Doktorsitesi.com

BÖBREK ÜSTÜ BEZİ AMELİYATI (LAPAROSKOPİK SURRENALEKTOMİ)

Doç. Dr. Necmettin Penbegül
Doç. Dr. Necmettin Penbegül
22 Nisan 2020445 görüntülenme
Randevu Al
BÖBREK ÜSTÜ BEZİ AMELİYATI (LAPAROSKOPİK SURRENALEKTOMİ)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Böbreküstü Bezi Nedir ve Görevleri Nelerdir?

Böbreküstü bezleri, her iki böbreğin üst kısmında konumlanmış, vücudun hayati fonksiyonlarını sürdürmesi için kritik öneme sahip hormonları salgılayan endokrin bezlerdir. Bu bezler; adrenalin, noradrenalin, aldosteron ve kortizol gibi temel hormonların üretiminden sorumludur.

Salgılanan bu hormonlar, vücuttaki sıvı ve tuz dengesini hassas bir şekilde ayarlayarak kan basıncını ve tansiyon düzeylerini düzenler. Ayrıca, kalp atış hızını kontrol eden ve metabolizmanın çalışma ritmini optimize eden bu bezler, vücudun ihtiyaç duyduğu anlarda diğer sistemleri de destekleyerek genel sağlığın korunmasında kilit rol oynar.

Böbreküstü Bezi Tümörlerinin Yol Açtığı Hastalıklar

Böbreküstü bezlerinde saptanan tümörler genellikle iyi huylu (benign) karakterdedir; ancak nadiren kötü huylu (kanser) oluşumlar da gözlenebilir. Tümörün boyutu arttıkça kanser riski de doğru orantılı olarak yükselmektedir. Yapılan araştırmalara göre kitle boyutuna göre kanser ihtimali şu şekildedir:

Kitle BoyutuKanser İhtimali
4 cm'den küçük kitleler%3
4-6 cm arası kitleler%7
6 cm'den büyük kitleler%25

Bu tümörler bazen hiçbir belirti vermeden büyüyebilirken, bazen de hormonların aşırı üretilmesine neden olarak ciddi klinik tablolara yol açabilirler. En sık görülen hastalıklar şunlardır:

  • Conn Sendromu (Hiperaldosteronizm): Bezlerin aşırı aldosteron üretmesi sonucu ortaya çıkan kronik tansiyon yüksekliğidir.
  • Cushing Sendromu: Fazla kortizol salgılanmasıyla karakterizedir; obezite, kilo artışı, kan basıncı yükselmesi ve ciltte zayıflama sonucu oluşan çizgilerle kendini gösterir.
  • Feokromasitoma: Adrenalin ve noradrenalin hormonlarının aşırı salgılanmasıdır. Şiddetli tansiyon krizleri, taşikardi, baş ağrısı ve yoğun kaygı hissi gibi hayati risk taşıyan şikayetlere neden olur.

Böbreküstü Bezi Tümörlerinde Tanı Süreci

Böbreküstü bezi tümörleri, genellikle farklı bir şikayetle yapılan ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi görüntüleme işlemleri sırasında tesadüfen saptanır. Kesin tanı koymak ve kitlenin karakterini belirlemek için şu yöntemler kullanılır:

  1. İlaçlı (kontrastlı) Bilgisayarlı Tomografi veya MR görüntüleme.
  2. Kan ve idrar tahlilleri ile yapılan kapsamlı hormonal değerlendirme.

Tedavi Yöntemleri: Ne Zaman Ameliyat Gereklidir?

Değerlendirmeler sonucunda; boyutu ne olursa olsun hormon üreten (fonksiyonel) kitleler, görüntüleme sonuçları kanser şüphesi uyandıran kitleler ve kanser riski taşıyan 4-5 cm'den büyük kitleler cerrahi yöntemle çıkarılmalıdır. 4-5 cm'den küçük olan ve kanser şüphesi taşımayan kitleler ise düzenli takip altına alınır.

Laparoskopik Cerrahi (Kapalı Yöntem)

Günümüzde böbreküstü bezi tümörlerinin tedavisinde en modern ve önerilen yöntem laparoskopik cerrahidir. Bu yöntemin avantajları şunlardır:

  • Karın bölgesinde açılan sadece 3-4 küçük delikten operasyon gerçekleştirilir.
  • Hastaların %98'inde bu yöntem başarıyla uygulanmaktadır.
  • İyileşme süreci ve normal hayata dönüş çok daha hızlıdır.
  • Hastanede yatış süresi kısalır; hastaların çoğu ertesi gün taburcu edilir.

Açık Cerrahi Yöntem

Hastaların yaklaşık %2'lik bir kısmında uygulanan bu yöntem, genellikle 10 cm'den büyük kitlelerde veya görüntüleme sonuçlarında net bir kanser beklentisi olan vakalarda tercih edilmektedir.

Etiketler

Böbrek üstü bezleriLaparoskopik cerrahi avantajlarıBöbreküstü beziBöbreküstü lezyonBöbreküstü bezi ameliyatıLaparoskopik böbrek üstü ameliyatıBöbreküstü bezlerinde görülen kitlelaparoskopik surrenalektomilaparoskopik böbreküstü bezi ameliyatılaparoskopik adrenalektomi

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Necmettin Penbegül

Doç. Dr. Necmettin Penbegül

Doç. Dr. Necmettin PENBEGÜL, 1977 yılında Malatya'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 2001 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, 2001 - 2006 yılları arasında İstanbul Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlayarak Üroloji Uzmanı olmuştur. İhtisas gerçekleştirdiği süre zarfında bir çok yurt içi ve yurt dışı çalışmalarında yer almış taş hastalıklarının Endoürolojik yaklaşımları konusunda eğitim almış Türk Üroloji Yeterlilik Kurulları (TÜYK) Üroloji Yeterlilik Sınavını da başarıyla tamamlamıştır.

Mecburi hizmetinin ardından 2009 yılında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği'nde ''Yardımcı Doçent'' olarak akademik çalışmalarına başlamış, Endoskopik Ürolojik ameliyatlara olan eğilimi nedeniyle 2010 yılında 1(bir) ay süre ile “Laparoskopik Ürolojik Cerrahi” konusunda İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğinde gözlemci olarak bulunmuş ve akabinde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Kliniğinde Laparoskopik Ameliyatların başlamasını sağlamıştır. 2011 yılında Laparoskopik cerrahi konusundaki deneyimlerini arttırmak amacı ile Universitat Tübingen Klinik für Urologie / Stuttgart-Germany kliniğinde 3 ay süreyle gözlemci olarak bulunmuş olan Doç. Dr. Necmettin PENBEGÜL, Ülkesine döndükten sonra kliniğinde Laparoskopik Ürolojik ameliyatlara devam etmiş ve birçok kurslarda Laparoskopik Cerrahi eğitmeni olarak görev almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.