Dizin Kireçlenmesi (GONARTROZ)
- Diz kireçlenmesi, kıkırdak dokusunun bozulmasıyla başlayan ve yaşlılık, obezite veya travma gibi faktörlerle tetiklenen kronik bir eklem hastalığıdır.
- Hastalık ilerledikçe eklem ağrısı, hareket kısıtlılığı ve kaslarda incelme gibi belirtiler göstererek hastanın yaşam kalitesini ciddi oranda düşürür.
- Tedavi sürecinde kilo kontrolü ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerinin yanı sıra ameliyatsız bir seçenek olarak proloterapi yöntemleri uygulanmaktadır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Diz Kireçlenmesi (Osteoartrit) Nedir?
Osteoartrit, halk arasında bilinen adıyla kireçlenme, ağırlık taşıyan eklemlerin yaşlanmaya bağlı olarak yozlaşmasıdır. Bu süreç kıkırdak dokusunda başlar; zamanla kıkırdak altındaki kemiği, eklem kapsülünü ve çevredeki bağları doğrudan etkiler. Şiddetli ağrılar nedeniyle eklemin kullanılamaması, ilerleyen dönemlerde kaslarda incelme (atrofi) ve sertleşmelere yol açabilir.
Diz Eklem Yapısı ve Kireçlenmenin Etkileri
Diz, vücudun en fazla ağırlık taşıyan bölgesi olduğu için kireçlenmeden en yoğun etkilenen eklemlerin başında gelir. Diz eklemi; femur (baldır kemiği), tibia (kaval kemiği) ve patella (diz kapağı kemiği) olmak üzere üç ana kemiğin birleşiminden oluşur.
Eklem yapısını destekleyen diğer unsurlar şunlardır:
- Bağlar: Ön ve arka çapraz bağlar ile iç ve dış yan bağlar eklem stabilitesini sağlar.
- Menisküsler: Eklem yüzeylerinin uyumunu sağlayan iki adet disk yapısıdır.
- Kaslar: Dizi doğrultan quadriseps (ekstansör) ve büken hamstring (fleksör) kas grupları hareketi yönetir.
Kireçlenme genellikle iç femorotibial eklemlerden başlasa da, çoğunlukla dizdeki üç eklem yapısı da bu süreçten birlikte etkilenir.
Gonartroz (Diz Kireçlenmesi) Kimlerde Görülür?
Gonartroz, genellikle orta ve ileri yaş grubundaki bireylerde ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda görülme sıklığı daha yüksektir. Ancak hastalık sadece ileri yaşla sınırlı kalmayıp, çeşitli faktörlere bağlı olarak daha erken yaşlarda da gelişebilir.
Risk faktörleri arasında şunlar yer almaktadır:
- Aşırı kilo ve obezite
- Geçirilmiş eklem operasyonları
- Fiziksel travmalar ve spor yaralanmaları
- İltihaplı romatizmal hastalıklar
Gonartrozlu Bir Dizde Meydana Gelen Değişimler
Kireçlenme sürecinde diz ekleminde yapısal bozulmalar meydana gelir. En erken değişiklik eklem kıkırdağında gözlemlenir. Kıkırdak inceldikçe eklem aralığı daralır ve kemiklerde yıpranmalar başlar.
| Belirti | Açıklama |
|---|---|
| Osteofit | Eklem kenarlarında oluşan kemiksi çıkıntılar. |
| Atrofi | Ağrı nedeniyle kullanılmayan kaslarda oluşan incelmeler. |
| Pannikülit | Eklemin iç yanında bulunan ağrılı yağ lobülleri. |
| Sıvı Toplanması | Zaman zaman oluşan iltihaplanma ve eklem içi sıvı artışı. |
Diz Kireçlenmesi Belirtileri ve Şikayetler
Hastalığın ilk ve en belirgin işareti eklemlerde ağrı ve tutukluk hissidir. Gonartroz bazen hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir; hatta bazı vakalarda hastanın şikayetleri olmasına rağmen röntgen sonuçları normal çıkabilir. Hastalık ilerledikçe şu sorunlar baş gösterir:
- Yürüme ve merdiven inip-çıkmada zorlanma.
- Eklem hareketlerinde kısıtlılık ve topallama.
- Bacaklarda eğilme ve eklem düzeninin bozulması.
- Diz arkasında veya önünde bursalarda iltihaplı şişkinlikler.
- Diz bükme veya doğrultma hareketlerinde şiddetli ağrı.
Diz Kireçlenmesi Olanlar İçin Yaşam Önerileri
Eğer diz kireçlenmesi sorunu yaşıyorsanız, eklem sağlığınızı korumak ve yaşam kalitenizi artırmak için şu kurallara dikkat etmelisiniz:
- Hareket edin ve bacak kaslarınızı düzenli olarak çalıştırın.
- Fazla kilolarınızdan kurtularak eklemlere binen yükü azaltın.
- Çömelip kalkarken veya bir yere otururken dizlerinizi fazla kırmayın, kollarınızdan destek alın.
- Ağır yük taşımaktan ve uzun süre ayakta durmaktan kaçının.
- Yumuşak tabanlı ve düz topuklu ayakkabıları tercih edin.
- Verilen diz egzersizlerini aksatmadan uygulayın.
- Dizlerinizi sert zeminlerle doğrudan temas ettirmeyin.
Ameliyatsız Tedavi Yaklaşımları: Proloterapi ve Nöroproloterapi
Kireçlenme şikayetiyle başvuran hastalar genellikle iki grupta toplanmaktadır: Genç yaşta olup protez ameliyatı olmak istemeyenler ve ileri yaşta olup cerrahi risk taşıyanlar. Özellikle aşırı kilolu hastalar, ağrı nedeniyle egzersiz yapamadıkları ve kilo veremedikleri bir kısır döngü içerisine girmektedir.
Bu noktada, hastaların şikayetlerine uygun olarak uyguladığımız Proloterapi ve Nöroproloterapi yöntemleri devreye girmektedir. Bu tedavi seçenekleri sayesinde hastalar, operasyona gerek kalmadan, ağrısız bir şekilde günlük yaşamlarına devam edebilmektedir.


