Doktorsitesi.com

Çocuklarda beyincik tümörü (medulloblastomlar)

Prof. Dr. Hidayet Akdemir
Prof. Dr. Hidayet Akdemir
3 Haziran 2015659 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklarda beyincik tümörü (medulloblastomlar)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Medülloblastom: Çocukluk Çağının En Sık Görülen Habis Beyincik Tümörü

Medülloblastom, 1925 yılından beri tıp dünyasında bilinen, kendine has hücresel ve klinik özelliklere sahip, oldukça habis (malign) karakterli bir beyincik tümörüdür. Tüm primer beyin tümörlerinin %4 ile %10'unu oluşturan bu yapı, çocukluk çağı beyin tümörlerinin ise yaklaşık %15-20'sini teşkil eder. Çocuklarda en sık görülen beyincik tümörü olma özelliğini taşıyan medülloblastom, nöroşirürji ve onkoloji alanında titizlikle takip edilmesi gereken bir hastalıktır.

Medülloblastom Görülme Sıklığı ve Risk Grupları

Medülloblastom vakaları incelendiğinde, erkeklerde kadınlara oranla (4/3 veya 2/1 oranında) daha sık görüldüğü saptanmıştır. Hastalık yenidoğan döneminden 70'li yaşlara kadar her yaş grubunda ortaya çıkabilse de, vakaların %70'i 8 yaşından küçük çocuklarda görülmektedir.

  • Klasik Medülloblastom: Genellikle beyinciğin orta kısmından veya 4. ventrikül tavanından köken alan bir orta hat tümörüdür.
  • Desmoplastik Medülloblastom: Bu alt grup, genellikle 20 yaş üzerindeki bireylerde görülür ve serebellar hemisfer yerleşimli (lateral) olma eğilimindedir.

Medülloblastom Belirtileri ve Klinik Tablo

Medülloblastomlar, histopatolojik olarak yüksek hücresel yoğunluğa sahip tümörlerdir. Orta hat yerleşimli olmaları nedeniyle beyin omurilik sıvısı (BOS) akışını engelleyerek hidrosefaliye ve buna bağlı olarak Kafa İçi Basıncı Artışı (KİBA) sendromuna yol açarlar.

En yaygın görülen belirtiler şunlardır:

  • Fışkırır Tarzda Kusma: Özellikle sabah erken saatlerde görülen ve çocuğu uykudan uyandıran inatçı kusmalar.
  • Şiddetli Baş Ağrısı: KİBA'ya bağlı olarak gelişen ve zamanla süreklilik kazanan ağrılar.
  • Görme Bozuklukları: Çift görme, 4. ve 6. kranial sinir felçleri ve papil ödemi.
  • Denge ve Koordinasyon Kaybı: Beyinciğin ana görevlerinin aksaması sonucu oluşan ataksi ve nistagmus (göz titremesi).

Teşhis Yöntemleri ve Görüntüleme Teknolojileri

Günümüzde medülloblastom teşhisi, ileri teknolojik yöntemler sayesinde hızlı ve güvenilir bir şekilde konulabilmektedir. Teşhis sürecinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:

YöntemKullanım Amacı
İlaçlı Beyin MREn güvenilir, noninvazif ve temel teşhis yöntemidir.
İlaçlı Beyin BTKalsifikasyonların (kireçlenme) tespiti ve ayırıcı tanı için ek bilgiler sunar.
Spinal MRTümörün kraniospinal aks boyunca yayılımını kontrol etmek için kullanılır.

Not: Medülloblastom teşhisi için günümüzde kandan bakılan bir tümör belirleyici test bulunmamaktadır. Beyin damar anjiyografisi ise sadece damarsal lezyon şüphesi durumunda tercih edilir.

Medülloblastom Tedavi Stratejileri

Medülloblastom tedavisinde temel yaklaşım multidisipliner bir süreçtir. Tedavi stratejisinin ilk ve en önemli adımı cerrahi müdahaledir. Deneyimli bir cerrah tarafından gerçekleştirilen ameliyatta, tümörün mümkün olan en yüksek oranda (gros total rezeksiyon) çıkarılması hedeflenir.

Cerrahi süreçte dikkat edilen kritik noktalar şunlardır:

  1. BOS Akımının Restorasyonu: 4. ventriküldeki sıvı akışının yeniden sağlanması hayati önem taşır.
  2. Hayati Dokuların Korunması: Tümör komşuluğundaki kranial sinir çekirdeklerinin korunması fonksiyonel başarı için şarttır.
  3. Evreleme: Tümörün BOS yoluyla kraniospinal aksa (omuriliğe) yayılıp yayılmadığı mutlaka tetkik edilmelidir.

Onkolojik Tedavi ve Yaşam Süresi Beklentisi

Cerrahi sonrası histopatolojik raporun kesinleşmesiyle birlikte tedavinin ikinci aşamasına geçilir. Çocuğun yaşına ve genel durumuna uygun olarak radyoterapi ve kemoterapi tedaviye eklenir.

Prognoz ve Sonuç: Medülloblastomda 5 yıllık yaşam süresi oranları genel olarak %25 ile %70 arasında değişkenlik göstermektedir. 2 yaşından büyük çocuklarda, başarılı bir cerrahi (total eksizyon) ve ardından uygulanan radyoterapi ile 5 yıllık yaşam beklentisi %60 civarındadır. Son yıllardaki tıbbi gelişmeler, bu sürelerin daha da uzayabildiğini göstermektedir.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Hidayet Akdemir

Prof. Dr. Hidayet Akdemir

Prof. Dr. Hidayet AKDEMİR, 2 Mart 1954 tarihinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimini 1972 yılında Nevşehir Lisesi'nde bitirmiştir. 1973 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1979 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 1983- 1988 yılları arasında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Anabilim Dalı'nda yaparak Nöroşirürji uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.