Doktorsitesi.com

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB )

Dr. Öğr. Üyesi Ceyhun Caferov
Dr. Öğr. Üyesi Ceyhun Caferov
16 Aralık 20131245 görüntülenme
Randevu Al
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB )
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nedir?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); başta bireyin kendisi olmak üzere aileyi ve toplumu yakından ilgilendiren, çocukluk çağının en önemli ve en sık görülen psikiyatrik sorunudur. Bu bozukluk temel olarak üç ana belirti kümesinden oluşmaktadır. Bu belirtiler; dikkat eksikliği, hiperaktivite (aşırı hareketlilik) ve dürtüsellik olarak sınıflandırılır.

DEHB’nin Üç Temel Belirtisi

DEHB tanısı alan çocuklarda gözlemlenen temel belirtiler, çocuğun sosyal ve akademik yaşamını doğrudan etkiler. Bu belirtilerin doğru analiz edilmesi, erken teşhis ve tedavi süreci için kritik öneme sahiptir.

1. Dikkat Eksikliği

Dikkat eksikliği, çocuğun dikkat süresinin yaşına göre kısa olması ve özellikle akademik alanlarda dikkatinin çabuk dağılmasıdır. Bu durum genellikle okul hayatının başlamasıyla belirginleşir. DEHB’li çocuklar ders dinlemekte zorlanır, ödev yapmaktan kaçınır ve sürekli bir yetişkinin desteğine ihtiyaç duyarlar.

Dikkat eksikliği yaşayan çocuklarda gözlenen tipik davranışlar şunlardır:

  • Sorumluluklardan kaçma ve başlanan işi bitirememe.
  • İşitsel dikkatin zayıf olması nedeniyle konuşulanı dinlemiyormuş görüntüsü verme.
  • Komutları birkaç kez tekrarlandıktan sonra uygulama.
  • Sınıf ortamında dış uyaranlarla dikkatinin dağılması ve arkadaşlarına laf atarak düzeni bozma.
  • Bazı durumlarda ise aşırı hareketlilik yerine hipoaktif (ağır hareket eden) bir yapı sergileme ve sürekli hayallere dalma.

2. Hiperaktivite (Aşırı Hareketlilik)

Her çocuğun hareketli olması doğaldır; ancak hiperaktivite, çocuğun yaşıtlarına oranla çok daha kıpırtılı ve kontrolsüz olmasıdır. Bu çocuklar oturması gereken durumlarda dahi ellerini ve ayaklarını sabit tutamazlar. Okul öncesi dönemde (3-6 yaş) daha belirgin fark edilen bu durum, yaşla birlikte azalma eğilimi gösterebilir.

3. Dürtüsellik

Dürtüsellik, sonunu düşünmeden eyleme geçme durumudur ve sosyal uyumu bozan en ciddi belirti kümesidir. Sabırsızlık, sıra bekleyememe ve yönergeleri dinlememe gibi özellikler ön plandadır. Bu çocuklar kurallara ve otoriteye karşı gelme eğilimindedir; hatalardan ders çıkarmakta zorlanırlar. Genellikle ceza ve ödülden etkilenmezler, fiziksel zarar görseler dahi aynı hatalı eylemi tekrarlayabilirler.

DEHB Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Toplumda DEHB ile ilgili birçok yanlış bilgi bulunmaktadır. Bu yanlış algılar, tedavi sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. Aşağıdaki tablo, bu konudaki gerçekleri özetlemektedir:

Yanlış BilinenlerBilimsel Gerçekler
DEHB modern çağın hastalığıdır.İlk kez 100 yıl önce tanımlanmış, köklü bir bozukluktur.
Ailenin yanlış tutumu DEHB'ye yol açar.DEHB biyolojik temelli bir bozukluktur; terbiye sorunu değildir.
İlaçlar bağımlılık yapar.Uzman kontrolündeki ilaçlar bağımlılık yapmaz ve kalıcı yan etkisi yoktur.
Çocuk büyüyünce kendiliğinden düzelir.Tedavi edilmezse akademik başarısızlık ve ağır davranış bozuklukları gelişebilir.

DEHB Tedavi Süreci ve Bilimsel Yaklaşımlar

DEHB tedavisinin başarısı; aile, okul ve hekim arasındaki sıkı işbirliğine bağlıdır. Tanı mutlaka bir Çocuk Psikiyatristi tarafından konulmalıdır; çünkü DEHB; depresyon, kaygı bozukluğu veya anemi gibi diğer rahatsızlıklarla karıştırılabilir.

Tedavide kullanılan ilaçlar, dikkat süresini artırmaya ve davranış kontrolünü sağlamaya yardımcı olur. Bilimsel olarak kanıtlanmış ilaç tedavisinin yanı sıra, öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için özel eğitim programları ve davranışçı psikoterapi teknikleri uygulanmalıdır. Müzik tedavisi, diyet tedavisi veya biyofeedback gibi bilimsel temeli olmayan yöntemlere itibar edilmemelidir.

Aileler ve Eğitimciler İçin 22 Altın Öneri

Ebeveynlerin ve eğitimcilerin DEHB’li çocuklara yaklaşımı, çocuğun özgüvenini korumak adına hayati önem taşır. İşte yapıcı bir süreç için uygulanması gerekenler:

  1. Çocuğunuzda DEHB olduğunu kabul edin.
  2. Evde belirli kurallar, rutinler ve bir takvim oluşturun.
  3. Sabırlı olun ve öfkenizi çocuğunuza yansıtmayın.
  4. Çocuğunuza özel zaman ayırın.
  5. Onu dinleyin ve söylediklerine değer verin.
  6. Konuşurken mutlaka göz teması kurun.
  7. Yumuşak ve saygılı bir üslup kullanın.
  8. Koşulsuz sevginizi ve bağlılığınızı hissettirin.
  9. Sevginizi somut olarak gösterin.
  10. Olumlu davranışlarını ve başarılarını övün.
  11. Duygularınızı onunla paylaşın.
  12. Mükemmeliyetçi beklentiler içine girmeyin.
  13. Ona güvendiğinizi hissettirin.
  14. Olumlu özelliklerini ve yeteneklerini teşvik edin.
  15. Hoş olmayan isimlerle hitap etmeyin.
  16. Tartışmaya ve çatışmaya girmekten kaçının.
  17. Mutlaka bir spor etkinliğine yönlendirin.
  18. Ders çalışma ortamını düzenlemesine yardımcı olun.
  19. Sorumlulukları (oda toplama, öz bakım vb.) için sık sık hatırlatma yapın.
  20. Basit konularda inatlaşmayın.
  21. "Hayır" kelimesini daha az kullanın; ancak söylediğinizde kararlı olun.
  22. Anne ve baba olarak her zaman ortak mesajlar verin.

DEHB, bir görme bozukluğu gibi yapısal bir sorundur. Çocuğun elinde olmayan bu klinik tablo için uzman desteği almak ve süreci yakından takip etmek, çocuğun gelecekteki yaşam kalitesi için kritik bir sorumluluktur.

Etiketler

Dikkat problemiDikkat eksikliği oluşumuDikkat eksikliği tedavisiDikkat eksikliği için ilaçlarHiperaktivite oluşumuHiperaktivite teşhisiHiperaktivite tedavisiHiperaktif çocuklara davranışÇocuklarda dehb nedir

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi Ceyhun Caferov

Dr. Öğr. Üyesi Ceyhun Caferov

Dr.Öğr.Üyesi Ceyhun Caferov, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, İstanbul Üniversitesi'nde tamamlayarak Çocuk ve Ergen Psikiyatristi uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.