği: Gruplar arasında bu parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmasa da genel risk eğilimi yüksektir.
Klinik Değerlendirme ve Sonuç
ROC analizi sonuçlarına göre, 180 cm³ üzerindeki EFV değeri, MACE öngörüsünde %74 hassasiyet ve %65 özgüllük sağlamaktadır. Bu bulgu, MDCT ile yapılan epikardiyal yağ hacmi ölçümlerinin, orta riskli hastalar için hayati bir prognostik gösterge olduğunu kanıtlamaktadır.
Sonuç olarak, yüksek epikardiyal yağ hacmi; yaş, obezite ve lipid disregülasyonu ile doğrudan ilişkilidir. MDCT üzerinden elde edilen EFV verileri, hastaların uzun vadeli kardiyovasküler risk profilini belirlemede ek bir klinik gösterge olarak güvenle kullanılabilir.



