Endometrial hiperplaziye yaklaşım
- Endometrial hiperplazi, hormonal dengesizlikler nedeniyle rahim iç zarının kalınlaşmasıdır ve en yaygın belirtisi anormal vajinal kanamadır.
- Tanı için riskli gruplarda ve belirli kalınlık eşiklerinde rahim biyopsisi yapılması gerekirken, atipisiz vakalarda öncelikle progesteron veya hormonlu spiral ile ilaç tedavisi uygulanır.
- Atipili hiperplazi vakalarında kanser riski nedeniyle genellikle rahim alma ameliyatı tercih edilir, ancak çocuk isteği olan hastalarda sıkı takip ve medikal tedavi denenebilir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Endometrial Hiperplazi Nedir?
Endometrial hiperplazi, rahim iç zarı olan endometrium tabakasının normalden fazla kalınlaşması durumudur. Bu durum, genellikle hormonal dengesizliklere bağlı olarak gelişir ve rahim sağlığı açısından yakından takip edilmesi gereken bir tablodur. Hastalığın en yaygın klinik belirtisi ise anormal vajinal kanama olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle aşırı kilolu bireyler, adet araları geniş olan kadınlar veya kronik anovulasyon (PCOS) gibi risk faktörlerine sahip olan hastalar, endometrial hiperplazi gelişimi açısından yüksek risk altındadır. Bu risk faktörlerinin varlığı, erken teşhis ve tedavi planlaması için büyük önem taşımaktadır.
Rahim Biyopsisi (Endometrial Biyopsi) Ne Zaman Yapılmalıdır?
Rahim iç zarındaki değişimlerin kesin tanısını koymak ve olası riskleri ekarte etmek amacıyla belirli durumlarda rahim biyopsisi yapılması zorunludur. Aşağıdaki kriterleri taşıyan hastalarda biyopsi prosedürü uygulanmalıdır:
- Postmenopozal (menopoz sonrası) dönemde meydana gelen her türlü kanama durumunda,
- 45 yaş üzerindeki tüm anormal uterin kanamalarda,
- 45 yaş altında olup kanaması tekrarlayan ve medikal tedaviye yanıt vermeyen hastalarda,
- Obezite veya kronik anovulasyon (PCOS) gibi belirgin risk faktörü bulunan kadınlarda,
- Servikal smear sonuçlarında atipik glandüler hücre saptanan vakalarda.
Anormal kanama şikayeti olan menopoz öncesi ve sonrası kadınlarda, endometrial kalınlığın 12 mm ve üzerinde ölçülmesi hastalık riskinin arttığını gösteren kritik bir bulgudur.
Atipisiz Endometrial Hiperplazi Tedavisi
Patoloji sonucu atipisiz endometrial hiperplazi olarak raporlanan hastalarda öncelikli yaklaşım ilaç tedavisidir. Bu süreçte temel amaç, endometrium üzerindeki östrojen etkisini baskılayarak dokuyu normale döndürmektir.
Progesteron Tedavisi
Progesteronlar, güçlü anti-östrojen özelliklere sahip olup endometrium üzerinde büyümeyi kısıtlayıcı (anti-mitotik) etkiler gösterirler. Yumurtlaması olmayan (anovulatuar) kadınlarda oral progestin ile uygulanan siklik tedavi (her ay 12-14 gün) düzenli menstrüel döngülerin başlamasını sağlayabilir.
Tedavi sürecinde yaygın olarak kullanılan ilaçlar ve dozajları şu şekildedir:
| İlaç Etken Maddesi | Günlük Dozaj | Uygulama Şekli |
|---|---|---|
| Medroksiprogesteron asetat | 10-20 mg | Günde iki kez |
| Megestrol asetat | 20-40 mg | Günde iki kez |
| Noretindron | 5 mg | Günde iki kez |
Tedavi protokolü genellikle 3 aylık bir periyotta, her ay 3 hafta süreyle uygulanacak şekilde planlanır. Düzenli ilaç kullanımında zorluk yaşayan hastalar için 3 ayda bir uygulanan Depo MPA (150 mg, İM) etkili bir alternatif seçenektir.
Hormonlu Rahim İçi Araç (LNG-IUS)
LNG-IUS (Mirena®), 52 mg levonorgestrel içeren ve hormon salınımını kontrol eden özel bir sisteme sahiptir. Atipisiz hiperplazi tedavisinde, ilacın sistemik yan etkilerinin olmaması ve doğrudan hedef dokuda (endometrium) etkili olması nedeniyle ön plana çıkmaktadır.
Takip ve Cerrahi Müdahale
Medikal tedavi alan tüm hastalarda, tedavinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla 3-6 ay sonra tekrar rahim biyopsisi yapılmalıdır. Eğer hastalık tedaviye direnç gösteriyorsa, ameliyat seçeneği değerlendirilmeye alınmalıdır.
Atipili Endometrial Hiperplazi ve Kanser Riski
Atipili endometrial hiperplazi saptanan vakalarda, eş zamanlı rahim kanseri görülme sıklığı yüksek olduğu için ilk seçenek genellikle rahim alma ameliyatıdır (histerektomi). Ancak hastanın çocuk sahibi olma isteği varsa süreç şu şekilde ilerler:
- 3 ay süreli medikal tedavi uygulanır.
- Tedavi sonrası tekrar rahim biyopsisi yapılarak durum kontrol edilir.
- Sonuç normal çıkarsa, hastanın hızla üremeye yardımcı tedavilerle çocuk sahibi olması hedeflenir.
- İlaç tedavisinin başarısız olduğu durumlarda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir.




