Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve tedavisi

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nedir?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), temel olarak dikkatin bozulması ve hareketliliğin aşırı artması şeklinde kendini gösteren bir durumdur. Özellikle okul öncesi ve okul çağı çocuklarında sıkça rastlanan bu rahatsızlık, ebeveynler tarafından genellikle "çocuğum derslerine konsantre olamıyor" şikayetiyle dile getirilir. Ancak bu durum, sadece zihinsel bir süreç değil, derin ruhsal kökenleri olan karmaşık bir yapıdır.
Dikkatin Psikolojik Temelleri ve Arzu İlişkisi
Dikkat, benliğin bilinçli bir işlevi olarak görülse de enerjisini tamamen bilinçli süreçlerden almaz. Dikkat, aslında arzunun bir göstergesidir; çünkü insan doğası gereği arzu ettiği şeye odaklanır. Çocukların arzularını nasıl ve ne kadar doyuracaklarını öğrendikleri en kritik evre ise çocukluk dönemidir.
Psikologlar, çocukluk dönemindeki ebeveyn ilişkilerinin arzunun şekillenmesinde belirleyici olduğunu vurgular. Bu süreçte dikkat, sadece zihinsel bir edim olmaktan çıkarak duyguların hakim olduğu bir alana dönüşür. Dolayısıyla dikkati odaklamak, bilinçdışına uzanan duygusal ve heyecan boyutuyla doğrudan ilişkilidir.
Aile İçi İlişkiler ve Duygusal Öğrenme
Anne, baba ve çocuk arasındaki ilişkiler ağı, hem zihinsel hem de duygusal öğrenmenin gerçekleştiği temel platformdur. DEHB vakalarında, genellikle ebeveyn rollerinin çocuk tarafından içselleştirilmesi sürecinde aksaklıklar yaşandığı görülmektedir.
Çocuğun sağlıklı gelişimi için ihtiyaç duyduğu temel unsurlar şunlardır:
- Anneden: Şefkat ve duygusal yakınlık.
- Babadan: Kural, sınır ve güven duygusu.
Günümüzün yoğun iş temposu ve değişen yaşam koşulları, bu ihtiyaçların tam olarak karşılanmasını zorlaştırabilmektedir. İlişkideki bu eksiklikler, çocuğun ruhsal gelişim basamaklarını sağlıklı aşmasını engelleyerek iç dünyasında zararlara yol açabilir.
Kaygı: Dikkati Bozan Temel Unsur
Çocuğun gelişim basamaklarını güvenle geçememesi, beraberinde yoğun bir kaygı getirir. Sağlıklı bir gelişim süreci çocuğun özgüvenini artırırken, aksaklıklar bu güveni sarsar. Kaygı ve endişe düzeyi yüksek olan bir bireyin, herhangi bir konuya odaklanması veya dikkatini sürdürmesi oldukça güçtür.
Çocukların yaşadığı bu korku ve kaygılar genellikle bilinç düzeyinde değil, bilinçdışında kalan ve ifade edilemeyen duygulardır. Kendini güvende hissetmeyen çocuk, başarısız olma endişesiyle dikkatini toplamakta zorluk yaşar.
DEHB Tedavisinde Yaklaşımlar ve Aile Dinamikleri
DEHB tedavisinde sıklıkla zihinsel öğrenmeye dayalı dikkat egzersizleri kullanılır. Bu eğitimlerin başarısı, çoğu zaman egzersizlerin kendisinden ziyade eğitimci ile çocuk arasında kurulan güven bağından kaynaklanır. Etkili bir tedavi süreci için aile içindeki rollerin ve geçmiş öykülerin tahlil edilmesi elzemdir.
| İncelenmesi Gereken Faktörler | Açıklama |
|---|---|
| Ebeveyn Tutumları | Anne ve babanın çocuk yetiştirme yöntemleri. |
| Aile Geçmişi | Ebeveynlerin kendi anne-babalarıyla olan deneyimleri. |
| İlişki Dinamikleri | Çocukla kurulan bağın niteliği ve duygusal doyumu. |
| Rol İçselleştirme | Anne ve baba figürlerinin çocuktaki yansıması. |
Sonuç olarak, anne-baba-çocuk ilişkisinin tüm yönleriyle incelenmesi, kaygı yaratan temel problemlerin anlaşılmasını sağlar. Duygusal donanımı güçlendirilen çocuklar, hayat maratonundaki engelleri daha kolay aşabilir ve kaygısız, güvenli bir yaşamın temellerini atabilirler.

