Diyabet hastalığında katarakt cerrahisinin püf noktaları

Diyabet hastalığında katarakt cerrahisinin püf noktaları

Diyabeti olan kişilerde katarakt normal popülasyona göre 2-5 kat daha sık gelişir. Bunun nedeni, yüksek kan şekeri nedeniyle göz içi sıvılardaki fizyolojik değişiklikler, dokuların oksijenlenme bozuklukları, kullanılan kortizon içerikli ilaçlar ve yapılan göz içi enjeksiyonlarıdır. Katarakt ameliyatı olması gereken diyabetli hastaların eş zamanlı retina problemlerinin (diyabetik retinopatisinin) olup olmadığı iyi değerlendirilmelidir. Diyabetik retinopatinin eşlik ettiği katarakt varlığında, katarakt ameliyatı öncesi detaylı bir retina muayenesi yapılması gerekir.

Katarakt Ameliyatı Öncesi Retina Muayenesi Neden Önemlidir?

Bazı retina hastalıklarında göz, gerekli önlemler alınmadan yapılan katarakt ameliyatından olumsuz etkilenebilmektedir. Diyabetik retinopati de bunlardan birisidir ve ameliyat öncesi tedavi edilmesi gereken bir durumdur.           Diyabetik retinopatisi olan hastalarda katarakt ameliyatı öncesi alınacak önlemler retinopatinin şiddetine göre değişkenlik gösterir. Diyabetin yarattığı sorunların tümü kandaki şeker yüksekliğinden (hiperglisemi) kaynaklandığı için, ameliyat olacak her hastanın öncelikle kan şekeri regülasyonu yapılmalıdır. Diyabette kan şekerini en doğru gösteren tetkik, halk arasında üç aylık şeker olarak bilinen HbA1C testidir. HbA1C’nin ameliyat öncesi normal sınırlarda olması gereklidir. Kan şekeri regüle olmayan hastalarda ameliyat sonrası görme noktasında sıvı toplanması (makula ödemi) ve kornea ödemi oluşabilir.

Diyabetik retinopatinin erken dönemlerinde katarakt varsa, ameliyatın geciktirilmeden uygulanması önerilir. Çünkü katarakt varlığında retina görüntüsü net değildir, diyabetik retinopatinin takibine ve lazer uygulamalarına imkan vermez. Bu hastalarda, retina muayenelerinin aksamaması ve gerekli retina müdahalelerinin gecikmeden yapılabilmesi için kesifleşmiş lensin biran önce gözden uzaklaştırılması gereklidir.

Ancak ilerlemiş diyabetik retinopati varlığında, öncelikle retinadaki problemlerin kontrol altına alınması, ardından katarakt ameliyatının uygulanması daha güvenlidir. Retinada kanamaya meyilli damar oluşumları ve görme noktasında ödem varsa, ameliyat öncesi lazer ve göz içi enjeksiyonlarıyla bu patolojilerin düzeltilmesi çok önemlidir. Bu önlemler alınmadan katarakt ameliyatı yapılırsa, ameliyat sonrası göz içi kanamalar ve ödemde artışlar olabilir. Bazı ileri diyabetik retinopati durumlarında katarakt ameliyatının retina ameliyatı ile aynı anda yapılması da gerekebilir.

Diyabetik retinopatili hastalarda katarakt ameliyatı, sağlıklı bireylerdekine kıyasla daha fazla hassasiyet gerektiren bir durumdur. Ameliyat sırasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır. Diyabetli hastalarda katarakt cerrahisinin fakoemülsifikasyon tekniği ile yapılması en doğrusudur. Daha önce yapılmış olan göz içi enjeksiyonlar, lazerler ve başka göz ameliyatlarının göz dokularında zayıflamaya yol açmış olabileceği unutulmamalı, ameliyat esnasında da gerekli önlemler alınmalıdır.

Diyabetik retinopatisi olan hastalarda katarakt ameliyatında göze takılacak lens de özellikler içermektedir. Günümüzde popüler olan multifokal lensler, makula ve retina problemi olan hastaları mutlu etmeyebilir. Bunun nedeni, bu lenslerin alacakaranlıktaki görüş kalitesini yani kontrast sensitiviteyi biraz düşürmesidir. Diyabetik retinopati ve sarı nokta hastalığı gibi görme noktasını etkileyen durumlarda hidrofobik akrilik lensler en doğru seçim olacaktır.

Diyabetik retinopatisi olan kişilerin, her üç ayda bir HbA1C baktırmasını ve düzenli olarak retina kliniklerinde takip edilmesini öneriyoruz. Katarakt gelişmesi durumunda, ameliyat kararı verilmeden önce detaylı retina muayeneleri ve tedavileri yapılmış olmalıdır. Katarakt ameliyatı, diyabetik retinopati tedavisi uygun şekilde yapılmış gözlerde çok daha başarılıdır ve ameliyat sonrası görme kalitesi çok daha iyidir.

Bu makale 7 Ocak 2020 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Prof. Dr. Nilüfer Berker, 1973 yılında  Ankara'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitimini başarıyla tamamlayarak  Tıp Doktoru Unvanı almıştır. İhtisasını ise, Ankara Ulucanlar Göz Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde tamamlayarak Uzman Doktor Unvanı almıştır. 2000 yılında göz uzmanlığını aldıktan sonra aynı hastanede Retina, Vitreoretinal Cerrahi ve Üveit Behçet konularında yoğunlaşarak bu alanlarda hasta takibi, tedavileri, cerrahileri üzerine çalışmaya başlamıştır. 2004 yılında Amerika Birleşik Devletleri Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Vitreoretinal Cerrahi Kliniği’nde araştırmacı olarak çalışmalarda bulunmuş  ve o yıllarda henüz ülkemizde ve dünyada çok yaygın olmayan sarı nokta hastalığının cerrahi ve göz içi enjeksiyon tedavileri ve retina hastalıklarında cerrahi tedaviler k ...

Etiketler
Diyabet
Prof. Dr. Nilüfer Berker
Prof. Dr. Nilüfer Berker
Ankara - Göz Hastalıkları
Facebook Twitter Instagram Youtube