Böbrek taşı her 10 kişiden 1’ini etkileyen bir hastalıktır. İdrarımızda fazla bulunan mineral veya tuzlar zamanla kristalize olur ve bu kristaller de kademeli olarak büyüyerek taşa dönüşür. Yaptığımız idrarda bulunan kalsiyum, oksalat, sistin ve ürik asit maddelerinin normalden fazla bulunması böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlar. Bununla birlikte sitrat gibi koruyucu maddelerin ise idrarda normalden daha az bulunması da taş oluşumunu kolaylaştırır. En önemli faktörlerden birisi ise alınan sıvı miktarının az olmasıdır. Böbrek taşlarının farklı tipleri vardır.

– kalsiyum oksalat/ kalsiyum fosfat taşları (%80) – ürik asit taşları (%5-10) – enfeksiyon taşları (%10) – sistin/ ksantin taşları (%1) Böbrek taşına sebep olan risk faktörleri vardır.

1) Günlük yapılan idrar miktarının 2,5 litreden az olması en önemli risk faktörüdür. Bu durum az sıvı tüketilmesine bağlı olduğu gibi; ağır iş yapanlarda, sıcak yerde yaşayan veya çalışanlarda yeterli sıvı alınmasına rağmen terleme yoluyla sıvı kaybından da kaynaklanabilir.

2) Aşırı tuz tüketimi idrardaki kalsiyum oranını arttırarak taş oluşumunu kolaylaştırır

3) Hayvansal protein tüketimi idrardaki asit seviyesini yükselterek ürik asit taşı ve kalsiyum taşı oluşumunu arttırabilir.

4) Çok sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerde, idrar yollarında uzun süreli kateter bulunanlarda enfeksiyon taşları daha sık görülmektedir.

5) Genetik faktörler:Ailesinde böbrek taşı hastalığı bulunan kişiler 2.5 kat daha fazla risk altındadır.

6) Şeker hastalığında ve gut hastalığında taş hastalığı daha sık görülür.

7) Kalsiyum, vitamin D , vitamin C 'yi kontrolsüz olarak alanlarda taş hastalığı daha sık görülür.

8) İdrar yollarında darlıkla seyreden anatomik bozukluklar

9) Metabolik hastalıklar.

Sık görülen şikayetler

1) Ağrı: Ani başlangıçlı şiddetli sırt ve yan ağrısı şeklinde görülür ve sıklıkla alt karın bölgesi ile kasığa doğru ilerler. Taş kanalda ilerledikçe ağrılarda yer değiştirerek idrar yapamama hissi, idrar yaparken yanma hissi, sık ama az miktarda idrar yapma, penis ucunda yanma gibi şikâyetlere yol açabilir.

2) Kanama

3) Bulantı ve kusma

4) Böbrekteki taşlar ise sıklıkla herhangi bir şikâyete yol açmazlar. Bu nedenle geç tanı alır ve çok büyük boyutlara ulaşırlar.

Tanı yöntemleri

1) Ultrasonografi: Tanıda en zararsız yöntem ultrasonografidir. Bu yöntem özellikle gebelerde, çocuklarda ve radyasyona maruz kalmak istemeyen hastalarımızda kullandığımız ilk yöntemdir. Ancak bu tanı yönteminde çok küçük taşlar veya böbrekten çıkıp kanala düşen taşlar görülemeyebilir.

2) Tomografi: Böbrek taşının tanısında en sık kullandığımız yöntem ise ilaçsız (kontrastsız) bilgisayarlı tomografi yöntemidir. Tomografi sayesinde en küçük taşları bile görüntüleyebiliyoruz.

3) Direkt üriner sistem grafisi: Taş varlığı tespit edildikten sonra tedavi planlanmasında veya takip amaçlı kullanılabilir.

4) Intravenöz pyelografi: Böbrek toplayıcı sisteminin görüntülenmesinde ve böbrek fonksiyonunun değerlendirilmesinde kullanılır. Tedavi yöntemleri İdrar yollarındaki taşlara müdahalenin 4 yaygın yolu vardır:

1) Şok dalgaları ile taş kırılması (ESWL)

2) Üreterorenoskopi (URS) ve Fleksibl üreterorenoskopi (RIRS)

3) Perkütan nefrolitotomi (PNL) 4) Açık cerrahi yöntemler

Şok dalgaları ile taş kırılması (ESWL): Ameliyatsız bir yöntemdir. Yüksek enerjili ses dalgaları cilt ve vücut dokularını geçip taşın yüzeyine enerji bırakarak taşın parçalanmasını sağlar ve işlemi takip eden günler veya haftalar içinde taş parçaları idrarla kendiliğinden atılır. Taşa müdahale yöntemleri arasında en az zararlı olan yöntem olduğu için; böbrekteki 2 cm’den küçük taşlarda ve böbrekten yeni çıkan üst kanal taşlarında ilk tercih edilen yöntem olmalıdır. Büyük ve sert taşlarda tercih edilmez.

Gebelerde, kan sulandırıcı ilaç kullananlarda, idrar yolu enfeksiyonu olanlarda ve aort anevrizması olanlarda bu işlem yapılmamalıdır. Taş kırma işlemi sonrasında idrarda kanama, taş parçalarının düşürülememesine bağlı böbrekte şişme, ağrı, idrar yolu enfeksiyonu gibi yan etkiler görülebilir.

Çok nadiren akciğer, bağırsak karaciğer ve dalak yaralanması olabilir. Üreterorenoskopi (URS): Böbrek ile idrar kesesi arasındaki kanalda (üreter) bulunan taşlarda tercih edilen bir yöntemdir. Yaklaşık 3mm kalınlığında ve 60cm uzunluğunda olan yarı-sert kameralı cihazlar ile hastanın idrar yaptığı kanaldan (üretra) girilerek idrar kesesine ve buradan da taşın bulunduğu kanala girilir. URS cihazının içerisinden ilerletilen kırıcılar ile (lazer veya pnömotik) taş kırılır.

Bu kırılan taşlar ameliyat esnasında alınabileceği gibi taşı hastanın kendiliğinden düşürmesi de beklenebilir. Bazen ameliyatın bitiminde taşın kırıldığı kanala bir kateter (tel, stent) de yerleştirilebilir. Bu kateter yaklaşık 1 ay sonra çıkartılır. Fleksibl üreterorenoskopi (RIRS): Bu yöntemde ise URS cihazının kıvrılabilir olanları kullanılır. Sıklıkla böbrekteki taşların ve böbrekten kanal yeni düşmüş olan taşların kırılmasında kullanılır.

Perkütan nefrolitotomi (PNL): Böbrek taşlarının kapalı ameliyatında en sık kullanılan yöntemdir. Hastanın sırt bölgesinden böbreğin içerisine doğru yaklaşık 1cm (10mm) genişliğinde bir tünel oluşturularak yapılır. Bu tünel içerisinden gönderilen kameralı aletler ile böbreğin içindeki taşlar görülür ve taşlar bir bütün halinde veya kırılarak aynı yoldan dışarı çıkartılır. Bu yöntemde en sık görülen istenmeyen durum kanama ihtimalinin bulunmasıdır. Açık cerrahi: Diğer yöntemlerin başarısız olduğu zor taşlarda halen açık taş cerrahisi uygulanmaktadır.


Bursa Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!