Endometriyal hiperplaziler (rahim iç duvar kalınlaşması)
- Endometriyal hiperplazi, östrojen hormonunun progesteron ile dengelenememesi sonucu rahim iç tabakasının kalınlaşmasıdır ve genellikle anormal kanamalarla belirti verir.
- Hastalığın kansere ilerleme riski hücrelerdeki atipi varlığına göre değişmekte olup, özellikle kompleks atipili hiperplazilerde bu risk %29 seviyelerine kadar çıkmaktadır.
- Tedavi süreci hastanın yaşına ve çocuk isteğine göre şekillenirken; progesteron ilaçları, düzenli takip veya riskli durumlarda rahmin alınması gibi yöntemler uygulanır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Endometriyal Hiperplazi Nedir?
Endometriyal hiperplazi, rahim iç tabakası olan endometriumun yapısal ve biyolojik değişimlere uğrayarak kalınlaşması durumudur. Bu klinik tablo, hafif düzeydeki değişimlerden kanser öncüsü lezyonlara kadar ilerleyebilen geniş bir yelpazeyi kapsar. Genellikle anormal kanamalar ile kendini gösteren bu durum, uzun süreli kanamalar veya menopoz sonrası dönemde görülen kanamalar şeklinde ortaya çıkabilir.
Rahim iç tabakasındaki bu kalınlaşma, temel olarak östrojen hormonunun endometriumu sürekli uyarması ve bu uyarının progesteron hormonu ile dengelenememesi sonucunda gelişir. Bu hormonal dengesizlik, dokunun kontrolsüz büyümesine zemin hazırlar.
Endometriyal Hiperplazi Türleri ve Kanser Riski
Endometriyal hiperplaziler, durumun şiddetine ve hücre yapısına göre dört ana grupta sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma, hastalığın kansere ilerleme riskini belirlemek açısından kritik öneme sahiptir. Atipi (hücrelerdeki düzensizlik) varlığı, kanser riskini doğrudan artıran en önemli faktördür.
Hiperplazi türlerine göre kansere dönüşüm oranları şu şekildedir:
| Hiperplazi Türü | Kansere İlerleme Oranı |
|---|---|
| Basit Endometriyal Hiperplazi | %1 |
| Kompleks Endometriyal Hiperplazi | %3 |
| Atipili Basit Endometriyal Hiperplazi | %8 |
| Kompleks Atipili Endometriyal Hiperplazi | %29 |
Özellikle kompleks atipili endometriyal hiperplaziler, yaklaşık %50 oranında iyi diferansiye endometrium kanserleri ile bir arada bulunabilmektedir. Buna karşın, atipisi olmayan hiperplazilerin önemli bir kısmı tedaviyle gerileyebilir veya mevcut düzeyini koruyabilir.
Nedenleri ve Risk Grupları
Bu rahatsızlık genellikle yumurtlama fonksiyonlarındaki bozulma nedeniyle progesteron üretiminin gerçekleşmediği kadınlarda görülmektedir. Ayrıca overde (yumurtalıkta) östrojen üreten tümörlerin varlığı veya dışarıdan uzun süreli östrojen alımı da hiperplazi gelişimini tetikleyebilir.
Endometriyal hiperplazinin en sık görüldüğü gruplar şunlardır:
- Menopoz öncesi dönemdeki kadınlar,
- Adet döngüsü yeni başlayan genç kızlar,
- Hormonal dengesizlik yaşayan bireyler.
Tanı ve Teşhis Yöntemleri
Endometriyal hiperplazi tanısı, kesin olarak rahim içinden alınan doku örneklerinin incelenmesi ile konur. Bu örnekleme işlemi poliklinik şartlarında yapılabileceği gibi, anestezi altında küretaj işlemi ile de gerçekleştirilebilir.
Hastaların fiziksel muayenesinde her zaman anormal bir bulguya rastlanmayabilir. Ancak transvajinal ultrasonografi ile yapılan incelemelerde endometriumun normalden daha kalın olduğu saptanarak ileri tetkik kararı verilir.
Endometriyal Hiperplazi Tedavi Seçenekleri
Tedavi planlaması; hiperplazinin şiddetine, hastanın yaşına ve doğurganlık isteğine göre kişiselleştirilir. Basit hiperplazilerde kanser riski düşük ve kendiliğinden gerileme olasılığı yüksek olduğu için, hasta genç ise izlem tercih edilebilir.
Tedavi sürecinde uygulanan temel yaklaşımlar şunlardır:
- İlaç Tedavisi: Basit ve kompleks hiperplazi durumlarında dokuyu dengelemek amacıyla progesteron içeren ilaçlar kullanılır.
- Cerrahi Müdahale (Histerektomi): Çocuk istemi olmayan, menopoz yaşına yakın ve atipili hiperplazisi olan hastalarda rahmin alınması en uygun tedavi yöntemidir.
- Onkolojik Takip: Atipik kompleks hiperplazilerde kanser eşlik etme riski bulunduğundan, bu hastaların jinekolog onkologlar tarafından ameliyat ve tedavi edilmesi gerekir.
Eğer cerrahi yerine izlem kararı verilmişse, 3 aylık tedavi periyotlarının sonunda hiperplazinin gerileyip gerilemediği mutlaka kontrol edilmelidir.





