İNTİHAR ( ÖZKIYIM ) GİRİŞİMİNİN CİDDİYETİ

Özkıyım eyleminin ne oranda tehlikeli olduğunu daha önceden bilebilmek, özkıyım riskinin yüksek olduğu durumları öğrenmek kadar önemlidir. Aslında özkıyım riski durumları ile özkıyım eyleminin ciddiyetini birbirinden ayırmak güçtür ve yapay bir ayırım gibi görünmektedir. Çünkü eylemin ciddiyeti özkıyım riskini de arttırır. Özkıyım düşünceleri taşıyan kimselerin değişmeleri, yabancılaşmaları ve çevreden uzaklaşmaları ciddi bir özkıyım girişimini düşündürmelidir.


Kielholz ( 1969 ) özkıyım tehlikesini bildiren belirtileri şöyle sıralar:

A. Özkıyım tehlikesini işaret eden belirtiler
1. Daha önceki özkıyım girişimleri ya da özkıyımı düşündürecek belirtiler.
2. Aile içinde ya da çevrede özkıyımın bulunuşu.
3. Çevreyi dolaylı ya da dolaysız olarak özkıyım girişimleri ile korkutma ( tehdit
etmek ).
4. Özkıyım eylemini nasıl yapacağını ya da eyleme nasıl hazırlandığını bildirme.
5. Huzursuzluğun ve özkıyım düşüncelerinin ardından devingenleşme.
6. Düşlerinde kendisine kıydığını, yüksek yerden düştüğünü, felaketleri görmek.

B. Özgül belirti ya da sendromlar
1. Korkulu, ajite sendromlar.
2. Uzun süren uykusuzluk.
3. Duyguların yoğunlaşması ve saldırganlık birikimi.
4. Depresyonların başlangıç ve bitiş dönemleri.
5. Biyolojik nedenli bunalım dönemleri ( puberte, gebelik, doğum sonrası )
6. Şiddetli suçluluk ve yetersizlik duyguları.
7. İyileşmeyen ağır hastalıklar.
8. Alkolizm ve madde bağımlılığı.

C. Çevresel Koşullar
1. Çocukluk döneminde aileleri dağınık ve aile sorunu olanlar.
2. İlişki azlığı ( yalnızlık, göç, sevgi yitimi )
3. Mesleksel güçlükler, parasal sıkıntılar.
4. Bir görev ya da amacın yokluğu.
5. Dinsel bağların eksikliği.

Berksun ( 2004 )’a göre intihar tehlikesini belirleyen risk faktörleri ise ; daha önce intihar girişiminde bulunmuş olma, intihar niyetinin dile gelmesi veya intihar tehdidi, intihar yöntemleri hakkında bilgi toplama, umutsuzluk, yardımsızlık, kendine veya dünyaya karşı öfkeli oluş, ölüm veya diğer depresif temaların dile gelmesi, yazılması veya okunması, yakın zamanlarda bir yakınının veya arkadaşın intihar nedeniyle ölümü, ani mizaç değişiklikleri, içe çekilme, agresiflik, iştah ve kilo kaybı, alkol veya madde kullanımı, ilgi kaybı, boşluk hissi olarak adlandırılabilir. Mitchell, Mitchell ve Berk ( 2000 )’e göre intiharın birkaç risk faktörü vardır. Bunlar; psikiyatrik rahatsızlıklar ( affektif bozukluklar, şizofreni, kişilik bozuklukları ), sosyal faktörler ( işsizlik, sosyal statü kaybı ) psikolojik faktörler ( sevilen birinin kaybı ), biyolojik faktörler ( nörokimyasal anormallikler ), genetik faktörler ( belli ailelerdeki yüksek intihar riski ), fizikler rahatsızlık ve madde ( alkol ) kötüye kullanımıdır.

DEPRESYONDA İNTİHAR ( ÖZKIYIM )
Depresyonun en önemli komplikasyonu özkıyımdır. Bellak ve Small, depresyon ile özkıyım dinamiğinin birbirinden ayrılmayacak kadar benzerlikler gösterdiği görüşündedirler. Pohlmeier’e göre son yıllarda özkıyımın bir depresyon sorunu olduğu görüşü değişmiştir. Artık depresyon dinamiğinden çok özkıyımın özgün belirtileri ve özgün dinamiği de araştırılmaktadır ( Odağ, 1989, s: 34-35 ).

Beck ( 1974 ), Silver ( 1971 ) ve Freeman ( 1993 ) özkıyımı öncelikli olarak bir depresyon sorunu olarak görür ve depresyon ile özkıyım arasındaki dolaysız ilişkiye işaret ederler.

Geleceğe ilişkin olumsuz beklentiler özkıyım riskini arttırmaktadır. Ciddi özkıyım düşünceleri umutsuzluk ile depresyona göre daha ilişkilidir hatta umutsuzluk özkıyım ile depresyon arasında bağlayıcı bir etmen konumundadır. Umutsuzluk duygusu kaybolduğunda depresyon ve özkıyım arasındaki korelasyon kaybolmaktadır. Umutsuzluğun, depresif semptomları dolaysız, özkıyım düşüncesini dolaylı olarak etkileyen bir bilişsel faktör olduğu öne sürülmektedir ( Rifai ve ark. 1994, Yang ve Clum, 1994 ).

Baldessarini ve Tondo ( 2003 ) Bipolar Bozukluk tanısı almış hastalarda intihar kuvvetli olarak mikst ve depresif episodlarda kendini gösterdiğini belirtmiştir.

Depresyonda özkıyım riskinin genel popülasyondan 20-30 kat fazla olduğu bildirilmektedir ( Roy, 1998, Foster, ve ark, 1997 ). Major Depresyon tanısı almış kişilerde yaşam boyu özkıyım insidansı % 15 olarak bulunmuştur ( Fawcett ve ark., 1987 ). Beck ve Laster suisidal 254 deneği araştırmış ve deneklerde karamsarlık, umutsuzluk, ve bir yitime uğradığı duygularının çoğunlukta olduğunu saptamışlardır. Buradan umutsuzluk ile özkıyım tehlikesi arasında bir koşutluk olduğu sonucunu çıkarmışlardır. Bu çalışmaya ek olarak; depresyon araştırmalarında depresif hastalardaki umutsuzluk duygusunun, depresyonun şiddeti ve özkıyım riskinin belirlenmesinde etkili olduğu hatta ilişkisi en fazla gözlenen değişkenin umutsuzluk olduğu bulunmuştur (Fawcett ve ark., 1987, Cole, 1988, Westfeld ve ark., 1990, Dilbaz ve Seber, 1993, Nordstrom ve ark., 1995, Uncapher ve ark., 1998 ).

Pohlmeier ( 1983 ) depresiflerin %60-70’inde özkıyım eylemleri, özkıyım eylemlerinde bulunanların %60’ında depresif belirtiler olduğunu bildirmiştir. Ringel ve Sonneck ( 1983 )’e göre ise özkıyım oranı depresyonlarda %30, alkol bağımlılarında %30, yaşlılarda %40’dır.

Adolesanlarda incelenen intihar girişimlerinin Majör Depresyon ve diğer duygudurum bozuklukları ile ilişkili olduğu belirtilmiştir ( Kelly, Cornelius, Lynch, 2002 ). Sonuvar ve Çuhadaroğlu ( 1983 ) ise ergen özkıyımlarında depresyonun belirleyici olmadığı görüşündedir. Mitterauer ve Fritze ( 1981 ) normal ailelerde depresyonlu ailelerden daha çok özkıyım eylemi saptamışlardır.

Özkıyımı daha çok bir depresyon sorunu olarak görülür ve özkıyım ile depresyon arasındaki dolaysız bir ilişkiye işaret edilir.

ÖZKIYIM İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ
1. Demografik Risk Faktörleri: Beyaz ırktan olma, erkek cinsiyeti, işsizlik, yoksulluk, iş kaybı, dul ya da boşanmış olma, ergenlik ya da yaşlılık döneminde olma, şehirde yaşama ve dinsiz olma risk faktörleri arasında sayılabilir ( Lonquist, 2000 ).

2. Biyolojik Risk Faktörleri: Beyin dokusunda düşük serotonerjik aktivite ölümle sonuçlanan, şiddet içeren yöntemlerle yapılan özkıyım girişimleri ile ilişkilidir ( Yazıcı, 1993 ).

3.Parçalanmış aile, aile içi şiddet, fiziksel ve cinsel kötüye kullanım, ailede ruhsal hastalıklar risk faktörleri arasında sayılabilir ( Roy, 1985, Moscicki, 1995 ).

4. Durumsal Risk Faktörleri: Model olabilecek tanıdık birinin özkıyımı, medyadaki bir özkıyım olayı risk faktörü olabilir ( Moscicki, 1995 ).

5. Psikiyatrik Risk Faktörleri: Depresyon alkol ve madde kullanımı bozuklukları, şizofreni, Bipolar Bozukluk gibi ruhsal hastalıklarda özkıyım riski artmaktadır ( Lonquist, 2000 ).

Oquendo, Galfalvy, Russo ve ark. ( 2004 ) tarafından yapılan çalışmalarda intihar girişimlerinin risk faktörleri belirlenmiştir. Bu çalışmalarda geçmişte intihar teşebbüsleri, psikolojik bir durum olarak devam eden Majör Depresyon, alkol veya diğer maddelerin kullanımı, ümitsizlik, ailedeki geçmiş intiharlar, kayıp ve kızgınlıklar intiharların risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Conner, Duberstein, Conwell ve ark. ( 2001 ) tarafından yapılan çalışmada ise intihar risk faktörleri arasında alkol ve madde kötüye kullanımı,umutsuzluk, takıntılar, agresyon, sosyal izolasyon, eşin kaybı, kişilik bozuklukları ve Bipolar Bozukluk bulunmuştur.

İntihar girişiminde riskli durumları gösteren hasta gruplarına göre sıralama ise; depresif hastalar, madde ve alkol bağımlıları, yalnız olanlar ve yaşlılar, intihar düşünceleri ve daha önce intihar girişiminde bulunmuş olanlardır ( Koyuncu, Mırsal, Yavuz ve ark., 2003 ).


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!