Doktorsitesi.com

ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSİNDE ACİL DURUMLAR

Prof. Dr. Fevziye Toros
Prof. Dr. Fevziye Toros
29 Mart 2016235 görüntülenme
Randevu Al
ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSİNDE ACİL DURUMLAR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisinde Acil Durum Kavramı

Çocuk ve ergen psikiyatrisinde acil durum, çocuğun veya bir başkasının yaşamının doğrudan tehlikede olduğu ya da çocuğun ağır ve yıkıcı bir travma ile karşılaşma riskinin yüksek bulunduğu kritik süreçleri ifade eder. Bu durumlar, hızlı müdahale gerektiren ve hayati önem taşıyan klinik tablolardır.

Çocuk psikiyatrisindeki temel acil durumlar şunlardır:

  1. İntihar düşüncesi veya girişimi,
  2. Cinsel, fiziksel veya duygusal taciz,
  3. Okul korkusu,
  4. Anoreksiya Nervosa ve Bulumiya Nevroza gibi yeme bozuklukları,
  5. Psikotik bozukluklar,
  6. Ebeveynlerin boşanması veya ebeveyn kaybı (ölüm),
  7. Konversiyon bozukluğu,
  8. Diğer akut psikiyatrik tablolar.

İntihar ve İntihar Girişimi: Tanımlar ve İstatistikler

Kişinin kendi isteğiyle yaşamına son verme eylemi ölümle sonuçlandığında intihar, ölümle sonuçlanmadığında ise intihar girişimi olarak adlandırılır. İntihar, çocuk psikiyatrisi kliniklerinde karşılaşılan en acil ve kritik durumdur.

Dünya genelindeki verilere bakıldığında, yaklaşık her dakikada bir intihar girişimi gerçekleşmektedir. İstatistiksel olarak ölümle sonuçlanan her bir intihar olayına karşılık, 30 intihar girişimi yaşandığı görülmektedir. Her yıl 6000 kişiden biri intihar nedeniyle hayatını kaybetmektedir; bu oran dünya genelindeki tüm ölümlerin %1-2’sini oluşturmaktadır.

Kategoriİstatistiksel Veri
Dünya Sağlık Örgütü Yıllık İntihar Hızı (1995)16 / 100.000
Türkiye İntihar Oranı (1997)3,3 / 100.000
Cinsiyete Göre İntihar GirişimiKızlarda 4 kat daha fazla
Cinsiyete Göre Ölümle Sonuçlanan İntiharErkeklerde 3 kat daha fazla

Her iki cinsiyet için de intihar girişimlerinin en sık görüldüğü yaş aralığı 15-24 yaş arasıdır. Yöntem tercihlerinde erkeklerin genellikle ateşli silahlar ve asıyı; kızların ise kimyasal maddeler ve ilaçları kullandığı gözlemlenmektedir.

İntihar Risk Faktörleri Nelerdir?

Çocukluk ve ergenlik döneminde intihar, bazen belirgin bir risk faktörü olmaksızın dürtüsel olarak gerçekleşebilir. Ancak bilimsel araştırmalar, belirli faktörlerin riski önemli ölçüde artırdığını göstermektedir:

  • Ruhsal Bozukluklar: Çocukta depresyon, davranım bozukluğu veya madde bağımlılığı bulunması.
  • Fiziksel Sağlık: Kanser veya şeker hastalığı gibi kronik fiziksel hastalıkların varlığı.
  • Geçmiş Öykü: Çocuğun daha önce intihar girişiminde bulunmuş olması.
  • Ailevi Faktörler: Ebeveynlerde ruhsal bozukluk (depresyon, bağımlılık) veya intihar öyküsü bulunması.
  • Aile Yapısı: Şiddetli aile içi çatışmalar, ebeveyn kaybı veya boşanma (boşanma riski 2-3 kat artırır).
  • Sosyoekonomik Durum: Kalabalık aile yapısı ve düşük sosyoekonomik düzey.
  • Travmalar: Süregelen ihmal, istismar veya doğal afetlere maruz kalma.
  • Eğitim ve Çevre: Okul başarısızlığı, akran ve öğretmenlerle yaşanan sorunlar.
  • Erişim ve Medya: Ateşli silahlara ulaşımın kolaylaşması ve medyadaki yanlış haber dili.

İntihar Eğilimini Gösteren Kritik İşaretler

Bir çocuk veya ergende aşağıdaki belirtilerin gözlemlenmesi, intihar eğilimi açısından uyarıcı kabul edilmelidir:

  • Ölüm üzerine genel veya sürekli konuşmalar yapılması,
  • Ölümü arzuladığına dair tekrarlanan ifadeler,
  • Çözümsüzlük, umutsuzluk ve tükenmişlik duygularının yoğunluğu,
  • İntihar isteğine yönelik mantıksal veya felsefi açıklamalar getirilmesi,
  • Açık bir şekilde intihar planından bahsedilmesi.

İntiharın Psikolojik Nedenleri

İntihar davranışı genellikle karmaşık duygusal süreçlerin bir sonucudur. Temel nedenler arasında şunlar yer alabilir:

  • Kendine veya başkalarına duyulan öfke ve cezalandırma arzusu,
  • Bir isteğin gerçekleşmesi için çevresine baskı yapma çabası,
  • Yaşanan çaresizliği ve acıyı dış dünyaya duyurma isteği,
  • Çevrenin ilgi ve sevgisini test etme veya bu ilgiyi zorla sağlama çabası.

Medyanın Rolü ve Haber Dili

Medyada yer alan haberlerin sunuluş biçimi, özellikle gençler üzerinde özendirici bir etki yaratabilir.

Özendirici Olabilecek Yanlış Haber Yaklaşımları:

  • İntihar yöntemlerinin ayrıntılı şekilde verilmesi,
  • Olayın 'anlaşılmaz' veya 'inanılmaz' olarak vurgulanması,
  • Romantik motivasyonlarla ilişkilendirilmesi,
  • Durumun basite indirgenerek sunulması.

Riski Azaltan Doğru Haber Yaklaşımları:

  • İntihar dışında alternatif çözüm yollarının gösterilmesi,
  • Kitlenin intihar davranışı hakkında doğru bilgilendirilmesi,
  • Kriz durumlarıyla başarıyla baş edebilmiş kişilere dair örneklerin paylaşılması.

İntiharın Önlenmesi İçin Alınabilecek Önlemler

Toplumsal ve bireysel düzeyde alınacak stratejik önlemler hayat kurtarıcıdır:

  • Erişimin Kısıtlanması: İntihar araçlarına (silah, ilaç vb.) ulaşım zorlaştırılmalıdır.
  • Eğitim: Sağlık çalışanları ve okul personeline yönelik düzenli eğitimler verilmelidir.
  • Farkındalık: Halkın ruhsal hastalıklar ve tedavi yöntemleri konusunda bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır.
  • Destek Hatları: Telefonla yardım ve danışmanlık hatları yaygınlaştırılmalıdır.
  • Ekonomik ve Sosyal Düzenlemeler: İntiharla ilişkili ekonomik risk faktörlerine yönelik iyileştirme planları oluşturulmalıdır.

Etiketler

İntihar girişimi olan bir insana nasıl yaklaşılmalı?Çocuk ve ergen psikiyatrisinde acil durumlarÇocuk ve ergen psikiyatrisinde acil durumlar nelerdirÇocuk ve ergen psikiyatrisinde acil durumda ne yapmalıİntihar davranışında ne yapmalı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Fevziye Toros

Prof. Dr. Fevziye Toros

Prof. Dr. Fevziye TOROS, 25 Şubat 1971 tarihinde Tarsus'da doğmuştur. Lisans öncesi eğitimlerini de burada tamamladıktan sonra Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimine başlamıştır. 1993 yılında buran mezun olarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1994-1998 yılları arasında aynı üniversitede Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlığını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.