Özellikle orta yaş üstü kilolu kadınlarda büyük bir soruna dönüşen diz kireçlenmesi, aslında yanlış bir adlandırmadır. Olay, diz kıkırdağının aşınması temelinde gelişen bir dizi sorunu içerir.

Diz üzerine binen yükün artması, çoklukla da yükün eşit dağılmaması ve sadece iç yarıya binmesi ile kıkırdak haraplanır. Bir taraftan da diz eklemini oluşturan menisküs, yan ve çapraz bağlar da yıpranır ya da koparlar. Vücudun en çok yük binen bu eklemlerinde, kıkırdağın ve ardından altındaki kemiğin eklem aralığına küçük kırıntılar halinde dökülmesi ve bu parçacıkların yabancı cisim etkisi yaratması, zaman zaman burada iltihabi bir olaya yol açar. Bu da tabii ki ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığını tetikler.

Fiziksel zorlamaların etkisi ile bu olaylar tekrarlayarak ilerler. Sonunda yürüyüş, merdiven inip çıkma ve yere çökmede büyük kısıtlılıklar oluşur.
Bu sıkıntıları çekmemek, bu duruma gelmemek için yapılacak bazı şeyler vardır.


DİZ EKLEMİ KİREÇLENMESİNDE NE YAPMALI, NE YAPMAMALI ?

Antalya'daki evimizin mutfağından Falezler boyunca uzanan yürüyüş yolunu görürdük. İlkbaharın ilk belirtilerinin görüldüğü şu günlerde, çok sayıda hanımın bu yolda büyük bir gayretle gruplar halinde yürüyüşe çıktığını gözlerdik.
O zaman eşime şöyle derdim: 'Yakında bize gelecekler...'

Gerçekten de, tüm kış hareketsiz kalan, baharla birlikte gayrete gelen bu orta yaş, hafif kilolu, menapoz sonrası dönemdeki hanımlar; kışın getirdiği fazla kiloları verebilmek için, birdenbire her gün bir kaç kilometre yürümeye başlayıp, boğazımızdan fazla kesmeyelim diye düşünürler. Fakat bu çaba çok uzun süremez ne yazık ki. Bir süre sonra diz ağrıları başlar. Merdiven inmek, yere çökmek zorlaşır. Yürümek bile zorlaşır.

Sessiz diz kireçlenmeleri alevlenmiştir...

Sebebini henüz çok iyi açıklayamadığımız artroz, osteoartrit ya da halk arasında kireçlenme diye adlandırılan, temelde eklem kıkırdağının bozulması, incelmesi, yıpranması olan bu hastalık, orta yaşlarda karşımıza çıkar. Büyük olasılıkla hormonal ve metabolik faktörler zemininde, artan vücut ağırlığı, şeker hastalığı eğilimi, tiroidin az çalışması burada önemli rol oynar.

Zaman zaman bir dizde, bir süre sonra diğerinde istirahatle, antiromatizmal ilaçlarla gerileyen, fiziksel zorlama ile bir süre sonra tekrarlayan bir tablo oluşur. Bu alevlenmeler bir çeşit iltihaplanmadır aslında. Yıpranan kıkırdak ya da kemik dokusu eklem içine dökülür. Ve bu dökülen materyel yabancı cisim olarak algılanarak, eklem zarının iltihapla cevap vermesine yol açar.

Olay hastanın yaşam kalitesini düşürür, hareketliliğini kısıtlar. Ağrısız yürüme mesafesi gittikçe kısalır. Yıllar içinde uygulanan tedaviler de yetersiz kalmaya başlar. Sonunda olay sürekli bir hal alır ve diz protezine kadar gider. Protez son çare de olsa, onun da bir dizi komplikasyonu vardır; enfeksiyon, gevşeme, ameliyat komplikasyonları gibi.

Bu nedenle, önlemler çocukluk yaşlarından itibaren alınmaya başlanmalıdır. Ayakları içe basan çocukların bu bozukluklarının ayakkabılarla düzeltilmeye çalışılması, fazla kilolarla mücadele, şeker hastalığı, hipotiroidi gibi metabolik ve hormonal faktörlerle mücadele, bacak kaslarının güçlendirilmesine yönelik egzersizler bunların başlıcalarıdır. Tabii romatizmal iltihap da gözden kaçırılmamalıdır.

Tedaviye geçildiğinde ise, antiromatizmal ilaçlar, düzenli kas güçlendirme egzersizleri, yürüme ile istirahat arasındaki dengenin kurulması, ağrı eşiğini aşacak kadar zorlamama, eklem içine yüksek moleküllü protein preparatlarının verilmesi ve ağızdan Glukozamin v.b. ile sağlanan geçici rahatlamalar, alevlenmelerde çok gerekirse eklem içi kortizon, dize buz uygulamaları, izokinetik egzersizler, yere çökme ve merdiven inmede kısıtlamalar, su içi egzersizleri, baston, koltuk değneği, yürüteç kullanmak, fizik tedavi olanakları, gereğinde fazla vakit ve nakit kaybına yol açmamak şartı ile tamamlayıcı tıp yöntemleri; başvurulabilecek olanaklardır. Protez öncesindeki cerrahi yöntemler, örneğin eklem faresinin uzaklaştırılması dışında geçici rahatlama sağlayabilir.

Çok yaygın bir sağlık sorunu olan diz eklemi osteoartritinde, öncelikli olarak, olay geri dönüşümsüz bir noktaya gelmeden, koruyucu hekimliğe önem verilmelidir.

DİZ KİREÇLENMESİ İLE BAŞA ÇIKMAK ll.

Eklemin dejeneratif hastalığı diye adlandırılan 'Kireçlenme', temelde kıkırdağı, ardından eklemin diğer diğer tüm unsurlarını tutar. Mekanik etki: Eklemin üzerine binen fazla yük, yükün tüm eklem üzerine eşit dağılmaması yanı sıra, şeker hastalığı gibi metabolik faktörler de burada bir zemin hazırlayıcı olarak görülebilir. Genetik yatkınlığın rolü tartışılabilir. Özellikle çocukluk çağında içe basan çocukların bu bozuklukları yanlış yük binmesine zemin hazırlar. Bu faktörlerin yanı sıra ağrı nedeni ile hareketsizlik ve kasların zayıflaması da önemli bir sorundur. Olay zorlamalarla iltihabi bir nitelik alır. Ağrı, kısıtlılık, hareketsizlik, kas güçsüzlüğü, iltihap bir kısır döngü oluşturur. Tedavi ile mevcut durumun ortadan kaldırılması ve tekrarlanmamasını amaçlamalıdır.

İstirahat, ilaç, soğuk uygulamaları ile önce ağrı ve iltihapla mücadele edilir. Ardından kısıtlılıkların giderilmesine, kas gücünü ve yürüme mesafesini arttırmaya yönelik egzersizlere geçilir. Taşınan yükü azaltmaya yönelik önlemler ve davranış biçimi yerleştirmeye çalışılır.
Bu alandaki çalışmalar son yıllarda yoğunlaşmıştır. Zira, yaşlı nüfusun artması ile bu alan daha fazla ön plana çıkmıştır.
Araştırmalar, bir yandan olayın nedenlerine yönelirken, diğer yandan tamiri, yenilenmesi mümkün olmayan kıkırdak dokusunu dış ortamda üretme, kök hücre aşılama gibi doku tamir amaçlarına yönelmiştir. Kısa vadede bir sonuç ufukta görülmediğime göre, şimdilik bilinenlerle idare etmek durumundayız.

Burada da yukarıda da belirttiğimiz gibi, kanımızca iltihap baş rolde görünmektedir. İltihabı yatıştırmak, hem hastayı rahatlatmakta, hem de olayın ilerlemesini yavaşlatmaktadır. Bunu sırada hastayı harekete, yürüyüşe teşvik etmek anlamsızdır. Zira mümkün değildir. Hareket ağrı sınırlarını aşmayacak boyutlarda serbesttir.

Alevli dönem geçtikten sonra olayı tekrarını ve ilerlemesini engelleyecek önlem ve uygulamalara geçilmelidir.


DİZ AĞRILARININ ARTMA ZAMANI

Havalar iyice güzelleşti. Herkes yürüyüşe başladı.
Kış boyu hareketsiz kalan, kas gücünü yitiren eklemleri birden zorlamayın. Dozu yavaş bir şekilde arttırın. Zira, diz kıkırdağındaki aşınmaya bağlı olan Osteoartrit çoğu Zaman sessiz seyreder. Zorlama sonrası ise küçük kıkırdak, kemik parçacıkları eklem aralığına dökülmeye başlar.
Eklem zarı bunları yabancı madde olarak algılar. Tıpkı burnumuza kaçan toza verilen cevap gibi, eklem de sıvı salğılamasını arttırır. İltihaplanır. Bu da Ağrı ve şişliğe ve ardından kısıtlılığa yol açar.

YÜRÜYÜŞÜNÜZE DÜŞÜK TEMPO ve KISA MESAFEDE BAŞLAYIN. Alacağınız cevaba göre dozu arttırın.

DİZ EKLEMİ KİREÇLENMESİ / ARTROZUNDA...

HANGİ DOKTOR

-Hareket sistemi, özellikle de eklem olaylarında, Aile Hekiminden sonra ilk muhatabınız Fizik Tedavi Uzmanıdır. Fizik Tedavi Uzmanı tamamen hareket sistemi ağırlıklı olarak eğitilmiştir. Eğitiminin içinde Nöroloji, Ortopedi, İç Hastalıkları, Romatoloji vardır. Dolayısı ile olaya en geniş açıdan bakar.

-Cerrah olaya Fizik Tedavi Uzmanının önerisi ile ameliyat kararı aşamasında dahil edilmelidir.

-İç Hastalıkları, hele İmmünoloji kökenli Romatolog ise hareket sistemini daha az tanır.

HANGİ TANI YÖNTEMLERİ

-Olayın altında iltihap var mı? Ya da başka nedenler, bunlar sorgulanır ve araştırılır. Basit kan tetkikleri yol göstericidir.
-Görüntüleme yöntemleri: Çok bir şey kazandırmaz. Yaygın olarak eskiden beri istenen direkt diz grafisi, kemikteki değişimi ve şekil bozukluğunu gösterir. MR çok gerekli değildir. Ultrason ile hem eklem yüzeyi hem de yumuşak dokularla ilgili kolayca bir fikir edinilebilir. İltihabi durum da görülür.
-Menisküs yırtığı, belli yaşın üstünde çok sık rastlanan bir bulgudur. Klinik olarak sık olarak kilitlenme vb bulgu vermiyorsa çok önemli değildir. Müdahaleye gerek yoktur.
-Artroskopi çoklukla tanı açısından yararsızdır.

HANGİ TEDAVİ

-Öncelikle konservatif tedavi olanaklarını sonuna kadar kullanmak gerekir.
-Her safhada ve hastada farklı yöntemler öncelik kazanır.
-Ağrıların, şişliğin, kısıtlılığın en şiddetli olduğu dönemde zorlama anlamsızdır. İstirahat, merdiven inip çıkmama, yere çökmeme, yürürken ağrı sınırının 2/3'ünde durma önemlidir.
-Soğuk uygulamaları her safhada, özellikle alevli dönemde uygundur.
-Bu önlemler gereğinde antiromatizmal ilaçlarla da takviye edilir.
-Baston vb yardımcı gereçler de eklemin yükünü alır.
-Gereğinde eklem içine kortizon enjeksiyonuna da başvurulabilir.
-Bu akut dönem atlatıldıktan sonra, olayın ilerleme ve tekrarına yönelik önlemlere geçilir.
-Kıkırdak ve kemik üzerinde pek etkili olamıyoruz. Onun için kaslar üzerinde çalışmak zorundayız.
-Vücut ağırlığının azaltılması, kasları güçlendirmek bunların en önemlileridir. Ağırlık kaldırarak kas güçlendirmek en az zorlayıcı yöntemdir.
-Yürüyüş iyi doze edilmelidir. Fazlası olayı yeniden canlandırabilir. Hele merdiven inmek ve yere çökmekten sakınmak gerekir.
-Yürüyüş bandı dizi aşırı zorlar. Egzersiz bisikleti diz kapağını zorlamıyorsa daha uygundur.
-Dizde protez dışı ameliyatlar kireçlenmede çok yararlı olmaz.
-Artroskopi, küçük kesi- büyük girişimdir. Eklem kireçlenmelerinin temizlenmesi çok yarar sağlamaz. -Menisküs ameliyatı yaşlılarda çok gerekli değildir. Ancak aşırı ve sık kilitlenmelerde söz konusu olabilir.
-Proteze Fizik Tedavi ve Ortopedi Uzmanı birlikte karar vermelidirler. Çünkü olayın tıbbi, sosyal vb bir dizi yönü vardır. Aceleye gerek yoktur.


DİZ KİREÇLENMESİNİN HANGİ SAFHASINDA HANGİ TEDAVİ

• ŞİKAYETLERİN HENÜZ BAŞLADIĞI ERKEN SAFHA
• Eklemi çok zorlamamak
• Kas güçlendirici ağırlık kaldırma ve izometrik egzersizler
• ŞİKAYETLERİN ALEVLENDİĞİ DÖNEM
• Merdiven inmemek, yürüyüşte
• ALEVLENME SONRASI ŞİKAYETLERİN AZALDIĞI DÖNEM
• ŞİKAYETLERİN ARTIK KALICI HALE GELDİĞİ DÖNEM


Artroz ( kireçlenme) Tedavisinde Glukozaminlerin Yeri Ne?
Glukozaminlerin başta olmak üzere bir dizi madde özellikle diz eklemi osteoartritinde tedavi amacı ile sunulmaktadır. Bunların kıkırdak dokusu iyileşmesi üzerine etkileri çok belirgin olarak ortaya konulamamıştır.


DİZ EKLEMİ KİREÇLENMESİ TEDAVİSİNDE YAPILAN YANLIŞLAR !!!


• Ağrı sınırını zorlamak. Ağrı sınırlarını tanımamak. Ağrı sınırının 2/3'ünde durun. Bunu aşmayın. Giderken, bir de bunun dönüşü olduğunu unutmayın. Ağrı vücudun alarmıdır. Zarar veriyorsun, der.
• Ne olursa olsun yürümek !Burada amaç güçlü kaslardır. Yürümekle de kaslar güçlenir, ama ya vücut yükü altında ezilen kıkırdak?
• Sert zeminde ve uygun tabanı olmayan ayakkabılarla yürümek. Tüm şok dizlere yansır. İyi spor ayakkabıları ile toprak, tartan ya da hiç olmazsa asfalt zeminde yürüyün. Aslında kaldırımlar hiç olmazsa asfalt olmalı.
• Tek egzersizin yürümek olduğunu sanmak.
• En alevli dönemde bile yürümeye çabalamak.
• Yazın yüzerim bir şey kalmaz: Bir hafta- on günlük tatilde günde yarım saat yüzme ile hiç bir şey değişmez. Su vücut ağırlığını azaltır. Eklemlere binen yük azalır. Kasları çalıştırmak için dizlere pedal çevirme hareketi yaptırmak yararlıdır. Sırt üstü yüzerken deneyin.
• Kireçlenmeyi önleyici ilaç alıp, olayı çözeceğini sanmak: Böyle ilaç yok ! O ilaçların sınırlı oranda ağrıyı azalttığı kanıtlanmış , o kadar. Ağızdan alınanlar daha az etkili. Eklem içi enjeksiyonlar, orta ve hafif vakalarda daha uzun ( bir kaç ay) etkili olur.
• Soğuk tedavisinden kaçınmak. Soğuk iltihabı yatıştırır, ağrıyı azaltır. İlaçtan çok daha zararsızdır. Ama bir kaç seansta sonuç vermez, günde 2-3 defa ve uzun sürdürmek gerekir.
• Kas güçlendirici egzersizden kaçınmak. Kıkırdağı, bağları, kemiği değiştiremeyiz. Tek etkileyebileceğimiz unsur kaslar. Ağırlık kaldırmak ve izometrik egzersizler en yarar göreceğiniz şeylerdir. Güçlü kaslar eklemi destekler, adeta bir korse gibi sararak korur.
• Yürüyüş bandı kullanmak. Yürüyüş bandı ayarlasanız da belli bir hızda akar gider, ihtiyaca göre o an yavaşlayamazsınız, özellikle diz kapağını zorlar. Bisiklet diz kapağında sorun yoksa çok daha olumlu bir egzersiz olanağı sağlar.
• Merdiven inmek. Tahminin aksine çıkmaktan çok zorlar. Kaçınmak gerekir. Asansörü olmayan ve dubleks evlerde oturanlar bu konuda gereken önlemleri almak zorundadırlar.
• Belli bir yaştan sonra MR'da yırtık görüldü deyip menisküs ameliyatı olmak. 50'sinden sonra çoğu insanın dizinde menisküs yıpranması, yırtılmaları olur. Dizde geçmeyen kilitlenmeler olmadıktan sonra, ameliyata gerek yoktur. Menisküs operasyonu tamir edici bir operasyon değildir. Ağrıyı ve kilitlenmeyi çözmek için yapılır. Doğal yapıyı bozar. Aradaki amortisör çıkartılmaktadır. Zorunlu olmadıkça başvurulmamalıdır. Diz kireçlenmesinde tek etkili ameliyat protezdir. Tabii o da son çare olarak, doğru hastada, doğru zamanda.
• Baston, kanadien baston, rollatör ( tekerlekli yürüteç) kullanmaktan kaçınmak. Bunlar dizin yükünü alır. Olayın alevlendiği dönemlerde geçici olarak da başvurulmalıdır.
• Alçak koltuk, sandalyede oturmak. Her kalkışta diz çok zorlanır.
• Dizini kıvırıp altına alıp oturmak.
• Yerde oturmak, yerden kalkmakta zorlanırken yerde namaz kılmak, a la turca tuvalet kullanmak, hatta alçak a la franga tuvalet kullanmak: Yerden kalkarken dizler üzerine binen yük 1000 kilo !
• Ağrılı durumlarda antiromatizmal ilaç kullanmaktan kaçınmak. Kireçlenme, erken dönemlerine alevlendiğinde belirti verir. Bu da bölgesel bir iltihaptır. İlaçla, soğukla bastırılması, olayın ilerlemesine engel olur.


İstanbul Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!