Doktorsitesi.com

Diz Kireçlenmesi Hayatınızı Kısıtlamasın

Uzm. Dr. Ahmet Sümen
Uzm. Dr. Ahmet Sümen
24 Aralık 20136233 görüntülenme
Randevu Al
Diz Kireçlenmesi Hayatınızı Kısıtlamasın
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Diz Kireçlenmesi Nedir?

Diz kireçlenmesi, diz eklemindeki kıkırdak dokunun yaşa ve çevresel faktörlere bağlı olarak yıpranması sonucunda meydana gelen bir eklem bozulmasıdır. Bu süreçte kıkırdak çevresinde osteofit adı verilen, sağlıklı olmayan yeni kemik oluşumları gözlemlenir. Nadiren de olsa iltihaplı dönemlerin eşlik ettiği bu durumda, dizde şişlik, ödem ve şiddetli ağrı gelişebilmektedir.

Diz Kireçlenmesi Kimlerde Görülür?

Kireçlenmenin gelişimindeki en temel risk faktörü yaş olarak kabul edilmektedir. Yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkan duruma birincil kireçlenme denirken; travma, eklem kırıkları ve uzun süreli zorlanmalar sonucu oluşan duruma ikincil kireçlenme adı verilir. Ayrıca, bilimsel çalışmalar obezite ile diz kireçlenmesi arasında doğrudan bir ilişki olduğunu kanıtlamıştır.

Diz Kireçlenmesinin Belirtileri Nelerdir?

Diz kireçlenmesi belirtileri arasında en belirgin olanı, hareketle veya oturulan yerden kalkarken artış gösteren diz ağrısıdır. Hastalarda özellikle sabahları yarım saati geçmeyen bir eklem sertliği ve katılığı hissedilir. Bu tutukluk hali hareket ettikçe azalma eğilimi gösterir; ancak 2 saati aşan sertlik durumlarında iltihaplı eklem romatizmasından şüphelenilmelidir.

Kireçlenmenin ilerlemesi durumunda şu sorunlar ortaya çıkabilir:

  • Eklemde belirgin hareket kısıtlılığı.
  • Ciddi boyutlara ulaşan yürüme güçlüğü.
  • İltihaplı dönemlerde eklemde sıvı artışı ve ısı artışı.

Diz Kireçlenmesi Tanısı Nasıl Konulur?

Diz kireçlenmesi tanısı, standart bir röntgen çekimi ile kolaylıkla konulabilmektedir. Ancak menisküs yırtığı veya ön çapraz bağ yaralanması gibi ek patolojilerden şüpheleniliyorsa MR (Emar) görüntülemesi tercih edilmelidir. Güncel çalışmalar, kireçlenmenin bazı evrelerinde iltihabın eşlik ettiğini gösterdiği için ultrasonografi ile muayene büyük önem taşımaktadır.

Kliniğimizde diz ağrısı şikayetiyle başvuran her hastaya ultrasonografik muayene uygulanmaktadır. Bu yöntemle dizdeki iltihap, sıvı artışı veya bursit gibi sorunlar anında tespit edilerek, ultrason eşliğinde yapılan enjeksiyonlarla hızlıca tedavi edilebilmektedir.

Diz Kireçlenmesi Tedavi Yöntemleri

Diz kireçlenmesi tedavisinde hastanın yaşı ve aktivite düzeyi belirleyici rol oynar. Tedavi süreci kişiye özel olarak planlanmalı ve tek bir yöntemle sınırlı kalmamalıdır.

75 Yaş Üstü Hastalarda Yaklaşım

İleri derecede kireçlenmesi olan ve ameliyat planlanmayan 75 yaş üstü hastalarda temel hedef, ağrı ve iltihabın kontrol altına alınmasıdır. Bu gruptaki hastalar için diz içi iltihap giderici ilaç enjeksiyonları en mantıklı seçenek olarak öne çıkmaktadır.

60-75 Yaş Arası Hastalarda Yaklaşım

Bu yaş grubundaki hastalar için genellikle 1 yıllık kapsamlı bir tedavi süreci önerilmektedir. Eğer bu süreç sonunda ağrılar azalmış ve hareket kabiliyeti artmışsa cerrahi işlem ertelenir. Tedavi planı şu bileşenleri içermektedir:

Tedavi YöntemiUygulama Amacı
Kilo KontrolüDizdeki yükü azaltmak (5 kilo vermek bile ağrıyı ciddi oranda azaltır)
PRP ve Kıkırdak İğnesiKıkırdak dokusunu desteklemek ve onarımı tetiklemek
Antiromatizmal İlaçlarAğrı ve ödemi kontrol altında tutmak
Fizik Tedavi ve EgzersizEklem hareket açıklığını ve kas gücünü artırmak
Kortizon İğnesiŞiddetli iltihap durumlarında hızlı rahatlama sağlamak

Özetle; diz kireçlenmesi, doğru bir planlama ile tamamen olmasa bile önemli oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bir yıllık yoğun tedaviye yanıt vermeyen ve hareket kısıtlılığı devam eden vakalarda ise ameliyat seçeneği değerlendirilmelidir.

Sağlıklı günler dilerim.

Uzm. Dr. Ahmet SÜMEN

Etiketler

Diz kireçlenmesi tedavisiDiz kireçlenmesi neden olurDiz kireçlenmesi belirtileriDiz kireçlenmesi teşhisi

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Ahmet Sümen

Uzm. Dr. Ahmet Sümen

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.